4. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Kök Hücre Tedavileri Kongresi

May 2, 2016 | Author: Volkan Özmert | Category: N/A
Share Embed Donate


Short Description

1 4. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Kök Hücre Tedavileri Kongresi BİLDİRİ ÖZETLERİ - 4 Mart Uluda...

Description

4. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Kök Hücre Tedavileri Kongresi BİLDİRİ ÖZETLERİ

1 - 4 Mart 2007 - Uludağ, BURSA

Türk Hematoloji Derneği 40. YIL

TÜRK HEMATOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU Türk Hematoloji Derneği 40. YIL

Başkan: II. Başkan: Genel Sekreter: Araştırma Sekreteri: Sayman: Üye: Üye:

Muhit ÖZCAN M. Nejat AKAR Mutlu ARAT G. Hayri ÖZSAN Mustafa N. YENEREL Mustafa ÇETİN Savaş KANSOY

KONGRE ONURSAL BAŞKANI Ahmet TUNALI KONGRE BAŞKANI Muhit ÖZCAN

KONGRE SEKRETERİ Mutlu ARAT

Organizasyon Hizmetleri SERENAS Turizm Kongre ve Organizasyon Hizmetleri Ltd. Şti. Turan Güneş Bulvarı 5. Cad. No:13, 06550 Yıldız, Çankaya - ANKARA Tel: +90 312 440 50 11 Faks: +90 312 441 45 64 www.serenas.com.tr www.serenasgroup.com

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ İçindekiler Akut Lösemi Bildiri: 01

Kalıtsal Hastalıklar Ref. No: 40

ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GÖRÜLEN GRANÜLOSİTİK SARKOMLU İKİ OLGU: 1Funda Ceran, 1 Simten Dağdaş, 1Özlem Şahin Balçık, 1Murat Albayrak, 1 Osman Yokuş, 1Ahmet Oymak, 2Meltem Aylı, 1Gülsüm Özet. 1Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, 2Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara.

Bildiri: 06

Ref. No: 80

OSTEOPETROZİS ve ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ: EGE ÜNİVERSİTESİ DENEYİMİ: 1Bengü Kadıoğlu, 1Serap Aksoylar, 1Savaş Kansoy, 1Sema Can, 1Damla Gökşen, 1 Mehmet Kantar, 1Nazan Çetingül. 1EÜTF Pediyatrik Kit Ünitesi, 2EÜTF Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı, İzmir.

Multipl Miyelom Bildiri: 02

Ref. No: 46

DİRENÇLİ AML OLGUSUNDA AKTİF TEDAVİ YAKLAŞIMLARI: 1Hakan Özdoğu, 1Can Boğa, 1Ebru Kızılkılıç, 1 Ilknur Kozanoğlu, 1Mahmut Yeral, 1Oktay Sözer, 1 Mahmut Kural, 1 Erkan Maytalman. 1Başkent Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı, 2Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Araştırma Laboratuarı, Adana. Bildiri: 03

Bildiri: 07

Ref. No: 51

AKUT LÖSEMİLERDE BAĞIMSIZ DOĞUŞTAN KAZANILMIŞ BİR DEĞİŞKEN: HLA-UYGUN KARDEŞ VARLIĞI: Pervin Topçuoğlu, Sinem Civriz, Klara Dalva, Ender Akçağlayan Soydan, Aynur Uğur Bilgin, Önder Arslan, Muhit Özcan, Günhan Gürman, Hamdi Akan, Meral Beksaç, Osman İlhan, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Kemik İliği Nakli Ünitesi, Ankara.

Bildiri: 08

Bildiri: 04

Bildiri: 09

Ref. No: 52

ANKARA NUMUNE HASTANESİ KÖK HÜCRE NAKLİ ÜNİTESİ FAALİYET RAPORU: Simten Dağdaş, Taner Demirer, Süleyman Dinçer, Meltem Aylı, Fikret Arpacı, Gülsüm Özet, Nurullah Zengin, Zafer Çelik, Ahmet Oymak, Hüseyin Abalı, Berna Öksüzoğlu, Mahmut Koç. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Ref. No: 62

ERİŞKİN AKUT LÖSEMİLİ HASTALARDA OTOLOG KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: KAPADOKYA TRANSPLANT MERKEZİ DENEYİMİ: 1Sibel Kabukçu Hacıoğlu, 1Fevzi Altuntaş, 1Barış Eser, 1Leylagül Kaynar, 1 İsmail Koçyiğit, 1Fatih Kurnaz, 2Özlem Canöz, 1Bülent Eser, 3Yusuf Özkul, 1Ali Ünal, 1Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı ve KİT Merkezi, 2Erciyes Üniversitesi Patoloji Anabilim Dalı, 3Erciyes Üniversitesi Genetik Anabilim Dalı, Kayseri.

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

Ref. No: 47

MULTİPL MİYELOM HASTALARINDA “İNTENT TO TRANSPLANT” ANALİZİ: TEK MERKEZ DENEYİMİ: Mutlu Arat, Merih Kızıl Çakar, Ender Soydan, Aynur Uğur Bilgin, Pervin Topçuoğlu, Önder Arslan, Muhit Özcan, Günhan Gürman, Nahide Konuk, Akın Uysal, Meral Beksaç, Osman İlhan. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Ref. No: 57

OTOLOG KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYON SONRASI MULTİPL PLAZMASİTOM TABLOSUYLA RELAPS OLAN MM OLGUSU: 1Osman Yokuş, 1Simten Dağdaş, 1Meltem Aylı, 1Özlem Şahin, 1Funda Ceran, 1Murat Albayrak, 1 Nurullah Zengin, 1Gülsüm Özet. 1Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Ankara. Bildiri: 10

Bildiri: 05

Ref. No: 13

OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİNDEN SONRA MULTİPL CİLT PLAZMASİTOMLARI ŞEKLİNDE RELAPS YAPAN BİR SEKONDER PLAZMA HÜCRELİ LÖSEMİ OLGUSU: Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Salih Deveci, Mustafa Öztürk, Armağan Günal, Ahmet Özet. GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi), Ankara.

Ref. No: 59

OTOLOG KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU SONRASI RELAPS GELİŞEN MULTİPLE MİYELOM’LU HASTALARDA TEDAVİ YAKLAŞIMLARI: Osman Yokuş, Simten Dağdaş, Murat Albayrak, Funda Ceran, Özlem Şahin, Servet Erbaşı, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Bildiri: 11

Ref. No: 98

OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU UYGULANAN ‘MULTİPL MYELOM’ OLGULARININ KLİNİK SEYRİ, TAKİP VE TEDAVİLERİ: 20 HASTA İLE TEK MERKEZ DENEYİMİ: Osman Yokuş, Simten Dağdaş, Murat Albayrak, Funda Ceran, Özlem Şahin, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Ankara.

iii

İÇİNDEKİLER

Graftın Tümöre Karşı Etkisi (GVT)

Bildiri: 19

Bildiri: 12

OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ İLE BAŞARILI OLARAK TEDAVİ EDİLEN TİP I KRİYOGLOBULİNEMİ OLGUSU: Eren Gündüz, Olga Meltem Akay, Hava Üsküdar Teke, Zafer Gülbaş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir.

Ref. No: 42

KÖK HÜCRE NAKLİNDE KARDEŞLER ARASI UYARICI VE BASKILAYICI DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ HÜCRE İMMUNGLOBULİN BENZERİ RESEPTÖR (KIR) ALEL UYUMUNUN ETKİLERİ: Klara Dalva, Funda Güngör Dinçer, Ender Soydan Akçağlayan, Meral Beksaç. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Bildiri: 13

Ref. No: 83

ALLOGENEİK PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU SONRASI DLI UYGULAMALARI: BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ DENEYİMİ: 1Can Boğa, 1Hakan Özdoğu, 2 İlknur Kozanoğlu, 1Ebru Kızılkılıç, 1Mahmut Yeral. 1Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 2 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı, Adana.

Kronik Lösemiler Bildiri: 20

Bildiri: 14

Ref. No: 34

FANKONİ APLASTİK ANEMİSİNDE RADYOTERAPİ İÇERMEYEN HAZIRLAMA REJİMLERİYLE HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: Mehmet Ertem, Talia İleri, Fatih Azık, Funda Çıtak, Zümrüt Uysal, Sevgi Gözdaşoğlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı, Ankara.

Allojenik ve Otolog Kök Hücre Transplantasyonu Bildiri: 15

Ref. No: 61

ABO - KAN GRUBU UYUMSUZ ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ: TEK MERKEZ DENEYİMİ: Zübeyde Nur Özkurt, Zeynep Arzu Yeğin, Şahika Zeynep Akı, Münci Yağcı, Gülsan Sucak, Rauf Haznedar. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Bildiri: 16

Ref. No: 24

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ AKRABA DIŞI ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ TECRÜBESİ: Sabiha Yüce, Gülçin Kalaycı, Serap Güngör, Ayşe Ayrılmaz, Volkan Şenkal, Didem Aydın, Başak Oyan, Yener Koç. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi, İstanbul. Bildiri: 17

Ref. No: 45

OTOLOG VE ALLOGENEİC PERİFERİK KAN KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ İLK 2 YIL DENEYİMİ: Hakan Özdoğu, Can Boğa, Ebru Kızılkılıç, Ilknur Kozanoğlu, Sema Karakuş, Feride İffet Şahin, Dilek Ünalan. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara. Bildiri: 18

Ref. No: 30

KML OLGULARINDA ALLOJENEİK HEMATOPOİETİK HÜCRE NAKLİ ÖNCESİ İMATİNİB KULLANIMI NE KADAR GÜVENLİ? Aynur Uğur Bilgin, Pervin Topçuoğlu, Ender Soydan, Akın Uysal, Nahide Konuk, Meral Beksaç, Günhan Gürman, Taner Demirer, Muhit Özcan, Önder Arslan, Osman İlhan, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara. Bildiri: 21

Aplastik Anemi ve Hemoglobinopatiler

Ref. No: 96

Ref. No: 33

GRANÜLOSİTİK SARKOM İLE ORTAYA ÇIKAN VE ALLOJENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI ERKEN DÖNEMDE BLASTİK DÖNÜŞÜM İZLENEN KRONİK MYELOSİTER LÖSEMİ (KML) OLGUSU: Murat Albayrak, Simten Dağdaş, Özlem Şahin Balçık, Funda Ceran, Osman Yokuş, Zafer Çelik, Meltem Aylı, Mesude Yılmaz, Gülsüm Özet. Ankara Numune Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Bildiri: 22

Ref. No: 99

ALLOJENEİK NAKİL SONRASI RELAPS EDEN KML HASTALARINDA TEDAVİ: TEK BAŞINA İMATİNİB VS İMATİNİB VE DLI: Sinem Civriz Bozdağ, Ender Soydan, Pervin Topçuoğlu, Aynur Uğur Bilgin, Şule Mine Bakanay, Haluk Koç, Meral Beksaç, Osman İlhan, Muhit Özcan, Günhan Gürman, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara.

İmmunobiyoloji ve İmmun Yeniden Yapılanma Bildiri: 23

Ref. No: 84

ALLOJENEİK HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GÖRÜLEN MUKOZİTLE HLA TİPLERİ İLİŞKİSİ: 1Gökhan Kabaçam, 2Ender Akçağlayan Soydan, 2 Pervin Topçuoğlu, 2Klara Dalva, 3Pınar Özdemir, 2Muhit Özcan. 1Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği, 2Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Hematoloji Bilim Dalı, 3Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Bioistatistik Anabilim Dalı, Ankara.

Ref. No: 94

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ OTOLOG VE ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ DENEYİMİ: Eren Gündüz, Olga Meltem Akay, Hava Üsküdar Teke, Zafer Gülbaş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir.

iv

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

İÇİNDEKİLER

Lenfomalar Bildiri: 24

Bildiri: 29

Ref. No: 69

NÜKS/REFRAKTER HODGKİN LENFOMALI HASTALARDA OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: KAPADOKYA TRANSPLANT MERKEZİ DENEYİMİ: 1Fevzi Altuntaş, 1Leylagül Kaynar, 1Fatma Doğruel, 1Sibel Kabukçu Hacıoğlu, 1İsmail Koçyiğit, 1Fatih Kurnaz, 2Orhan Galip Yıldız, 3Özlem Canöz, 1Bülent Eser, 1Ali Ünal, 1Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı ve Kit Merkezi, 2Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı, 3Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Kayseri. Bildiri: 25

İnfeksiyöz Problemler, Damar Yolu, Diğer Destek Tedavileri Ref. No: 22

YÜKSEK DOZ KEMOTERAPİ VE PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU UYGULANAN NONHODGKİN LENFOMALI HASTADA İZOLE İNVAZİF İNTESTİNAL ASPERGİLLOZ: Mustafa Öztürk, 2Nail Ersöz, Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Bekir Öztürk, Okan Kuzhan, Şeref Kömürcü, Ahmet Özet, 2Gökhan Yağcı, 2Erkan Öztürk. GATA Tıbbi Onkoloji, 2GATA Genel Cerrahi, Ankara. Bildiri: 27

Ref. No: 4

ALLOJENEİK KEMİK İLİĞİ NAKLİ SONRASI POLYOMAVIRUS HOMINIS TİP 1 (BKV)’E BAĞLI GEÇ BAŞLANGIÇLI HEMORAJİK SİSTİT: 1Ahmet Emin Kürekçi, 1 A. Avni Atay, 1Fatih Azık, 2Çakır Güney, 3Erol Erduran. 1 Gülhane Askeri Tıp Akademisi Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı, 2Gülhane Askeri Tıp Akademisi Viroloji Bilim Dalı, 3 Karadeniz Teknik Üniversitesi Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı, Ankara, Trabzon. Bildiri: 28

Ref. No: 15

ALLOJENEİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU UYGULANAN HASTALARDA TOTAL PARENTERAL NÜTRİSYONUN BİYOKİMYASAL PARAMETRELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Ahmet Ifran, Cengiz Beyan, Ali Uğur Ural, Türker Çetin, Kürşat Kaptan, Ferit Avcu, Oral Nevruz. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara.

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

Bildiri: 30

Ref. No: 29

HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA İNVAZİF MANTAR ENFEKSİYONU: MORTALİTEYE ETKİSİ VAR MI? Aynur Uğur Bilgin, Ender A. Soydan, Pervin Topçuoğlu, Bora Aktaş, Özlem Kumbasar, Alpay Azap, Hamdi Akan, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara.

Ref. No: 100

OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN HODGKİN DIŞI LENFOMA HASTALARINDA RİTUXİMAB’IN YERİ: Sinem Civriz Bozdağ, Pervin Topçuoğlu, Ender Soydan, Mutlu Arat, Osman İlhan, Haluk Koç, Meral Beksaç, Akın Uysal, Hamdi Akan, Önder Arslan, Nahide Konuk, Muhit Özcan. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Ankara.

Bildiri: 26

Ref. No: 17

ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN APLASTİK ANEMİLİ OLGUDA PARANASAL SİNÜZ ASPERGİLLOZİSİNDE KOMBİNE ANTİFUNGAL TEDAVİ: Özlem Şahin Balçık, Simten Dağdaş, Funda Ceran, Osman Yokuş, Murat Albayrak, Ahmet Oymak, Sema Keser Güler, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara.

Bildiri: 31

Ref. No: 38

2005-2007 YILLARI ARASINDA KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU YAPILAN HASTALARDA FEBRİL NÖTROPENİ ATAKLARINDAKİ KAN KÜLTÜRLERİNDE İZOLE EDİLEN BAKTERİLER: Yeşim Gürol, Leman Erkut, Damla Tokaç, Ayşe Ayrılmaz, Sabiha Yüce, Serap Güngör, Başak Oyan, Yener Koç, Sesin Kocagöz. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Stem Hücre Transplantasyon ve Klinik Mikrobiyoloji-İnfeksiyon Üniteleri, İstanbul. Bildiri: 32

Ref. No: 66

ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİNDE ANTİMİKROBİAL PROFİLAKSİ SÜRESİNİN BELİRLENMESİNE CD4 HÜCRE SAYIMININ YERİ: Özlem Şahin Balçık, Simten Dağdaş, Osman Yokuş, Murat Albayrak, Funda Ceran, Zafer Çelik, Mesude Yılmaz, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Bildiri: 33

Ref. No: 68

HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİ ÖNCESİ DENTAL MUAYENE SONUÇLARI: KAPADOKYA TRANSPLANT MERKEZİ DENEYİMİ: 1Yıldıray Şişman, 2Fevzi Altuntaş, 2İsmail Koçyiğit, 1Elif Tarım Eltaş, 2Leylagül Kaynar, 2Sibel Kabukçu Hacıoğlu, 2Bülent Eser, 2Ali Ünal, 2Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Oral Diagnoz ve Radyoloji Bilim Dalı, 2Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı ve Kit Merkezi, Kayseri. Bildiri: 34

Ref. No: 70

KEMİK İLİĞİ TRANSPLANT ALICILARINDA SİTOMEGALOVİRUS’UN ANTİJENEMİ VE GERÇEK ZAMANLI PCR YÖNTEMLERİYLE ARAŞTIRILMASI: 1Selma Gökahmetoğlu, 2Leylagül Kaynar, 2Fevzi Altuntaş, 3Orhan Yıldız, 3Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Kayseri, 2Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı ve Kemik İliği Transplant Merkezi, Kayseri., 3Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, Kayseri.

v

İÇİNDEKİLER

Bildiri: 35

Ref. No: 72

Bildiri: 42

Ref. No: 112

ALLOJENİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU YAPILAN HASTALARDA GEÇ DÖNEM ENFEKSİYONLAR: 1 Leylagül Kaynar, 1Fevzi Altuntaş, 1Çiğdem Pala, 1Sibel Kabukçu Hacıoğlu, 2Orhan Yıldız, 1İsmail Koçyiğit, 3Selma Gökahmetoğlu, 3Nedret Koç, 1Bülent Eser, 4Mustafa Güleç, 1Ali Ünal, 1Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı ve KİT Merkezi, 2Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı, 3Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji Bilim Dalı, 4Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyodiagnostik Bilim Dalı, Kayseri.

OTOLOG VE ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKİL HASTALARINDA YOĞUN BAKIM ORTAMINDA MEKANİK VENTİLASYON UYGULANMASI: Sibel Poçan, Murat Sayın, Şüheda Çelebi, Başak Oyan, Yener Koç, Bora Aykaç. Yeditepe Üniversite Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Stem Hücre Transplantasyon Üniteleri, İstanbul.

Bildiri: 36

Bildiri: 43

Ref. No: 75

Kök Hücre Kaynakları ve Deneysel Kök Hücre Araştırmaları Ref. No: 81

ALLOGENEİK HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI SİTOMEGALOVİRUS REAKTİVASYONU: TEK MERKEZ DENEYİMİ: 1Zeynep Arzu Yeğin, 1Şahika Zeynep Akı, 1Zübeyde Nur Özkurt, 1Münci Yağcı, 1Gülsan Sucak, 2Seyyal Rota, 1Rauf Haznedar. 1Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 2Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tibbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Ankara.

LÖKAFEREZ SONRASI BİR GECE DONDURULMADAN BUZDOLABINDA SAKLANAN OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE ÜRÜNLERİNİN YÜKSEK ÇEKİRDEKLİ HÜCRE SAYISINDA VE DOĞRUDAN -80 C DE DONDURULMASI: Ayhan Dönmez, Seçkin Çağırgan, Murat Tombuloğlu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, İzmir.

Bildiri: 37

Bildiri: 44

Ref. No: 78

OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE TOPLANMASINDA KISA SÜRELİ FEMORAL VENÖZ DİYALİZ KATETER UYGULAMASI: TEK MERKEZDEN 276 KATETER UYGULAMASININ GERİYE DÖNÜK DEĞERLENDİRİLMESİ: Ayhan Dönmez, Seçkin Çağırgan, Murat Tombuloğlu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, İzmir. Bildiri: 38

Ref. No: 79

RELAPS ALL ve KRONİK HEPATİT-B İNFEKSİYONUNUN ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ İLE TEDAVİSİ: OLGU SUNUMU: Bengü Kadıoğlu, Serap Aksoylar, Savaş Kansoy, Funda Özgenç, Mehmet Kantar, Nazan Çetingül. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kök Hücre Nakli Ünitesi, İzmir. Bildiri: 39

Ref. No: 92

HEMAPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU (HKHT) SONRASI YAYGIN FUSARİOSİS TEDAVİSİNDE VORİKONAZOL (VOR) VE LİPOZOMAL AMFOTERİSİN B (L-AMPB) KOMBİNASYONU: 1Gülsün Tezcan, 1Vedat Uygun, 2Dilara Öğünç, 1Volkan Hazar, 1M. Akif Yeşilipek. 1 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Onkoloji Bilim Dalı, 2Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Antalya. Bildiri: 40

Ref. No: 93

ALLOJENEİK PERİFERİK KEMİK İLİĞİ NAKLİ SONRASI POLYOMA BK VİRÜSE BAĞLI HEMORAJİK SİSİTİT: BİR OLGU SUNUMU: Feyzi Bostan, İhsan Karadoğan, Rabin Saba, Ayşen Timurağaoğlu, Dilek Çolak, Levent Ündar. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Antalya. Bildiri: 41

Ref. No: 108

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ KÖK HÜCRE NAKLİ ÜNİTESİNDE CMV REAKTİVASYONUNU ÖNLEME VE TEDAVİ DENEYİMİ: Meral Sönmezoğlu, Volkan Şenkal, Ayşe Ayrılmaz, Başak Oyan, Sesin Kocagöz, Tanıl Kocagöz, Yener Koç. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Stem Hücre Transplantasyon ve Klinik Mikrobiyoloji-İnfeksiyon Üniteleri, İstanbul.

vi

Ref. No: 11

PERİFERİK KÖK HÜCRE MOBİLİZASYONUNDA 10 MİKROGRAM/KG FİLGRASTİME KARŞI 7.5 MİKROGRAM/KG LENOGRASTİM: RANDOMİZE ÇALIŞMA SONUÇLARI: Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Mustafa Öztürk, Ahmet Özet, Türker Cetin, Şeref Kömürcü, Bekir Öztürk, Okan Kuzhan, Murat Beyzadeoğlu. GATA Kemik Iliği Nakli Unitesi, Ankara. Bildiri: 45

Ref. No: 32

KORDON KANI ve PERİFERİK KÖK HÜCRE ÜRÜNLERİNDE CD34 ve CD133 ANTİJEN EKSPRESYONU: 1 Savaş Kansoy, 1Nuri Bayram, 3Ahmet Keskinoğlu, 1Serap Aksoylar, 1Mehmet Kantar, 2Ayhan Dönmez, 1Bengü Kadıoğlu, 1Nazan Çetingül. 1EÜTF Pediyatrik Kit Ünitesi, 2 EÜTF Erişkin Hematoloji Bilim Dalı, 3EÜTF Doku Tipi Lab., İzmir. Bildiri: 46

Ref. No: 82

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ADANA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ AFEREZ ÜNİTESİ KÖK HÜCRE TOPLAMA, DONDURMA VE SAKLAMA DENEYİMİ: 1 İlknur Kozanoğlu, 2Ebru Kızılkılıç, 2Can Boğa, 2Hakan Özdoğu, 3Mahmut Kural, 3Erkan Maytalman, 2Mahmut Yeral. 1Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı, 2Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 3Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Aferez Ünitesi, Ankara. Bildiri: 47

Ref. No: 103

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE MİKTARININ ALDH ENZİM AKTİVİTESİNE GÖRE BELİRLENMESİ: Eren Gündüz, Gülcihan Demirel, Zafer Gülbaş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir.

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

İÇİNDEKİLER

Bildiri: 48

Ref. No: 109

HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRELERİN NİŞLERİNDEN MOBİLİZASYONUNDA VEGF, TİE-2 VE ANGİOPOİETİN’İN ROLÜ: 1Hakan Göker, 1Umit Akman, 1Mehmet Turgut, 1Yahya Büyükaşık, 1İbrahim C. Haznedaroğlu, 1 Osman İ. Özcebe, 1Nilgün Sayınalp, 1Salih Aksu, 1Ebru Koca, 1Deniz Cetiner, 1Yasemin Karacan, 1Serafettin Kirazlı. 1Hacettepe Universitesi Tıp Fakültesi, Erişkin Hematoloji-Kit Unitesi, Ankara, 2Ondokuz Mayıs Universitesi Tıp Fakültesi, Erişkin Hematoloji Bilim Dalı, Samsun.

Graft versus Host Hastalığı (GvHH) Bildiri: 49

Ref. No: 25

ALLOJENEİK HEMOPOETİK KEMİK İLİĞİ NAKLİNDEN SONRA GELİŞEN KRONİK GVHD’YE BAĞLI HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE URSODEOKSİKOLİK ASİD ETKİN BİR AJANDIR: Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Önder Öngürü, Salih Deveci, Ahmet Özet. 1GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi), Ankara. Bildiri: 50

Ref. No: 48

ORBİTAL SELULİT’İN ALLOGENEİK TRANSPLANTASYON SONRASINDA GELİŞEN GRAFT-VERSUS-HOST HASTALIĞINDA İLK KLİNİK BULGU OLARAK ORTAYA ÇIKMASI: Ebru Kızılkılıç, Can Boğa, Hakan Özdoğu, Mahmut Yeral, Süheyl Asma. Başkent Üniversitesi Hematoloji Bölümü, Adana.

Geç Yan Etkiler Bildiri: 51

Ref. No: 111

EVRE IVSB HODGKİN LENFOMALI HASTADA KEMOTERAPİ VE OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASINDA GELİŞEN İKİNCİL AML: 1Şebnem Yılmaz, 1Hale Ören, 1Gülersu Irken, 2Kamer Uysal, 2Dilek Güneş, 1Fatih Demircioğlu, 2Nur Olgun. 1Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı, 2Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Onkoloji Bilim Dalı, İzmir.

Pediatrik Transplantasyon Bildiri: 56

Ref. No: 12

AKUT LENFOBLASTİK LÖSEMİLİ BİR ÇOCUKTA ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI İZOLE EXTRAMEDULLER RELAPS: GRANULOSİTİK SARKOM: Ülker Koçak, Zühre Kaya, Türkiz Gürsel. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Bildiri: 57

Ref. No: 23

PEDİATRİK SOLİD TÜMÖRLERDE YÜKSEK DOZ KEMOTERAPİ - OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE NAKLİ: TEK MERKEZ SONUÇLARI: Serap Aksoylar, Savaş Kansoy, Bengü Kadıoğlu, Mehmet Kantar, Nazan Çetingül. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi- Çocuk OnkolojiKök Hücre Nakli Ünitesi, İzmir. Bildiri: 58

Ref. No: 35

ALLOJENEİK KEMİK İLİĞİ NAKLİ SONRASI SANTRAL SİNİR SİSTEMİNDE GELİŞEN KLOROMA: BİR OLGU SUNUMU: 1A. Emin Kürekçi, 1Fatih M. Azık, 1A. Avni Atay, 2Murat Kocaoğlu, 3Ersin Erdoğan, 1Okan Özcan. 1 GATA Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı, 2GATA Radyoloji Bilim Dalı, 3GATA Beyin Cerrahisi Bilim Dalı, Ankara. Bildiri: 59

Ref. No: 41

HİPER IgM SENDROMLU DÖRT KARDEŞ VE İKİSİNDE ALLOJENEİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: 1 Sema Anak, 1Gülyüz Öztürk, 2Ünsal Özgen, 1Mesut Garipardıç, 1Didem Atay, 1Arzu Akçay, 1Deniz Tuğcu. 1İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı, Çocuk Kemik İliği Transplantasyonu Ünitesi, İstanbul., 2İnönü Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı, Malatya.

Ref. No: 53

HEMATOPOİETİK HÜCRE NAKLİ SONRASI GEÇ VE TEDAVİSİ GÜÇ BİR KOMPLİKASYON: İKİNCİL MALİNİTE GELİŞİMİ: Merih Kızıl Çakır, Pervin Topçuoğlu, Ender Soydan, Aynur Uğur Bilgin, Akın Uysal, Nahide Konuk, Osman İlhan, Meral Beksaç, Günhan Gürman, Muhit Özcan, Önder Arslan, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara.

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

Bildiri: 55

Ref. No: 18

KÖK HÜCRE NAKLİ ÖNCESİ VE SONRASI HASTALARIN YORGUNLUK DÜZEYLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI: 1Yasemin Karacan, 1Yeliz Akkuş, 1Hakan Göker, 1Yahya Büyükaşık, 1Salih Aksu, 1Ibrahim C. Haznedaroğlu, 1Nilgün Sayınalp, 1Osman İ. Özcebe, 2Ayşe Yanık, 3Kumriye Calık, 3Gülsan Sucak, 2Osman İlhan. 1 Hacettepe Üniversitesi, 2Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi, 3Gazi Üniversitesi, Ankara. Bildiri: 53

Ref. No: 67

KÖK HÜCRE NAKLİNDEN SONRA GELİŞEN ENDOKRİNOLOJİK SORUNLAR VE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI: Osman Yokuş, Simten Dağdaş, Funda Ceran, Murat Albayrak, Özlem Şahin, Servet Erbaşı, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Ankara.

Ref. No: 14

ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GELİŞEN ÖZEFAGUS KANSERİ: BİR VAKA TAKDİMİ: Yasemin Karacan, Hakan Göker, Salih Aksu, Yahya Büyükaşık, İbrahim C. Haznedaroğlu, Nilgün Sayınalp, Deniz Çetiner, Ebru Koca, Osman İ. Özcebe. Hacettepe Üniversitesi Hematoloji Bölümü, Ankara. Bildiri: 52

Bildiri: 54

Bildiri: 60

Ref. No: 49

DOĞUMSAL BAĞIŞIKLIK YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARDA ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ: EGE ÜNİVERSİTESİ SONUÇLARI: Serap Aksoylar, Savaş Kansoy, Güzide Aksu, Necil Kütükcüler, Bengü Kadıoğlu, Mehmet Kantar, Nazan Çetingül. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları - Kök Hücre Nakli Ünitesi, İmmunoloji Bilim Dalı, İzmir.

vii

İÇİNDEKİLER

Bildiri: 61

Ref. No: 56

ÇOCUKLARDA ALLOJENEİK HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU (HKHT) SONRASI GLOMERÜLER VE TÜBÜLER BÖBREK FONKSİYON DEĞİŞİKLİKLERİ: PROSPEKTİF 100 GÜNLÜK İZLEM: 1Özgül Ağ, 2Volkan Hazar, 3Ayfer Gür Güven, 4Fırat Güngör, 5 Halide Akbaş, 2Gülsün Tezcan, 3Sema Akman, 2Akif Yeşilipek. 1Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı, 2Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji/onkoloji Bilim Dalı, Pediatrik Kit Ünitesi, 3Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı, 4 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı, 5Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, Antalya. Bildiri: 62

Ref. No: 58

PEDİATRİK KÖK HÜCRE NAKLİ: ÇUKUROVA DENEYİMİ: İbrahim Bayram, Fatih Erbey, Ferda Tekinturhan, Birol Güvenç, Atila Tanyeli. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Onkoloji Bilim Dalı, Kök Hücre ve Kemik İliği Nakil Ünitesi, Balcalı Hastanesi, Adana. Bildiri: 63

Ref. No: 97

ALLOJENEİK HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU SONRASINDA ÇOCUK HASTALARDA BÖBREK FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ: 1 Talia İleri, 1Mehmet Ertem, 2Zeynep Birsin Ozçakar, 1 Fatih Azık, 1Funda Cıtak, 1Elif Unal, 1Ayşe Sayılı, 2Fatoş Yalçınkaya, 2Mesiha Ekim, 1Zümrüt Uysal. 1Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı, 2 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı, Ankara.

Bildiri: 68

Bildiri: 69

Ref. No: 95

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ AZALTILMIŞ YOĞUNLUKLU ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ DENEYİMİ: Eren Gündüz, Olga Meltem Akay, Hava Üsküdar Teke, Zafer Gülbaş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir.

Kordon Kanı Transplantasyonu Bildiri: 70

Ref. No: 91

Ref. No: 20 Bildiri: 71

Bildiri: 65

Kök Hücre Donörleri ve Yaşam Kalitesi

Ref. No: 21

İLERİ YAŞ YÜKSEK DOZ KEMOTERAPİ VE OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE NAKLİ İÇİN SINIRLAYICI BİR FAKTÖR MÜ? Mustafa Öztürk, Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Okan Kuzhan, Ahmet Özet, Bekir Öztürk, Şeref Kömürcü. GATA Tıbbi Onkoloji, Ankara. Ref. No: 31

REFRAKTER RÖLAPS HODGKİN HASTALIĞINDA OTOLOG SONRASI ALLOJENİK TX ve LENFOPROLİFERATİF HASTALIK: Savaş Kansoy, Serap Aksoylar, Mehmet Kantar, Bengü Kadıoğlu, Nazan Çetingül. EÜTF Pediyatrik KİT Ünitesi, İzmir.

viii

Ref. No: 77

ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GELİŞEN HEMORAJİK SİSTİT OLGULARININ TEDAVİSİNDE ALTERNATİF BİR YÖNTEM; HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ: 1Mustafa Yenerel, 1Sevgi Kalayoğlu-beşışık, 1 Oktay Perdeci, 1Nuray Gürses, 2Murat Tunç, 1Deniz Sargın. 1İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Hematoloji Bilim Dalı, 2İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, İstanbul.

YÜKSEK DOZ TEDAVİ VE OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU UYGULANAN SOLİD TÜMÖRLÜ HASTALARDA ERKEN DÖNEMDE SEMPTOM PROFİLİ: 1Mustafa Öztürk, 1Şeref Kömürcü, 1 Selmin Ataergin, 1Okan Kuzhan, 1Ahmet Özet, 1Fikret Arpacı, 1Bekir Öztürk, 2Recai Oğur. 1GATA Tıbbi Onkoloji, 2 GATA Halk Sağlığı, Ankara.

Bildiri: 66

Ref. No: 50

İLERİ YAŞ MİYELODİSPLASTİK SENDROMDA (MDS) İNDİRGENMİŞ DOZ HAZIRLIK REJİMİ İLE ALLOJENEİK HEMATOPOETİK HÜCRE NAKLİ (ALLO-HHN) SONUÇLARIMIZ: Pervin Topçuoğlu, Sinem Civriz, Ender Soydan, Aynur Uğur Bilgin, Önder Arslan, Günhan Gürman, Osman İlhan, Mutlu Arat, Muhit Özcan. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Antalya.

AKRABA DIŞI KORDON KANI TRANSPLANTASYONU: TEK MERKEZ DENEYİMİ: Gülsün Tezcan, Zeynep Öztürk, Vedat Uygun, Pınar Kurt, Alphan Küpesiz, Volkan Hazar, M. Akif Yeşilipek. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı, Antalya.

Hazırlık Rejimleri ve İndirgenmiş Yoğun Transplantasyon, Hazırlık Rejimi Toksisitesi Bildiri: 64

Bildiri: 67

Ref. No: 106

PH (+) REFRAKTER ALL’DE UMBİLİKAL KORDON KANI TRANSPLANTASYONU: TEK MERKEZ DENEYİMİ: Önder Arslan, Aynur Uğur Bilgin, Meral Beksaç, Pervin Topçuoğlu, Sinem Civriz. Ankara Üniversitesi, Hematoloji Bilim Dalı, Ankara.

Bildiri: 72

Ref. No: 73

ALLOJENEİK KÖK HÜCRE MOBİLİZASYONUNDA LENOGRASTİM VE FLİGRASTİM ETKİNLİK VE YAN ETKİ PROFİLİ KARŞILAŞTIRMASI: TEK MERKEZ ÖN SONUÇLARI: Fevzi Altuntaş, Sibel Kabukçu Hacıoğlu, Cem Şahin, Leylagül Kaynar, Ismail Koçyiğit, Mehmet Öztekin, Musa Solmaz, Bülent Eser, Erol Ayyıldız, Ali Ünal, Mustafa Çetin. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Aferez Ünitesi ve KİT Merkezi, Kayseri.

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Akut Lösemi Bildiri: 01

Ref. No: 40

ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GÖRÜLEN GRANÜLOSİTİK SARKOMLU İKİ OLGU: 1Funda Ceran, 1 Simten Dağdaş, 1Özlem Şahin Balçık, 1Murat Albayrak, 1 Osman Yokuş, 1Ahmet Oymak, 2Meltem Aylı, 1Gülsüm Özet. 1Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, 2Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. GİRİŞ: Granülositik sarkom (GS) immatür myeloid hücrelerin oluşturduğu nadir görülen ekstramedüller bir tümördür. Akut myeloblastik lösemi (AML) olgularının %3-7’sinde görülür. AML tanısından önce, tanı ile aynı anda ya da tanıdan sonra, relapsta ve kök hücre nakli sonrası saptanabilir. Akciğer, deri, genitoüriner organlar, meme, kemik, lenf nodları gibi farklı organlar tutulabilir. Tutulum birden fazla bölgede aynı anda görülebilir. Kök hücre nakli sonrası GS ile relaps izole veya kemik iliği relapsı ile birlikte olabilir. Retrospektif analizlerde kök hücre nakli sonrası GS oranı %0.22-%0.7 arasındadır. Allojenik nakil sonrası kemik iliği relapsı olmadan kitle lezyonu ile başvuran hastaların ayırıcı tanısında GS akla gelmelidir. Kök hücre nakli sonrası farklı bölgelerde tekrarlayan kitleler olabilir ve kemik iliği relapsı olmadan çoğu olguda RT-PCR ile minimal rezidüel hastalık tespit edilebilir. İzole GS veya kemik iliği relapsı ile birlikte olan veya kök hücre nakli sonrası GS tedavisinde henüz fikir birliği yoktur. Remisyon indüksiyon tedavisi, lokal rezeksiyon veya radyoterapi uygulanabilir. Prognoz kötüdür ama lokal tedavi ile bile bazı olgularda uzun yaşam süresi elde edilebilir. İkinci kök hücre nakli bu olgular için agresif bir tedavi seçeneğidir. DLI (donör lenfosit infüzyonu) yararlı tedavi olabilir. Genel olarak GS kötü gidiş ve kısa yaşam süresiyle ilişkilir. Allojenik kök hücre nakli sonrası kitle gelişen ve biopside granülositik sarkom saptanan iki olguyu nadir görüldüğü için sunmayı uygun bulduk. OLGU 1: 22 yaş, akut promyelositik lösemi (AML-M3) tanısı alan ve all trans retinoik asit ile idame tedavi altında iken relaps olan ve 2. tam remisyonda allojenik kök hücre nakli yapılan hasta 2 yıl sonra yanak mukozasında kitle ile başvurdu ve biopside GS saptandı. Hemogram parametreleri normaldi ancak yapılan kemik iliği değerlendirilmesinde relaps görüldü. OLGU 2: 45 yaş erkek, AML tanısı alan ve 1. tam remisyonda allojenik kök hücre nakli yapılan hasta 5 yıl sonra sağ göz kapağında şişlik ve burunda tıkanıklık ile başvurdu. Paranazal sinüs tomografisinde sağ frontal, maksiler, etmoid sinüsleri dolduran, meatuslara kadar uzanım gösteren kitle saptandı ve biopsi GS olarak geldi. Bu hastada hemogram değerleri normal ve kemik iliği remisyonda idi. Bildiri: 02

Ref. No: 46

DİRENÇLİ AML OLGUSUNDA AKTİF TEDAVİ YAKLAŞIMLARI: 1Hakan Özdoğu, 1Can Boğa, 1Ebru Kızılkılıç, 1 Ilknur Kozanoğlu, 1Mahmut Yeral, 1Oktay Sözer, 1 Mahmut Kural, 1 Erkan Maytalman. 1Başkent Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı, 2Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Araştırma Laboratuarı, Adana. Akut myeloblastik lösemiler (AML) yetişkin akut lösemilerinin yaklaşık %80’ini oluştururlar. Standart doz kemoterapi ile olguların yaklaşık %50 ile %70’inde tam remisyon elde edilir. Kemoterapiye başarısını kısıtlayan en önemli faktör ilaca dirençli hücre gruplarının ortaya

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

çıkmasıdır. Bu durumda tedavi yönetimi oldukça güç olmaktadır. Bu çalışmada, primer rezistan AML’si olan ve aynı zamanda bakteriyel ve fungal infeksiyonları gelişen 18 yaşındaki genç erkek hastada, altta yatan hastalığa yönelik ve destekleyici tedaviler ile ilgili aktif tedavi yaklaşımları ve alınan sonuçlar sunulacaktır. Bu tedaviler standart kemoterapileri, kurtarma kemoterapileri, allogeneik periferik kök hücre nakli, donör lenfosit infüzyonları, IL-3 ile donör lenfositleri’nin endojen aktivasyonu, antiCD33 (gemtuzumab), kemik iliği stromal hücre desteği, ve ikinci transplantı içermektedir.Genç ve performansı iyi olan, en azından bir kısım olguda, uygulanacak aktif tedavi yaklaşımlarının sonuçta kazanılan yaşam süresi ve yaşam kalitesi dikkate alındığında uygulanabilirliği ve yararı tartışılacaktır. Bildiri: 03

Ref. No: 51

AKUT LÖSEMİLERDE BAĞIMSIZ DOĞUŞTAN KAZANILMIŞ BİR DEĞİŞKEN: HLA-UYGUN KARDEŞ VARLIĞI: Pervin Topçuoğlu, Sinem Civriz, Klara Dalva, Ender Akçağlayan Soydan, Aynur Uğur Bilgin, Önder Arslan, Muhit Özcan, Günhan Gürman, Hamdi Akan, Meral Beksaç, Osman İlhan, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Kemik İliği Nakli Ünitesi, Ankara. Günümüzde yetişkin akut miyeloid lösemi (AML) sitogenetik olarak standart ve kötü riskli ve akut lenfoblastik lösemide (ALL) 1.tam remisyonda pekiştirme tedavisinde HLA-uygun kardeş vericisi olan hastalarda allojeneik hematopoetik hücre nakli (allo-HHN) standart küratif bir tedavi yaklaşımıdır. Yapılan analizlerde akut lösemilerde HLA uygun kardeş verici varlığının diğer bilinen prognostik faktörlerden bağımsız olarak hastanın sağ kalımını belirleyen bağımsız bir değişken olduğu gözlenmiştir (Blood2003, 02: 1232). Bu çalışmada kliniğimizde HLA doku tiplendirmesi yapılan akut lösemi olgularında ilk remisyondan itibaren hastalıksız sağ kalım (HSK) ve tanıdan itibaren genel sağ kalımları (GSK) geriye dönük olarak verici varlığına göre analiz etmeyi amaçladık. Akut lösemi tanılı toplam 95 hastada - AML (n=70) ve ALL (n=25) - ortanca yaş 34 yıl (15–60 yıl) ve K/E: 43 /52’di. Ortanca takip süresi tanıdan itibaren ortanca 67,5 ay (%95 CI 16,9-118,1) dır. Hastaların özellikleri tabloda verilmiştir. Sonuçlar: Tanıdan itibaren ortanca 2,23 ay (0–51,2) sonra HLA tiplendirmesi ortanca 2 (1–8) kardeşte çalışılmış ve toplam 68 (%71,6) hastanın HLA uygun kardeş vericisi olduğu saptanmıştır. HLA uygun kardeş vericisi olan hastaların %60,3 (41/68)’üne allo-HHN, HLA uygun kardeş vericisi olmayan 4 hastaya otolog HHN ve 1’ine de akraba dışı vericiden allo-HHN yapılmıştır. HLAuygun kardeş vericisi saptanan (n=68) ve saptanmayan (n=27) hastaları karşılaştırdığımızda hastaların tanıdaki demografik ve hastalığa yönelik değişkenleri benzerdi (Tablo). Tanıdan transplantasyona kadar geçen süre 11,2 ay (3,3-62,7) ve HLA tiplendirmesinden transplantasyona kadar geçen süre ise ortanca 6,7 aydır (0, 97-17,0 ay). HLA uygun kardeş vericisi olanlarda 2 yıllık HSK olasılığı olmayanlardan daha iyi olmasına rağmen, istatistiksel bir fark oluşturmadığı izlendi. Ayrıca 2-yıllık GSK olasılığının da benzer olduğu görüldü. Transplantasyon yapılan hastalar ile yapılmayanlar karşılaştırıldığında 2yıllık HSK’nın transplantasyon yapılan grupta beklendiği gibi daha uzun olduğu (7,9±6,3 ay karşın 44, 8±2,9 ay, p=0,0007), bu sonucun GSK’a yansıdığı gözlendi (%37, 8±%7, 8 karşın %86, 8±%6,4, p20×10³/mm³) ortanca 13 gün (dağılım: 9-15 gün) idi. Olguların %70’inde (n=7) trombosit desteği ve %40’ında da (n=4) eritrosit süspansiyon

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

desteği yapıldı. Olguların yarısında febril nötropenik atak görüldü. Nonhematolojik toksisite olarak en çok %60 oranında mukozit ve gastrointestinal yan etkiler gözlendi. Nakille ilişkili erken dönem mortalite görülmedi. Ortalama 29 aylık (1-84 ay) takip süresi içerisinde 3 hastada nüks saptandı. OKHN sonrası henüz 5 yıllık toplam sağ kalım oranlarına ulaşmamakla birlikte, hastalıksız sağ kalım süresi ortanca 26 ay (dağılım: 1-84) idi.Sonuç olarak; HLA uygun vericisi olmayan akut lösemili olgularda konsolidasyon amaçlı olarak otolog kök hücre desteğinde yüksek doz tedavi uygulanabilir. Ancak, Standard tedavilere üstünlüğünün olup olmadığını göstermek için daha çok sayıda hastayı içeren randomize çalışmalara gereksinim vardır.

Kalıtsal Hastalıklar Bildiri: 06

Ref. No: 80

OSTEOPETROZİS ve ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ: EGE ÜNİVERSİTESİ DENEYİMİ: 1Bengü Kadıoğlu, 1Serap Aksoylar, 1Savaş Kansoy, 1Sema Can, 1Damla Gökşen, 1 Mehmet Kantar, 1Nazan Çetingül. 1EÜTF Pediyatrik Kit Ünitesi, 2EÜTF Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı, İzmir. Osteopetrozis, osteoklastik aktivitedeki azalma ya da defekt sonucu yaygın osteoskleroz ile seyreden otozomal resesif geçişli nadir bir hastalıktır. Erken görme ve işitme kaybı, kemik iliği yetmezliği ve infeksiyonlarla seyreden, ciddi morbididite ve mortaliteye neden olan bu hastalıkta tek küratif tedavi allojenik kök hücre nakli (KHN) ile mümkündür. EÜTF pediatrik kök hücre nakli ünitesinde Haziran 2005-Ocak 2007 arası 3 osteopetrozis tanılı olguya kök hücre nakli uygulandı. Olgu 1. 3 ay önce osteopetrozis tanısı alan 8 aylık erkek olguya HLA tam uygun babasından kemik iliği nakli uygulandı. Busulfan (16 mg/kg) ve siklofosfamid (200 mg/kg) ’ dan oluşan hazırlama rejimi sonrasında, 8.8x108/kg çekirdekli hücre içeren kemik iliği ürünü nakledildi. VOD proflaksisi için defibrotid, GVHD proflaksisi için siklosporin-A uygulandı. Nötrofil engraftmanı +9. günde gerçekleşen hastanın gelişen bakteriyel ve fungal infeksiyonları uygun antibakteriyel ve antifungal ajanlar ile tedavi edildi. İzlemde hiç GVHH bulgusu saptanmayan hasta halen KHN sonrası 11. ayda olup sorunsuz izlenmektedir. Olgu 2. İki hafta önce osteopetrozis tanısı alan 2 aylık kız olguya 1 antijen uyumsuz annesinden kemik iliği nakli uygulandı. Busulfan (16 mg/kg) ve siklofosfamid (200 mg/kg)’dan oluşan hazırlama rejimi sonrasında, 4.7x108/kg çekirdekli hücre içeren kemik iliği ürünü nakledildi. VOD proflaksisi için defibrotid, GVHD proflaksisi için siklosporin-A uygulandı. Olgu +9. günde intrakranial kanama ile kaybedildi. Olgu 3. Anemi, sık kemik kırılmaları, gelişme geriliği nedeniyle yapılan tetkiklerinde osteopetrozis tanısını alan ve kortikosteroid tedavisi ile izlenen 3 yaşında erkek olguya HLA tam uygun erkek kardeşinden kemik iliği nakli yapıldı. Busulfan (16 mg/kg) ve siklofosfamid (200 mg/kg)’dan oluşan hazırlama rejimi sonrasında, 3.33x108/kg çekirdekli hücre içeren kemik iliği ürünü nakledildi. VOD proflaksisi için defibrotid, GVHD proflaksisi için siklosporin-A uygulandı. +5. günde G-CSF desteği başlanan hastada +13. günde nötrofil engraftmanı gerçekleşti. Erken dönemde gelişen ciddi (grade 3) akut GVHD kliniği kortikosteroid ile düzeldi. İzlemde gelişen ciddi hiperkalsemileri nedeniyle kalsitonin ve bifosfanat tedavisi

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

uygulandı. Hasta halen post-transplant 19. ayda olup kalsitonin tedavisi halen devam etmektedir, Kemik grafilerinde progresif düzelme gözlenmektedir.

Multipl Miyelom Bildiri: 07

Ref. No: 13

OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİNDEN SONRA MULTİPL CİLT PLAZMASİTOMLARI ŞEKLİNDE RELAPS YAPAN BİR SEKONDER PLAZMA HÜCRELİ LÖSEMİ OLGUSU: Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Salih Deveci, Mustafa Öztürk, Armağan Günal, Ahmet Özet. GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi), Ankara. Multipl myelomada cilt tutulumları olması prognozun kötü olacağını gösteren bir bulgudur. Gerek otolog, gerekse allojeneik kök hücre naklinden sonra cilt tutulumları şeklinde relaps gösteren az sayıda olgu bildirilmiştir. 50 yaşında erkek hasta ever IIIA Ig hafif zincir kappa multipl myeloma tanısı konularak 12 ay süreyle melfalan, prednizolon ve zoledronik asid ile tedavi edildi. Tedaviden 2 yıl sonra sekonder plazma hücreli lösemi gelişti. Takiben 6 kür VAD kemoterapisi ve bitiminde 3 kür bortezomib uygulanarak hematolojik remisyon sağlandı ve takiben hastaya otolog periferik kök hücre nakli yapıldı. Nakilden sonra hematolojik remisyonun devam ettiği gözlendi. Bortezomib tedavisine idame olarak nakilden sonra da devam edildi. Nakilden 6 ay sonra hasta, özellikle ekstremiteler ve gövdede üzeri eritemli, çapı 1-3.5 cm arasında değişen multipl nodüler lezyonlarla müracaat etti. Yapılan incelemede toraks tomografisinde toraks duvarı üzerine sınırlı olan bir kitle lezyonu sapatndı. Buradan yapılan biyopside plazma hücre infiltrasyonunu gösterildi. Eritrosit sedimantasyon hızı, β-2 mikroglobulin ve immunoglobulin hafif zincir kappa düzeyleri yüksek bulundu. Hastanın performansının ECOG: 3 düzeyinde olması ve ilave bir kemoterapi uygulanmadı, ancak bortezomibe deksametazon eklendi. Ancak hasta cilt lezyonları ortaya çıktıktan sonraki 3.ayında hastalığın progresyonu nedeniyle kaybedildi. Sonuç olarak, multipl myelomada kök hücre nakli sonrasında cilt tutulumu şeklinde nükslerle gelen hastaların prognozları kötüdür ve bu olgular için farklı yeni tedavi yöntemlerine ihtiyaç vardır. Bildiri: 08

Ref. No: 47

MULTİPL MİYELOM HASTALARINDA “İNTENT TO TRANSPLANT” ANALİZİ: TEK MERKEZ DENEYİMİ: Mutlu Arat, Merih Kızıl Çakar, Ender Soydan, Aynur Uğur Bilgin, Pervin Topçuoğlu, Önder Arslan, Muhit Özcan, Günhan Gürman, Nahide Konuk, Akın Uysal, Meral Beksaç, Osman İlhan. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Amaç: Ülkemizde Hematopoietik transplant sayısı nüfusumuza görece dünya standardının altındadır (2004 verileri, 1-50/10 Milyon kişi). Merkezler aşırı talep ve uzun bekleme listelerinin yoğunluğu altında hastalara faydalı olmaya çalışmakta ve kabul edilen dünya standartlarındaki tanı-transplant süreçlerine uyum göstermeye çalışmaktadırlar. Altmış yedi yaş altı, yeni tanı multiple miyelom (MM) hastalarımız içinden, tanı anından itibaren otolog kök hücre desteğinde yüksek doz tedavi (OKHD-YDKT) verilmesi planlananların transplantasyona kadar olan süreci, tedavi, mobilizasyon ve transplantasyona kadar geçen süre olarak üç

5

BİLDİRİ ÖZETLERİ

evrede değerlendirdik. Hastalar: Ocak 2004 – Nisan 2006 tarihleri arasında merkezimize başvuran 67 yaş altı 60 MM hastası alındı; E/K: 45/ 15, ortanca yaş: 55 (32-66), Evre 1A: 3, 2A: 6, 3A: 39, 3B: 12 idi. Hastaların performans statusu ve ek morbiditeleri göz önüne alınarak bunlardan 54 tanesi tanı sırasında kök hücre transplantasyonu için aday olarak (de novo transplant adayı) değerlendirildi. Sonuçlar: Transplant adayı olan 54 hastanın 49’u ilk sıra tedavide VAD rejimi beşi Talidomid+deksametazon almıştır. Primer tedavi sonrası yeniden değerlendirilerek OPKHN eşliğinde yüksek doz tedavi kararı alınan hastalardan 44’üne (44/54, %81) mobilizasyon rejimi uygulandı. Hedef olarak en az 2x10e6/kg CD34+ hücrenin öncelikle periferik kandan, başarısızlık halinde kemik iliğinden toplanmasına çalışıldı. Bunların 41 (%93) tanesinde mobilizasyon başarılı iken (ikisinde önce başarısız olunurken sonraki mobilizasyon tedavilerinde başarı sağlanmıştır) üçünde mutlak mobilizasyon başarısızlığı gözlendi. Tanıdan itibaren otolog hematopoietik hücre mobilizasyonuna kadar geçen süre ortanca 7,2 ay (2,8-34,8 ay)’dı. Mobilizasyon başarılı olan 41 hastanın 33’üne (33/54, %61) tanıdan itibaren ortanca 11,8 ay (4,6-43,9 ay) ve kök hücre mobilizasyonundan itibaren ortanca 3,0 ay (0,6-10,2 ay) içinde OKHD-YDKT verildi. Yedi (%13) hasta halen bekleme listesindedir. Başarılı mobilize edilen bir olgu transplantasyon yapılamadan pulmoner enfeksiyon nedeniyle kaybedildi. Transplant adayı olmasına rağmen mobilizasyon aşamasına gelmemiş olan 10 hastanın 4’ü tedavileri sırasında kaybedildi, İkisinin tedavisi halen devam etmektedir, ikisi takip dışıdır, bir hastada mobilizasyona henüz başlanacak ve diğer 1 hasta akut HBV aktivasyonu nedeniyle transplantasyon programından çıkarıldı. Tartışma: THD Hemaferez ve Miyelom BAK ortak projesi adına yapılan bu pilot çalışmada, son iki yılda kliniğimize başvuran 67 yaş altı toplam 54 hastanın %81’i tanıdan itibaren planlandığı gibi otolog HH mobilizasyonu programına alınmıştır, “Intent to transplant” olarak yaklaştığımızda incelediğimiz süreç içinde 54 olgudan %61’i transplantasyon programını tamamlayabilmiştir. Ortanca mobilizasyon-transplant süresi 3 aya inmesine rağmen halen yapılmayı bekleyen hastalarımız bulunmaktadır. Bu süreçlerdeki sapmaların sağkalıma etkileri ayrı bir çalışma da analiz edilecektir.

Şekil .

6

Bildiri: 09

Ref. No: 57

OTOLOG KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYON SONRASI MULTİPL PLAZMASİTOM TABLOSUYLA RELAPS OLAN MM OLGUSU: 1Osman Yokuş, 1Simten Dağdaş, 1Meltem Aylı, 1Özlem Şahin, 1Funda Ceran, 1Murat Albayrak, 1 Nurullah Zengin, 1Gülsüm Özet. 1Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Ankara. Multifokal EMP plazma hücreli malignitelerin sık olmayan bir klinik prezentasyon biçimidir. MM’un zamanla progresyon gösterip indiferansiye hale geçmesi ile karekterizedir. Myelom hücresinin sekresyon özelliğini kaybederek, ekstramedüller alanlara yayılıp, tedaviye direnç kazandığı ileri sürülmektedir. Multipl myelom tedavisinde otolog kök hücre nakli (OKİT) günümüzde standart tedavi yaklaşımıdır. Ancak küratif bir tedavi şekli olmayıp hastaların hemen tümünde relaps olmaktadır.24 yaşında Evre IIIB Multipl Myelom (lambda hafif zincir) tanısı ile başvuran erkek hastada 4 kür VAD sonrası plato elde edilmesi üzerine otolog kök hücre nakli yapıldı.OKİT sonrası takipte 8.ayda servikal ve supraklaviküler bölgede kitle ile başvuran hastaya yapılan biyopsi plazmasitom ile uyumlu bulundu. Kemik iliği biyopsisi normal sınırlarda ve paraprotein mevcut değildi. İntrakraniyal ve paravertebral kitle tespit edilerek acil radyoterapi uygulanan hasta intrakraniyal kitle basısı sonucu solunum arrresti gelişerek kaybedildi. Hasta OKİT sonrası erken dönemde multiple EMP tablosu ile relaps olması ve çok agresif seyretmesi nedeni ile sunulmuş ve özellikle genç hastalarda kürabıl tedavi yaklaşımları tartışılmıştır. Bildiri: 10

Ref. No: 59

OTOLOG KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU SONRASI RELAPS GELİŞEN MULTİPLE MİYELOM’LU HASTALARDA TEDAVİ YAKLAŞIMLARI: Osman Yokuş, Simten Dağdaş, Murat Albayrak, Funda Ceran, Özlem Şahin, Servet Erbaşı, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Otolog kök hücre nakli (OKİT) multiple myelomada (MM) iyi bilinen tedavi yaklaşımlarındandır. Bununla beraber, hastaların sadece az bir kısmında uzun dönemli hastalıksız yaşam sağlanabilmekte ve hastaların çoğu sonunda relaps olmaktadır.Transplantasyon sonrası relaps kliniği çok heterojen olup tedavi yaklaşımları konusunda yayınlanmış birçok makale mevcuttur. OKİT sonrası, ekstramedüller (EMP) relaps gözlenen vakaların kliniği sistemik relapsa göre daha agresif seyre sahip olduğu, tanıyla beraber bunların agresif tedavi edilmeleri gerektiği, hatta sistemik relaps beklenmeden daha minimal rezidual hastalık saptandığında tedavi edilmesi önerilmektedir. Hastalarda alışık olunmayan bu relapsın nedeni, yüksek derecede kemorezistan plazma hücre klonunun subklinik düzeyde ekstramedüller alanlara yayılması ve transplantasyon sonrası plazmasitoma olarak ortaya çıkmasıyla izah edilmektedir.OKİT, MM’da hala ilk tedavi seçeneğidir, fakat küratif bir tedavi olarak gözükmemektedir. Allogeneik kök hücre nakliyle ilgili yeni hazırlama metodları geliştirilmekte, yeni hücrelerle greft versus myeloma etkisi yanında daha az mortalite ile sonuçlanan tedavi modaliteleri oluşturulmaktadır. Talidomid, OKİT sonrası relaps gözlenen veya refrakter myelomda etkili bir ajandır. EMP’dan ziyade sistemik tutulumu olan vakalar bu ilaçtan faydalanmaktadır. Talidomit’in etkin olmadığı durumda bortezomib tedavisine yanıt alındığı gösterilmiştir.Talidomit, proteozom inhibitörleri, PS-341, farnesyl transferaz inhibitörleri,

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

İL-6 reseptör antikorları, endotelyal reseptör inhibtörleri gibi yeni tedavi ajanları hastalıktaki gen ekpresyon profiline göre tedavinin bireyselleştirilmesi imkanını doğurmuştur. Bildiri: 11

Ref. No: 98

OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU UYGULANAN ‘MULTİPL MYELOM’ OLGULARININ KLİNİK SEYRİ, TAKİP VE TEDAVİLERİ: 20 HASTA İLE TEK MERKEZ DENEYİMİ: Osman Yokuş, Simten Dağdaş, Murat Albayrak, Funda Ceran, Özlem Şahin, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Ankara. Bu çalışmamızda, yeni tanı konulan multiple myeloma (MM) hastalarında, VAD benzeri rejimlerle plato fazı elde edildikten sonra otolog periferik kök hücre transplantasyonu (OPKHT/OKİT) uyguladığımız 20 hastanın durumu ve uygulanan tedaviler değerlendirildi. Tümör yükünü azaltmak için transplantasyon öncesi dönemde verilen kemoterapi sonrasında tüm hastalar siklofosfamid ve etoposid+ büyüme faktörüyle mobilize edildi. Hazırlama rejimi olarak melfalan 200mg/m2 (3 hastaya azaltılmış doz melphalan (140mg/m2) ) kullanıldı. Transplantasyonla ilşkili mortalite gözlenmedi. Transplantasyon sonrası 24 aylık takibimizde: 17 hastada tam remisyon (%85), 3 hastada kısmı yanıt (%15) elde edildi. Bugüne kadar 8’i sistemik 2’si ekstramedüller (multipl ekstramedüller plazmasitoma, multipl EMP) olmak üzere 10 hastada (10/20, %50) relaps gözlendi. Tüm hastalara bifosfonat tedavisi verildi. Relaps gözlenen vakaların 4’üne bortezomib, 4’üne thalidomit, plazmasitom olan 2 hastaya ise deksametazon+radyoterapi tedavileri uygulandı. Multipl EMP ile relaps olan 2 hasta uygulanan tedaviye yanıt vermeyip kısa zaman sonra yaşamlarını kaybetti. Sistemik hastalık tablosuyla relaps gözlenen olgulardan birisi hariç tümünde tedaviye yanıt alındı; tedaviye yanıt alınamıyan bir olgu ise (1/8) yaşamını kaybetti. Hastaların 24 aylık takiplerinde total sağkalım %85, hastalıksız sağkalım %50 (even-free survival, EFS) olarak değerlendirildi. Relapsın ekstramedüller plazmasitom olarak ortaya çıkmasının klinik gidişin agresif seyredeceğini, uygulanacak tedavilere büyük ölçüde yanıt alınamayacağını düşündürmektedir.

Graftın Tümöre Karşı Etkisi (GVT) Bildiri: 12

Ref. No: 42

KÖK HÜCRE NAKLİNDE KARDEŞLER ARASI UYARICI VE BASKILAYICI DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ HÜCRE İMMUNGLOBULİN BENZERİ RESEPTÖR (KIR) ALEL UYUMUNUN ETKİLERİ: Klara Dalva, Funda Güngör Dinçer, Ender Soydan Akçağlayan, Meral Beksaç. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Giriş: Aktivatör KIR’ların görülme sıklığı, inhibitör olanlardan daha azdır.Verici iKIR ve alıcıdaki ligandları ile ilgili çok sayıda çalışma bulunsa da aKIR ve iKIR alıcı-verici uyumsuzluğunun (mm) etkilerini gösteren sadece 2 çalışma vardır (Gagne, HumImmunol2002 ve Verheyden Leukemia2005): Bu çalışmalarda, akraba olmayan vericiden yapılan nakillerde aKIR mm’inin aGVHH’nı uyardığı; aKIR olan 2DS1 ve 2DS2nin relapstan koruyucu etkileri olduğu vurgulanmış; kardeşten yapılan nakillerde GVHHnın GvL üzerine etkisi ise değerlendirilmemiştir. Amaç: Bu prospektif çalışmada

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

alıcı-vericide aKIR, iKIR ve KIR-ligand uyum/uyumsuzluğunun (m/mm) sağ kalım ve hastalıksız sağ kalım (DFS) üzerine etkileri incelenmiş; sonucu etkileyen tüm faktörler çoklu regresyon analizi ile test edilmiştir. Yöntem: A.Ü.T.F Hematoloji B.D.Kök Hücre Nakli Ünitesinde HLA uygun kardeşten nakli gerçekleştirilen 76 hasta çalışmaya dahil edilmiştir (ortancayaş: 34, E/K: 42/37, AML/KML: 37/33, PKH/KI: 59/20, cinsiyet uyumsuz: %49, hazırlık A/NA: 63/16, BuCY: %72).Olguların KIR genleri (2DL1, 2DL2, 2DL3, 2DL4, 2DL5a, 2DL5b, 2DS1, 2DS2, 2DS3, 2DS4, 2DS5, 3DL1, 3DL2, 3DL2, 3DS1) “KIR Genotyping SSP Kit” (Pel-Freeze, Dynal Biotech, USA) kullanılarak tiplendirilmiştir. GVHH sıklığı, akut: 44/76, kronik: 54/74 olarak tesbit edilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 13.0 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Relaps sıklığı ve aKIR/iKIR m/mm arasındaki ilişki tablo1’de özetlenmiştir. Sonuçlar: Alıcı-verici çiftlerin %75inde KIR mm saptanırken; olguların 37sinde 6 iKIR için (%33 2DL5a), 57’sinde ise 7 aKIR için mm gözlenmiştir. Verici iKIR/ aKIR geninin ve alıcıdaki ligand m/ mm in GVHH ve DFS üzerine bir etkisi tesbit edilmemiştir. Alıcı/verici KIR genotip uyumu değerlendirildiğinde ise kGVHH ile iKIR m/mm (sırasıyla %67, %88 p=0.05) ve aGVHH (sırasıyla %50, %67) arasında bir korelasyon saptanırken, aKIR için benzer bir ilişki gösterilememiştir. Aktivatör KIR’lardan 2DS5 ve 3DS1’in tek başlarına (20/30 ve 17/25) veya birlikte bulunmaları durumunda (16/21) aGVHH daha sık görülmüştür. GVHH’nın sağ kalım üzerine etkisi, azalma (aGVHH, p=0.032) veya artma (kGVHH p=0, 076) yönünde olmuştur. kGVHH görülen olgularda relaps oranı daha düşük bulunmuştur (-: 11/17, +: 10/56, p=0,001). aKIR uyumunda DFS daha yüksek saptanmış (p=0,035); sonuç üzerine etkili olabilecek diğer parametrelerin (hücre kaynağı, cinsiyet uyumu, hazırlama rejimi, primer hastalık) çoklu regresyon analizi, bu faktörlerin sonuca bir etkisi olmadığınıgöstermiştir.iKIR mm, kGVHH’nı uyarsa da (30/35) relaps (6/30) engellenememiştir. GvL yönünde etkisi olan HLA-DR15i taşıyan olguların çoğunda (14/17) relaps görülmezken, aKIR uyumunun buna eşlik etmesinin (6/17) sonuç üzerine etkisi olmamıştır. aKIRm, iKIRmm, kGVHH veya HLA-DR15 tek başlarına etkili birGvL sağlayamazken; en az ikisinin varlığı relapstan koruyucu etki göstermektedir. Sonuç olarak: HLA identik kardeşlerden yapılan nakillerde alıcı-verici aKIR, iKIR genotip uyumu ve HLA-DR15 durumunun bilinmesi, GvL etkisinin öngörülmesinde belirleyicidir. Tablo . Relaps Sıklığı Kök Hücre

aGVHH

kGVHH

PK n=59

KI n=20

(+) n=44

(-) n=32

(+) n=54

aKIR m n=25

2/17

1/8

2/12

1/11

0/15

(-) n=20 3/7

aKIR mm n=54

13/42

6/12

12/32

7/21

9/39

8/13

iKIR m n=44

10/31

4/13

8/21

6/21

4/25

9/15

iKIR mm n=35

5/28

3/7

6/23

2/11

5/29

2/5

7

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Bildiri: 13

Ref. No: 83

ALLOGENEİK PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU SONRASI DLI UYGULAMALARI: BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ DENEYİMİ: 1Can Boğa, 1Hakan Özdoğu, 2 İlknur Kozanoğlu, 1Ebru Kızılkılıç, 1Mahmut Yeral. 1Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 2 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı, Adana. Hematolojik kanserlerde allogeneik kemik iliği transplantasyonu en etkili tedavi şeklidir. Ancak allogeneik kemik iliği transplantasyonu sonrası nüks olan hastalarda kür şansı sınırlıdır. Bu hastalarda yaşam süresi ve kalitesini arttırmak amacıyla donör lenfosit infüzyonları (DLI) sıklıkla kullanılan bir tedavi modalitesidir. Bu çalışmada merkezimiz DLI deneyimleri sunulacaktır.Bir başka merkezde allogeneik periferik kök hücre transplantasyonu yapılmış yaşlı AML olgusunda, relaps ve yüksek tümör yükü nedeniyle hastada sitoredüksiyon ile tümör yükü azaltılmaya çalışıldı. Daha sonra HLA uygun donöründen mobilizasyon yapılmadan lenfoferez ile lenfositler toplandı. 1x106, 5x106/kg ve 1x107/kg CD3 içeren DLI ürünleri 15 gün arayla infüze edildi. Tedaviye yeterli cevap alınamaması nedeniyle, DLI ürününden elde edilen hücreler 6000 IU/mL rekombinant human IL-2 ile %5 CO2’li inkübatörde 37oC’de dört gün kültüre edildi. 4. günün sonunda hücreler santrifüj edildi. HBSS dengeli solüsyonu ile iki kez yıkandı ve mililitresinde 2x106 hücre olacak şekilde ayarlandı. Elde edilen ürün filtresiz IV setle hastaya infüze edildi. Bu şekilde uygulama sonrası hastalık iki ay kontrol altına alındı ancak yeniden relaps olan hasta sepsis nedeniyle kaybedildi. Primer rezistan AML’si olan genç bir hastada allogeneik transplantasyon sonrası 3. ayda kimerizm kaybı oluştu. Bunun üzerine iki kez birer ay ara ile 5x106/kg, 1x107/ kg dozlarında DLI ürünü hazırlandı. Üçüncü uygulamada ise DLI ile birlikte hastaya rhIL-2 uygulandı. Ancak hastalık relaps oldu ve tümör yükü arttı ve hasta sepsis ile kaybedildi.Monozomi 7’si olan genç AML olgusunda profilaktik amaçlı, 5x106/kg, 1x107/kg CD3 içeren iki DLI uygulaması yapıldı. Hastada grade I GVHD oluştu ve hastada %100 kimerizm sürdürüldü.Allogeneik kök hücre transplantasyonu sonrasında donör lenfosit infüzyonları, önemli tedavi yaklaşımıdır. Ancak transplantasyon sonrası DLI zamanlaması ve doz konusunda ortak görüş yoktur. Gözlemlerimiz tümör yükünün az olduğu olgularda donör kaynaklı aaloreaktif T-hücrelerinin, hastalığı kontrol edebileceği görüşünü desteklemektedir.

Aplastik Anemi ve Hemoglobinopatiler Bildiri: 14

Ref. No: 34

FANKONİ APLASTİK ANEMİSİNDE RADYOTERAPİ İÇERMEYEN HAZIRLAMA REJİMLERİYLE HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: Mehmet Ertem, Talia İleri, Fatih Azık, Funda Çıtak, Zümrüt Uysal, Sevgi Gözdaşoğlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Fanconi aplastik anemisi (FA) hastaları icin günümüzdeki tek kuratif tedavi seçeneği allojeneik hematopoetik kök hücre transplantasyonudur (HKHT). Ancak FA hastalarının alkilleyici ajanlara ve radyoterapiye fazla duyarlı olmaları hazırlama rejiminin toksisitesini arttırmakta ve uzun dönemde yüksek oranda sekonder malignite gelişimine yol açmaktadır. Son yıllarda FA hastalarında

8

bu yan etkileri azaltıp transplantasyonun başarısını arttırabilmek amacı ile radyoterapi icermeyen hazırlama rejimleri kullanılmaktadır. Kliniğimiz pediatrik HKHT ünitesinde Aralık 1998 ila Mart 2006 tarihleri arasında 8 hastaya FA tanısı ile allo-HKHT uygulandi. Bir hasta dışında tüm hastalar baska merkezlerden bize HKHT için sevk edildi ve bize başvurularında bu hastalardan dördü androjen, biri ise sadece steroid tedavisi almaktaydı. Donörlerin hepsi HLA tam uygun aile bireyleri (7 kardeş, 1 baba) olan bu hastalara radyoterapi icermeyen 2 farklı hazirlama rejiminleri uygulandı. İlk iki hastaya busulfan (BU) (6.0 mg/kg) ve siklofosfamid (40 mg/kg) verilirken diğer 6 hastaya fludarabin (Flu) (150 mg/m2), siklofosfamid (20 mg/kg), ATG-Frasenius (35-40 mg/kg) içeren hazırlama rejimi uygulandı. Graft versus host hastaliği (GVHH) profilaksisi amaci ile ilk iki hastaya siklosporin (CsA) +methotreksat, diğer altı hastaya ise sadece CsA verildi. Hastaların hepsinde engraftman sağlandi. BU içeren hazırlama rejimi verilen hastaların birinde grade 4 mukozit gelisirken bu hasta veno okluziv hastalık nedeniyle kaybedildi, diğer hastada ise grade 1 mukozit gelişti. Flu içeren hazırlama rejimi alan grupta ise bir hastada grade 3 mukozit gelişirken diğer hastalarda hafif derecede mukozit (grade 1 ve 2) gelişti ve kaybedilen hasta olmadi. Hiç bir hastada akut GVHH gelişmemesine karşın izlemde Flu alan gruptan sadece bir hastada oral mukozaya sınırlı kronik GVHH gelişti. Ortalama 21 ay (9-73ay) olan izlem süresinde genel yaşam oranı %87.5 olup hiçbir hastada sekonder malignite gelismedi. Yaşayan tüm hastaların kimerizm incelemesinde tam donor kimerizmine (> %95 donör hücreleri) sahip oldukları görüldü. Sonuç olarak, bizim çalışmamızda FA hastalarında radyoterapi içermeyen hazırlama rejimlerinden fludarabin kullanılan hazırlama rejimi ile çok daha düşük oranda ilaca bağlı organ toksisitesi ve GVHH gelişmiş ve ayrıca tüm hastalarda kalıcı ve tam donör kimerizmi sağlanmıştır. Fanconi aplastik anemisi hastalarında transplantasyonun kısa ve uzun süreli yan etkilerini azaltabilmek için fludarabini temel alan ve radtoterapi içermeyen hazırlama rejimlerinin kullanılması önemlidir.

Allojenik ve Otolog Kök Hücre Transplantasyonu Bildiri: 15

Ref. No: 61

ABO - KAN GRUBU UYUMSUZ ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ: TEK MERKEZ DENEYİMİ: Zübeyde Nur Özkurt, Zeynep Arzu Yeğin, Şahika Zeynep Akı, Münci Yağcı, Gülsan Sucak, Rauf Haznedar. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. ABO kan grup uyumsuzluğu allogeneik kök hücre nakillerinde (AKHN) hemoliz ve saf eritroid aplaziyi gibi klinik sorunlara neden olan olumsuz bir durumdur. Bu çalışmada geriye dönük dosya incelemesinde ABO kan grup uyumsuzluğunun ve izoaglütinin titrelerinin nakil sonrasında hastaların transfüzyon ihtiyaçları ve demir yükü üzerine etkileri araştırılmıştır.Kasım 2003 – Ocak 2007 tarihleri arasında hematolojik malignite nedeniyle AKHN yapılan 72 hastanın (24 kadın, 48 erkek; median yaş 28, aralığı16 – 63) dosya kayıtları incelenmiştir. Hastalığın tekrarı veya engrafman kaybı nedeniyle tekrar yapılan 8 nakil dahil toplam 80 nakil uygulanmıştır. Hastalar ortanca 160.19 gün takip edildi (aralık 6 – 1209, 19 gün). Kan grupları açısından 44 nakil (55 %) kan grubu uyumlu, 15 nakil (18, 75 %) major uyumsuz, 16 nakil (20

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

%) minor uyumsuz ve 5 nakil (6, 25 %) iki yönlü uyumsuz olarak uygulandı. Nakil ilişkili erken dönem komplikasyonlar açısından kan grubu uyumsuz nakil ile uyumlu nakil arasında akut graft versus host hastalığı ve sinuzoidal obstrüksiyon sendromu gelişimi açısından fark bulunmamıştır (p>0, 05). Nötrofil ve trombosit engrafman günleri açısından da kan grubu uyumlu nakil ile uyumsuz nakil arasında fark bulunamamıştır. Alıcı – verici O – A şeklinde olan major kan grup uyumsuzluğunda poliklinik takiplerinde ilk 100 gün içerisinde eritrosit suspansiyonu ihtiyacı kan grubu uyumsuz diğer nakiller ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p< 0, 05). Bu nakillerde Hb’nin > 9 g/dL düzeyine çıkma günü O-A major kan grup uyumsuzluğunda anlamlı olarak geç olmaktadır (O-A uyumsuzluğunda ortanca 169 gün, diğer kan grup uyumsuzluklarında 44 gün; p< 0, 05). O-A kan grup uyumsuzluğunda kan grubunun değişme süresi de anlamlı olarak uzun olmaktadır (sırasıyla 187 gün ve 84 gün, p< 0, 05). Nakil öncesi izoaglutinin titreleri kan grubu uyumsuz nakiller arasında değerlendirildiğinde titrenin ≥ 1/64 olduğu hastalarda nakil sonrası Hb > 9 gr/dL’ye yükselme süresi titrenin düşük olduğu hastalara göre daha uzun bulunmuştur (sırasıyla 169 gün ve 32 gün, p< 0, 05). Poliklinik takiplerinde de eritrosit transfüzyonu ihtiyacının izoaglutinin titresinin yüksek olduğu hastalarda daha fazla olduğu tespit edilmiştir (p< 0, 05). İzoaglutinin titresinin yüksek olduğu hastalarda nakil sonrası 1. ve 3. ay takiplerinde transferin saturasyonu daha yüksek bulunmuştur (sırasıyla 1. ay için %96, 2 ve %30, 8; 3. ay için %88, 5 ve %35, 5, p< 0, 05). Bu hastalar toplam sağ kalım süreleri açısından değerlendirildiğinde anlamlı fark tespit edilmemiştir (sırasıyla 168, 5 gün ve 221 gün, p>0, 05). Sonuç olarak O-A major kan grup uyumsuzluğu eritrosit engrafmanı açısından olumsuz bir kriter oluşturmaktadır. Gerek sık transfüzyondan kaynaklanan demir yükü artışı, gerekse saf eritroid dizi aplazisi gibi komplikasyonlar açısından nakil öncesi ve sonrası yeni yaklaşımlara gereksinim vardır. Bildiri: 16

Ref. No: 24

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ AKRABA DIŞI ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ TECRÜBESİ: Sabiha Yüce, Gülçin Kalaycı, Serap Güngör, Ayşe Ayrılmaz, Volkan Şenkal, Didem Aydın, Başak Oyan, Yener Koç. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi, İstanbul. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Stem Hücre Transplantasyon Ünitesi 18.10.2005 tarihinde kurulmuş olup 21.10.2005 tarihinde ilk otolog kök hücre naklini, 3.11.2005 tarihinde ilk allojenik kök hücre naklini gerçekleştirmiştir. 1.1.2007 tarihine kadar ünitemizde 44 kök hücre nakli gerçekleştirilmiş olup gerçekleştirilen nakillerin 24’ü allojenik, 20’si otolog nakildir. Allojenik kök hücre nakillerinin 8’i (%33) ikinci kök hücre nakli olup 1 hastada 3. kök hücre nakli uygulanmıştır (2 kez otolog, 1 kez allojenik). 5.4.2006 tarihinde EBMT tarafından akraba dışı allojenik kök hücre nakli için akredite edilen merkezimiz 1.1.2007 tarihine kadar 6 akraba dışı kök hücre nakli gerçekleştirmiştir. Akraba dışı kök hücre nakillerinin 5’i (%83) ikinci kök hücre nakil olup otolog kök hücre nakli sonrası relaps olan hastalarda gerçekleştirilmiştir. Hastaların tanıları sırası ile myeloma (n=2), Hodgkin lenfoma (n=2), Lenfoblastik lenfoma ve MDS’ye sekonder AML’dir. Hastaların yaşı 21 ile 47 arasında değişmekte olup median yaş 34’tür.Tüm hastalar relaps ve refrakter hastalığa sahip olup salvage tedaviler ile kısmi sitoredüksiyon yapılarak kök hücre nakline alınmıştır. Lenfoblastik lenfoma-

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

sı olan hastanın otolog kök hücre nakli sonrası sistemik relapsa ek olarak kranial tutulum ile komplike olup SSS tedavisi sonrasında akraba dışı kök hücre nakline alındı. Hastalarda donör seçiminde tam uyum veya 1 uyumsuzluk koşulu gözetildi. Hazırlayıcı rejim olarak 5 hastada Fludarabine/Busulfan/ATG uygulandı, 1 hastada ise CY/TBI/ATG hazırlık rejimi uygulandı. ATG 20-60 mg/kg doz aralığında kullanıldı.Busulfan 0.8 mg/kg/6 saatte bir 10-12 doz (3 gün) uygulandı. Fludarabine 35mg/m2/ gün, 5 gün süre ile uygulandı. Tüm hastalarda engrafman sorunsuz olarak gerçekleşmiş olup ortalama engrafman süresi 10.5 gün (8-13) olarak belirlendi. Akut GVHD 3 hastada (%50) gözlendi (Grade I n=1, Grade II n=1 ve Grade III n=1). Kronik GVHD 4 hastada gözlendi (%66, 2 limited, 2 extensive). İlk 100 gün içinde transplanta bağlı mortalite gözlenmedi (TRM=%0). 1.1.2007’ye kadar izlem süresi içinde yaşam oranı %83 olup (5/6) 1 hasta GVHD varlığına rağmen myeloma relapsına bağlı olarak +5. ayda kaybedildi.Remisyon değerlendirmesi yapılan 4 hastanın 3’ü remisyonda izlenmektedir. Akraba dışı allojenik kök hücre nakli organize ve eğitimli ekibe sahip akredite merkezlerde başarılı olarak uygulanabilir. Bildiri: 17

Ref. No: 45

OTOLOG VE ALLOGENEİC PERİFERİK KAN KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ İLK 2 YIL DENEYİMİ: Hakan Özdoğu, Can Boğa, Ebru Kızılkılıç, Ilknur Kozanoğlu, Sema Karakuş, Feride İffet Şahin, Dilek Ünalan. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara. Günümüzde multpl myeloma ve relaps veya refrakter lenfoma hastalarında otolog kök hücre transplantasyonu standart bir yaklaşımdır. Non-myeloablativ allogeneic stem cell transplantasyonuuygun endikasyonla dünyadaki birçok transplant merkezi tarafından uygulanmaktadır. Başkent Üniversitesi Adana kemik iliği transplant merkezi tarafından 2004-2006 yılları arasında yapılan otolog ve allogeneic transplant sonuçlarını değerlendirdik. Otolog transplant yapılan hastalarda toplanan CD34+ hücre sayısı 6.6 x 106/kg (3.0-11.9 x 106/kg) idi. Transplantasyon sonrası ortalama nötrofil toparlanma süresi 12 gün (9-16 gün), trombosit toparlanma süresi ortalama 18 gün (14-22 gün) idi. Akut myeloblastik lösemili bütün hastalar 28. günde yapılan sitogenetik analizinde %95-%100 donör hücre kimerizmi gösterdiler. Altmışbeş yaşından genç, stage II/III 9 multpl myeloma hastası otolog periferal stem cell destekli yüksek doz kemoterapi (melphalan 200 mg/m2) aldı. Ortalama yaş 56, 14 aylık takip süresince ortalama hastalıksız yaşam süresi 12 ay idi. 1 hasta relaps oldu, 8 hasta hastalıksız idi.İki lenfoma hastası otolog periferal stem cell destekli yüksek doz kemeoterapi aldı. Birinci hasta 26 yaşında erkek T-cell NHL idi. 16 ay takip süresince hastalıksız idi. İkinci hasta aggresive T-cell NHL sı olan 35 yaşında erkek hasta idi. İkinci ayda relaps oldu. Toplam yaşam süresi 4 ay idi.Akut myeloblastik lösemisi olan 5 hastaya non-myeloablativ allogeneic periferik kök hücre transplantasyonu yapıldı. Ortalama yaş 36 ve hastalardan birisi refrakter idi. Diğer hastalar hematolojik remisyonda idi. Hastalar fludarabin içeren hazırlama rejimleri aldılar. Bütün hastalara graft versus host hastalığı proflaksisi ile birlikte kemeoterapi sonrası tam uyumlu donörlerden periferik kök hücre transplantasyonu yapıldı. Refrakter hastada %90 engrafment sonrası 3 cü ayda relaps ile birlikte otolog rekonstüksiyon gelişti. Dönör lenfosit infüzyonuna grade II/III graft versus host reaksiyonu ile

9

BİLDİRİ ÖZETLERİ

iyi cevap verdi. Fakat 6. ayda tekrar relaps oldu 8. ayda kaybedildi. Diğer hastalar tam donör hücre engrafment ile remisyonda kaldılar. Bu hastalar15, 12, 4, ve 2 ci aylarda hastalıksızdılar. Tedavi ilişkili mortalite, grade IV toksisite ve grade >III akut graft versus host hastalığı görülmedi.İki hastada grade I veya II akut graft versus host hastalığı gözlendi. Hastalık ilişkili ölüm 1, bacteramia 1, dermatolojik toksisite 1, ve geç graft kaybı 1 hastada izlendi. Bir hastada transplant sonrası 100. günde cytomegalovirüs enfeksiyonu gelişti.Ablatif ve non-myeloablatif hazırlama rejimleri ile myeloid ve lenfoid malign hastalıklarda yapılan periferik stem cell transplantasyon erken sonuçlarımız işlemlerin merkezimiz tarafından uygulanabilir olduğunu düşündürmektedir. Bildiri: 18

Ref. No: 94

ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ OTOLOG VE ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ DENEYİMİ: Eren Gündüz, Olga Meltem Akay, Hava Üsküdar Teke, Zafer Gülbaş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir. Ülkemizde halen merkezimizin de arasında bulunduğu 30 civarında kemik iliği nakil merkezi bulunmaktadır. Her merkezin kendine ait tecrübesi mevcut olup biz burada kendi merkezimizdeki 1998-2006 yılları arasına ait verileri sunduk.Merkezimizde 1998-2006 yılları arasında toplam 111 hastaya kök hücre nakli yapılmıştır. Yıllara göre yapılan nakil sayıları incelendiğinde 1998’de 3, 1999’da 1, 2000’de 8, 2001’de 9, 2002 ve 2003’te 10, 2004’te 17, 2005’te 21 ve 2006’da 32 olarak dağılım göstermiştir. Hastaların yaş ortalaması 42 olup erkek hasta sayısı 61 ve kadın hasta sayısı 50’dir. Hastaların primer tanıları multipl miyelom (n=27), akut non-lenfoblastik lösemi (n=26), non-Hodgkin lenfoma (n=18), kronik miyelositer lösemi (n=8), akut lenfoblastik lösemi (n=6), Hodgkin hastalığı (n=14), miyelodisplastik sendrom (n=4), primer amiloidoz (n=2), renal hücreli karsinom (n=2), plazmositom (n=1), malign histiositozis (n=1), primer miyelofibroz (n=1) ve tip I kriyoglobulinemi (n=1) olarak dağılım göstermiştir.64 hastaya otolog ve 47 hastaya allogeneik kök hücre nakli uygulanmıştır. Allogeneik kök hücre nakilleri 27 hastada miyeloablatif, 20 hastada azaltılmış yoğunluklu olarak gerçekleştirilmiştir. Kök hücre kaynağı olarak 7 hastada kemik iliği ve 104 hastada periferik kan kullanılmıştır. Multipl miyelomlu 2 ve non-Hodgkin lenfomalı 1 hastaya otolog kök hücre nakli sonrası relaps nedeniyle allogeneik kök hücre nakli de uygulanmıştır. Allogeneik kök hücre nakli sonrası komplikasyonlardan veno-okluziv hastalık 14 (%29.1) hastada, graft versus host hastalığı 26 (%54.1) hastada gelişmiştir. Hastaların 77’si halen hayattadır. İlk 100 günde kaybedilen hasta sayısı 18’dir.Sonuç olarak kök hücre nakli ile ilgili merkezimize ait başarı ve tecrübe de gün geçtikçe artmaktadır. Ekibimizin tecrübe artışına paralel olarak merkezimize ait mortalite ve komplikasyon oranları azalmıştır. Mortalite oranlarımız literatürle benzerdir. Tam remisyonda olmayan hastalara uygulanan allogeneik kök hücre nakli başarısının sınırlı kaldığı saptanmıştır. Ayrıca alıcı ve verici arasında kan grubu uyuşmazlığı durumunda engrafman sağlanmasının uzun sürdüğü gözlenmiştir.

10

Bildiri: 19

Ref. No: 96

OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ İLE BAŞARILI OLARAK TEDAVİ EDİLEN TİP I KRİYOGLOBULİNEMİ OLGUSU: Eren Gündüz, Olga Meltem Akay, Hava Üsküdar Teke, Zafer Gülbaş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir. Tip I kriyoglobulinemi çok nadir bir hastalık olup literatürde otolog kök hücre naklinin etkinliğine ait veri yoktur. Hastalar gelişen renal yetmezlik ve infeksiyon nedeniyle kaybedilmektedir.Otolog kök hücre nakli ile uzun süreli remisyon elde ettiğimiz tip I kriyoglubulinemili bir olgu nedeniyle konu gözden geçirilmiştir Olgumuz 53 yaşında erkek hasta olup 1997 yılında ayak parmaklarında morarma şikayetiyle başvurduğunda yapılan tetkikler sonucu tip I kriyoglobulinemi tanısı kondu. Hasta tedaviyi kabul etmediği için 2001’de renal biyopsi gerektirecek düzeyde proteinüri (13 gr/gün) gelişene ve daha önce normalken BUN = 37 Kr = 4.73 olana dek ilaçsız izlendi. Bu dönemde yapılan kemik iliği aspirasyonunda plazma hücre artışı saptanmadı. Ig G = 1420 Ig A = 41.1 Ig M = 49.6 mg/dl idi. Protein elektroforezinde monoklonal bant izlendi ve bunun kriyoglobulinemiye ait olduğu laboratuar olarak teyit edildi. Nefroloji bölümüne gönderilen hastaya histopatolojik olarak kriyoglobulinemik glomerülonefrit tanısı kondu ve deksametazon tedavisi başlandı. Bir yıl steroid tedavisi sonrası proteinürisi artan hastaya siklofosfamid ve plazmaferez de uygulandı ancak bu tedavilere de yanıt alınamadı. Kliniğimizin önerisini kabul eden hastaya otolog kök hücre nakli planlandı. Siklofosfamid + G-CSF ile mobilizasyon sonrası hazırlama rejimi olarak 100 mg/m2 melfalan 2 gün verildi ve otolog kök hücre nakli uygulandı. Otolog kök hücre nakli sonrası kriyoglobulinemisi negatifleşen ve yaklaşık 5 yıl remisyonda izlenen hastada yakın dönemde relaps gözlendi. BUN-kreatinin artışı oldu. Hastaya tekrar kök hücre nakli yapılması önerildi ancak kabul etmedi. Hasta halen hayatta olup medikal tedavi ile izlenmektedir. Sonuç olarak otolog kök hücre naklinin tip I kriyoglobulinemili hastalarda uzun süreli remisyon sağlayan etkili bir tedavi seçeneği olduğu düşünülmüştür.

Kronik Lösemiler Bildiri: 20

Ref. No: 30

KML OLGULARINDA ALLOJENEİK HEMATOPOİETİK HÜCRE NAKLİ ÖNCESİ İMATİNİB KULLANIMI NE KADAR GÜVENLİ? Aynur Uğur Bilgin, Pervin Topçuoğlu, Ender Soydan, Akın Uysal, Nahide Konuk, Meral Beksaç, Günhan Gürman, Taner Demirer, Muhit Özcan, Önder Arslan, Osman İlhan, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara. Günümüzde imatinib kronik faz yeni tanı kronik myeloid lösemi (KML) hastaları için standart tedavi haline gelmektedir. Tedavi altında hastaların büyük kısmında tam bir sitogenetik cevap izlenmekle birlikte hastalık moleküler düzeyde kalmakta ilacın kesilmesini takiben hastalık geri gelmektedir, bu yaklaşımda kür beklenmemektedir. Günümüzde KML’de kür şansı bulunan yegane tedavi yöntemi allojeneik hematopoietik hücre transplantasyonu (AHHT) olmakla birlikte önemli oranda mortalite ve morbidite ile birliktedir. Bu nedenle transplantasyon sıklıkla ilaca direnç gelişen veya relaps riski yüksek olan hastalarda tercih edilmektedir. Giderek artan sayıda hastanın transplantasyon öncesinde ilaç kullanım öykü-

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

sünün olması, ilacın transplantasyon sonuçlarını nasıl etkilediği sorusunu akla getirmektedir. Bu amaçla ünitemizde KML tanısı ile AHHT yapılan ve öyküsünde imatinib kullanımı olan 20 hasta (Grup 1), imatinib naif 40 hasta (Grup 2) ile geriye dönük olarak vaka uyumlu kontrol çalışması çerçevesinde değerlendirilmiştir.Metod ve sonuçlar: Transplantasyon öncesinde imatinib kullanım öyküsü olan 20 hastanın ortanca yaş: 39 (19-57), kadın: 10, erkek: 10,1. kronik (Kr) faz: 13,2. Kr faz: 4, akselere faz (AF): 2, blastik faz (BF): 1 hasta vardı. Moleküler yanıtlarına (MY) bakıldığında ise; 20 hastanın sadece 1’i negatif iken transplantasyona alınmıştı.. Transplantasyona kadar kullanılan glivec dozu: Ortanca: 208gr±200, 14gr, ortalama: 93gr (33gr-648gr) olup hastalarda transplantasyon öncesinde imatinib ortanca 17,5 (7-210) günde kesilmişti. Grub 2 deki 40 hastanın ortanca yaş: 34 (14-53), kadın: 14 erkek: 26, 1. kronik (Kr) faz: 32, 2. Kr faz: 2, AF: 3, BF: 3 hasta vardı. Bu grubta hastaların sadece 9’nun (1 hasta negatif) moleküler yanıt değerlerine ulaşılabildi. Grupların yaş, cinsiyet, hazırlama rejimleri, kök hücre kaynakları ve Grathwohl skoru dağılımlarına bakıldığında her 2 grup arasında fark yoktu. İmatinib kullanım öyküsü olan hastalarda engrafman (Nötrofil >0, 5x109/L, trombosit>20x109/L) sırasıyla ortalama: 15 (13-20), 13 (10-32), grup 2 de ise 16 (0-28), 15 (0-36) gün şeklindeydi ve engraftman günleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Her iki grubun transplantasyona verdikleri yanıt, Transplantasyon ilişkili ölüm oranları, akut ve kronik GVHH geliştirme riskleri benzerdi Ayrıca 2 yıllık hastalıksız ve genel sağkalım oranları arasında da anlamlı bir fark saptanmadı.Yorum: Bu çalışmada transplantasyon öncesinde imatinib kullanımı öyküsünün olmasının transplantasyon sonuçlarını negatif olarak etkilemediği izlenmiştir. Sonuçlarımız literatürdeki diğer çalışmalarla benzer olup bu hastaların güvenle transplantasyona alınabilineceğini ve erken dönem sonuçlarında imatinib naif olanlara göre bir fark olmadığını düşündürmektedir. Tablo .

Ortanca yaş Grathwohl skoru (0, 1, 2, 3, 4)

STI (+) (n=20)

STI (-) (n=40)

p

39 (18-57)

34 (14-53)

0, 160

1/2/7/6/4

1/6/20/10/3

0, 545

16, 9 (5, 4-75, 8)

11, 6 (4, 2-129, 3)

0, 076

Kök hücre tip (PK/Kİ)

15/5

30/10

-

Hazırlık rejimi (Ablatif/İYHR)

10/10

28/12

0, 161

Cinsiyet (Kadın/Erkek)

10/10

14/26

0, 751

Transplantasyona yanıt (TR)

17/20

36/40

0, 676

Engraftman (var)

19/20

39/40

0, 559

15 (13-20) 13 (10-32)

16 (0-28) 15 (0-36)

0, 639 0, 299

Süre Tanı-Transplant (ay)

Nötrofil >0, 5x109/L Trombosit >20x109/L Transplantasyon ilişkili ölüm

3/20

6/40

1, 0

Akut GvHH (II-IV)

3/19

17/40

0, 076

Kronik GvHH

8/16

22/34

0, 322

Nüks

3/20

14/40

0, 136

%55, 4±%13, 2

%46, 7±%7, 9

0, 595

%71, 5±13, 4

%59, 4±%7, 9

0, 463

2 yıllık hastalıksız sağkalım olasılığı 2 yıllık genel sağ kalım olasılığı

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

Bildiri: 21

Ref. No: 33

GRANÜLOSİTİK SARKOM İLE ORTAYA ÇIKAN VE ALLOJENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI ERKEN DÖNEMDE BLASTİK DÖNÜŞÜM İZLENEN KRONİK MYELOSİTER LÖSEMİ (KML) OLGUSU: Murat Albayrak, Simten Dağdaş, Özlem Şahin Balçık, Funda Ceran, Osman Yokuş, Zafer Çelik, Meltem Aylı, Mesude Yılmaz, Gülsüm Özet. Ankara Numune Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Granülositik sarkom miyeloproliferatif ve miyelodisplastik sendromlara eşlik eden veya bunlara öncelik eden ekstramedüller immatür miyeloid hücrelerden oluşan tümördür. KML’li olguların granülositik sarkom olarak prezente olması nadir görülen bir durumdur. İmatinib mesilatın (Glivec) (STI571) hedefli tedavi yöntemi olarak KML tedavisinde direkt olarak BCR-ABL tirozin kinazını baskılayan bir ajan olarak kullanılması hastalığın tedavisinde devrim yaratmıştır. Bu tedavi sonucunda yüksek hematolojik ve sitogenetik yanıt elde edilmekle birlikte, özellikle ileri kronik faz ve akselere fazda bulunan hastalarda primer cevap alınamamakta ya da edinsel direnç gözlenebilmektedir. KML’ de kür şansı bulunan yegane tedavi yöntemi allojeneik hematopoietik kök hücre transplantasyonudur. Ancak günümüzde kök hücre transplantasyonu mortalite ve morbidite riski yüksek olması nedeni ile KML olgularında sıklıkla ilaca direnç gelişen veya relaps riski yüksek olan hastalarda tercih edilmektedir. Ancak nakil yapılmış olan kronik faz KML olgularında, %5-20 oranında relaps riski mevcuttur.OLGU SUNUMU: 40 yaşında submandibular kitle ile başvuran erkek hastada yapılan eksizyonel biopsi sonucu, granülositik sarkom olarak geldi. Periferik yayma, kemik iliği aspirasyon ve biopsisi, sitogenetik inceleme sonucunda kronik miyeloid lösemi tanısı konuldu. 400 mg/gün imatinib mesilat başlanan hastada 6. ayda hiç sitogenetik yanıt alınamaması, yaşının genç ve tam uyumlu donörünün olması nedeni ile allojeneik kök hücre nakli yapıldı. Nakil sonrası 10. ayda pansitopeni ile başvuran hastada blastik dönüşüm tespit edildi.Bu olgu KML’ de granülositik sarkomun nadir görülmesi, posttransplant erken dönemde ve akut lösemi şeklinde relaps olması nedeni ile sunuma uygun bulunmuştur. Bildiri: 22

Ref. No: 99

ALLOJENEİK NAKİL SONRASI RELAPS EDEN KML HASTALARINDA TEDAVİ: TEK BAŞINA İMATİNİB VS İMATİNİB VE DLI: Sinem Civriz Bozdağ, Ender Soydan, Pervin Topçuoğlu, Aynur Uğur Bilgin, Şule Mine Bakanay, Haluk Koç, Meral Beksaç, Osman İlhan, Muhit Özcan, Günhan Gürman, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara. Donör lenfosit infüzyonu (DLI), allojeneik nakil sonrası relaps eden Kronik myelositer lösemi (KML) hastalarında altın standart tedavi yaklaşımıdır.Bu hastalarda imatinibin tek başına veya kombine yaklaşımla moleküler remisyon elde edilmesindeki rolü tartışma konusudur.Biz bu çalışmada, allojeneik nakil sonrası relaps nedeniyle tek başına imatinib veya imatinib ve DLI ile kombine olarak tedavi edilen hastalarda moleküler cevap ve graft fonksiyonlarını araştırdık.Sadece imatinib alan hastaların (n: 10) median yaş ortalaması 29 (19-57), kadın/ erkek: 3/7 idi.Nakil sırasında hastalardan dokuzu 1.kronik fazda iken, biri ise 2.kronik fazda idi.Kombinasyon tedavisi alan grupta (n: 9) ise ortalama yaş 41 (20-54), kadın /erkek: 3/6 idi.Bu gruptaki hastaların üçü akselere fazda, dördü 1.kronik fazda, biri ise blastik fazda idi.

11

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Tüm hastaların üçüne nonmyeloablatif, geri kalanlara ise myeloablatif nakil yapıldı.Moleküler remisyon (MR), RQ-PCR ile komplet negativite olarak kabul edildi.Altı aylık takipte, sadece imatinib ile tedavi edilen 10 hastanın 9’unda (%90) MR ortanca 3 (2-5) ayda elde edildi.Bir hasta refrakter seyrederek pnömonistis carinii pnömonisi nedeniyle exitus oldu.Takipte hastalardan 2’si relaps etti ve tedaviye eklenen DLI sonrası 1 hastada remisyon elde edilirken, diğer hasta ise graft versus host hastalığı nedeniyle exitus oldu.Oniki aylık takip sonrası kalan 7 hastanın 3’ünde relaps gözlendi ve 2’si DLI sonrası remisyona girdi.On iki ayın sonunda, sadece imatinib ile tedaviye başlanan gruptaki hastaların 4’ünde sadece imatinib ile MR sağlanırken (%40), DLI ile kombinasyon sonrası ise 3’ünde remisyon elde edilebildi.Kombinasyon grubunda ise, 9 hastanın 4’ünde upfront imatinib+DLI kullanılırken, beşinde ise imatinib ile başlanıp DLI altı ay içinde eklenmiştir.Altı aylık takip sonunda, 5 hasta refrakter seyretmiş, 4’ünde ise MR sağlanmıştır (44%. Onikinci ayın sonunda 4 hastanın 3’ünde MR devam etmiştir (%33).İki hasta progresif hastalık nedeni ile kaybedilmiş, üçü refrakter seyretmiş (rekürren relaps), biri ise moleküler relaps etmiştir.Bu çalışma sonunda, allojeneik nakil sonrası relaps eden hastalarda imatinibin moleküler remisyon sağladığı ancak remisyon süresinin uzun olmadığı gösterilmiştir.Moleküler remisyon elde edilmesinde, DLI imatinib ile sinerjik etki göstermektedir fakat bizim çalışmamızdaki kombinasyon grubundaki hastaların yüksek riskli KML hastaları olmaları bu remisyon oranlarının düşük bulunmasına sebep olabilir. Moleküler relaps olan hastalarda DLI standart tedavi yaklaşımı olmalıdır.

İmmunobiyoloji ve İmmun Yeniden Yapılanma Bildiri: 23

Ref. No: 84

ALLOJENEİK HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI GÖRÜLEN MUKOZİTLE HLA TİPLERİ İLİŞKİSİ: 1Gökhan Kabaçam, 2Ender Akçağlayan Soydan, 2 Pervin Topçuoğlu, 2Klara Dalva, 3Pınar Özdemir, 2Muhit Özcan. 1Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği, 2Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Hematoloji Bilim Dalı, 3Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Bioistatistik Anabilim Dalı, Ankara. Oral mukozit, allojeneik hematopoetik kök hücre nakli sonrası görülen, patogenezinde immün mekanizmaların önemli rol aldığı inflamasyonla karakterize, ciddi morbidite ve mortaliteye neden olabilen, bir komplikasyondur. Oral mukozada inflamatuar ülsere lezyonlarla giden Behçet Hastalığı, SLE gibi bazı hastalıklarda immün patogenezde HLA sisteminin rolü olduğu, daha önce yapılan birçok çalışmada gösterilmiştir.Amaç: Bu çalışmada, allojeneik hematopoetik kök hücre nakli sonrası görülen oral mukozit ile HLA tipleri arasında bir ilişki olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır.Yöntem ve Araçlar: Çalışmaya, tek merkezde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ABD, Hematoloji Bilim Dalı, Kök Hücre Nakli Ünitesi’nde son 5 yılda nakil yapılan 202 hasta alınmış, bulgular retrospektif yöntemle incelenmiştir. Nakil sonrası 160 (%79.6) hastada oral mukozit görülürken, vakaların %31.2’sinde hafif, kalan %68.5’inde ciddi seyretmiştir. Mukozit süresi ortama 12.5 (±7) gün olmuştur. Vakaların %42.7’sinde narkotik analjezik

12

ve/veya TPN ihtiyacı olmuştur. Bulgular: HLA-DRB11’in tek başına mukozite karşı koruyucu olduğu, şiddetli mukoziti de azaltan bir faktör olduğu görülmüştür (OR: 0,33, p=0,006.). HLA-A24 (OR: 0,30, p=0,02), B53 (OR: 0,02, p=0,02), DRB15 (OR: 0,31, p=0, 04), mukozitten koruyucu görünmüş, A24’ün mukozit şiddetini de azalttığı (Trends test: 0, 014) tespit edilmiştir. HLA-A33 ve DRB16 taşıyan hastaların %100’ünde mukozit görülmüştür, mukozit riskini artırdıkları düşünülmüştür. HLA B41’in, mukozit şiddetini artırdığı görülmüştür (OR: 26.3, p=0,02). HLA-A30 (OR: 8,23, p=: 0,03), A68 (OR: 46.5, p=0,02), B8 (OR: 3,77, p=: 0,03), B15 (OR: 21.6, p=0,008) antijeni taşıyan bireylerin, tedavi gerektirecek düzeyde mukozit gelişimi açısından risk altında olduğu gösterilmiştir. HLA-C3’ün tedavi gerektiren mukozit riskini azalttığı bulunmuştur (OR: 0,24, p=: 0,04). Sonuç: Allojeneik kök hücre nakli sonrası görülen mukozitle bazı HLA tiplerinin ilişkili olduğu görülmüştür. Bu durum, mukozitin patogenezinde immün sistemin rolünü göstermesi açısından önemlidir. Klinikte hastaların, mukozit gelişme riski açısından bu sonuçlar doğrultusunda değerlendirilmesinde fayda vardır.

Lenfomalar Bildiri: 24

Ref. No: 69

NÜKS/REFRAKTER HODGKİN LENFOMALI HASTALARDA OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU: KAPADOKYA TRANSPLANT MERKEZİ DENEYİMİ: 1Fevzi Altuntaş, 1Leylagül Kaynar, 1Fatma Doğruel, 1Sibel Kabukçu Hacıoğlu, 1İsmail Koçyiğit, 1Fatih Kurnaz, 2Orhan Galip Yıldız, 3Özlem Canöz, 1Bülent Eser, 1Ali Ünal, 1Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı ve Kit Merkezi, 2Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı, 3Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Kayseri. Hodgkin hastalığı (HH) kombine kemoterapi rejimleri ve/veya radyoterapi ile kür elde edilebilen bir hastalıktır. Olguların çok azında nüks gelişmekte veya refrakterlik söz konusu olmaktadır. Nüks veya dirençli olgularda ise otolog kök hücre desteğinde yüksek doz tedavi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. 2002–2006 tarihleri arasında otolog kök hücre nakli (OKHN) yapılan 17 nüks/dirençli HH olgusunun dosyaları geriye dönük olarak incelenmiştir. Olguların 11’i erkek (%75), 6’sı (%35) kadın olup ortanca yaş 38 idi (aralık: 17-51 yaş). Histopatolojik tanıları nodüler sklerozan HH (n=4), mikst selüler HH (n=10), lenfositten fakir HH (n=3) şeklinde idi. Tanı anında 5 hasta klinik ileri evre (III-IV) ve 12 hasta erken evre (I-II) idi. Tanı ile OKHN arasında geçen süre ortanca 20 ay (aralık: 9-125 ay) idi. Mobilizasyon rejimi olarak siklofosfamid ± etoposid + G-CSF uygulandı. Olguların 14’ünde BEAM ve 9’unda ICE yüksek doz tedavisi verildi. OKHN sonrası nötrofil engraftmanı (>500/µL) ortanca 11 gün (aralık: 7– 17 gün), trombosit engraftmanı (>20.000/µL) ortanca 10 gün (5–17 gün) idi. Transplantasyon sonrası hastaların 12’sinde (%71) tam yanıt, 4’ünde (%24) kısmi yanıt elde edildi ve bir olguda da yanıt alınamadı. Hematolojik yanıt elde edilen olguların 5/16’sında (%31) nüks/progresyon gözlendi. OKHN sonrası takipte, olguların 3’ü (>100 gün) primer hastalık nedeniyle eksitus olmuştur. Geri kalan 14 hastanın 11‘i hematolojik TR’da, 3’ü hastalıklı olarak yaşamaktadır. Ortanca sağkalım süresi 28 ay (aralık:

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

3–50 ay) olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak; nüks/ refrakter HH olgularında otolog periferik kök hücre desteğinde yüksek doz kemoterapi ile yüksek tam remisyon oranı ve uzun süreli sağkalım elde edilebilir.

İnfeksiyöz Problemler, Damar Yolu, Diğer Destek Tedavileri Bildiri: 26

Bildiri: 25

Ref. No: 100

OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN HODGKİN DIŞI LENFOMA HASTALARINDA RİTUXİMAB’IN YERİ: Sinem Civriz Bozdağ, Pervin Topçuoğlu, Ender Soydan, Mutlu Arat, Osman İlhan, Haluk Koç, Meral Beksaç, Akın Uysal, Hamdi Akan, Önder Arslan, Nahide Konuk, Muhit Özcan. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Relaps eden diffüz büyük B hücreli Hodgkin Dışı Lenfoma (HDL) hastalarında yüksek doz tedavi ve otolog kök hücre naklinin standart tedavi olduğu gösterilmiştir. Biz de, yüksek doz tedavi öncesi antiCD20 kullanımının (rituximab) graft içeriğine ve otolog transplantasyon sonuçlarına etkisini değerlendirmek amacı ile 1989 yılından itibaren otolog kök hücre nakli yapılmış olan 282 hastadan HDL tanısı olan, T-hücreli lenfoma ve lenfoblastik lenfoma dışındaki, toplam 68 hastanın transplantasyon öncesi ve sonrası sonuçları geriye dönük olarak değerlendirildi. Ortanca yaş 42 yıl (17-64 yıl), 47’si erkek ve 21’i kadın idi. Hastaların %70,6’sı diffüz büyük B hücreli lenfoma alttipinde idi, 2 grupta benzer hastalık alttipine sahipti. Hastalar kurtarma tedavisinde ve/veya kök hücre mobilizasyonunda tedavilerine ek olarak veya yalnız rituximab kullanılan veya transplantasyon öncesi rituximab verilmeyen olarak 2 grupta değerlendirildi. Hastaların klinik özellikleri ve transplantasyon sonuçları tabloda gösterilmektedir. Transplantasyon öncesi kurtarma tedavisinde ve/veya kök hücre mobilizasyonu esnasında rituximab kullanımın rituximab kullanmayanlara göre remisyona sıklığına etkisi olmadığı saptandı (p>0.05). Transplantasyon sonrası ise hastalık yanıtı birbiri ile benzerdi. Tüm olgularda ortanca takip süresi 52 ay olup, rituximabın iki yıllık hastalıksız sağkalım ve genel sağkalım olasılığına etkisi olmadığı görüldü. Bu verilerin daha fazla sayıda ve benzer tanılı hastalar içeren prospektif randomize çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir. Tablo .

Yaş (ortanca) CinsiyetErkekKadın

Rituximab alanlar (n: 17)

Rituximab almayanlar (n: 51)

47 (20-64)

41 (17-54)

p

98

3913

12 (%70, 5) 5 (%29, 5)

30 (%58, 8) 17 (%41, 2)

0, 615

Transplant yanıtına etkisi: 13 (%81, 3) 1 (%6, 3) 2 TRPRNR (%12, 5)

35 (%71, 4) 5 (%8, 2) 10 (%20, 4)

0, 732

Transplant öncesi yanıtKemosensitifKemo refrakter

Transplant sonrası NüksNüks (-) Nüks (+)

13 (%76, 5) 4 (%23, 5)

26 (%81, 3) 6 (%18, 8)

0, 721

Transplantasyon ilişkili ölüm

3/17

15/36

0, 527

2 yıllık hastalıksız sağkalım

%51, 9±%6, 6

%46, 9±7, 6

0, 494

2 yıllık genel sağkalım

%56, 3±%7, 7

%54, 9±9, 3

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

Ref. No: 22

YÜKSEK DOZ KEMOTERAPİ VE PERİFERİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU UYGULANAN NONHODGKİN LENFOMALI HASTADA İZOLE İNVAZİF İNTESTİNAL ASPERGİLLOZ: Mustafa Öztürk, 2Nail Ersöz, Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Bekir Öztürk, Okan Kuzhan, Şeref Kömürcü, Ahmet Özet, 2Gökhan Yağcı, 2Erkan Öztürk. GATA Tıbbi Onkoloji, 2GATA Genel Cerrahi, Ankara. Giriş: İnvazif aspergilloz fırsatçı bir enfeksiyon olup, karakteristik olarak immünsüprese hastalarda yüksek oranlarda mortalite ve morbidite ile seyreder.Vaka sunumu: 54 yaşında erkek hastada akciğer üst lob posteriorunda saptanan nodüllerden yapılan biyopsi şüpheli B hücreli malign lenfoma olarak rapor edildi. Kesin tanı için sağ koltuk altı lenf nodu eksizyonel biyopsi ile çıkartıldı. Çıkartılan lenf nodunun lenfositten zengin tip hodgkin lenfoma olarak rapor edilmesi üzerine 6 kür ABVD tedavisi uygulandı. Tedavi sonrası minimal regresyon saptandı. Tedaviye yanıtın düşük olması nedeniyle tanı nonHodgkin lenfoma olarak değerlendirildi ve 8 kür R-CHOP tedavisi uygulandı. Tedavi bitiminde yapılan PET-CT değerlendirilmesinde çok iyi parsiyel cevap elde edilmesi üzerine, konsolidasyon amacıyla yüksek doz kemoterapi (BEAM) ve otolog periferik kök hücre nakli (OPKHN) uygulandı. OPKHN’den sonra ikinci günden itibaren başlayan ateş yüksekliği nedeniyle basamak şeklinde IV antibiyotik tedavisi başlandı. Nakilden sonraki 12.günde ateşin devamlılık göstermesi nedeniyle amfoterisin B tedavisine geçilerek ateş kontrol altına alındı. Nakilden sonraki 10. günde lökosit engraftmanı gerçekleşti. Ancak +14. günde batında progressif olarak gelişen distansiyon ve gaz gaita çıkışının kesilmesi üzerine yapılan batın ultrasonografisinde sol alt kadranda daha belirgin olmak üzere serbest mayi ile birlikte barsak hareketlerinin segmental olarak kaybolduğu gözlendi. Batın içi serbest mayiden yapılan örneklemede defibrine kan görüntüsü olması nedeniyle hastanın eksplorasyonuna karar verildi. Laparoskopik eksplorasyonda ince barsak proksimal segmenlerinde nekroz gözlendi. Açık eksplorasyona geçildiğinde, proksimal ince barsakta 80 cm’lik bir segmenti kapsayan duvar nekrozu gözlendi. Nekroze segmentin 10 cm proksimalinden ve distalinden emniyet sınırı bırakılarak rezeksiyon ve anastomoz gerçekleştirildi. Hastanın rezeksiyon materyalinin patolojik incelemesinde transmural ve mukozal infarklar saptandı. İnfarkt alanlarında damar duvarlarının ve lümenlerinin aspergilloz plakları ile yoğun olarak atake olduğu saptandı. Tartışma: Pulmoner aspergillozlu hastaların ¼ ünde hematojen yayılımla dissemine enfeksiyon ve çok nadiren barsak tutulumu meydana gelebilmektedir. İntestinal aspergilloz, özellikle OPKHN gibi immünsüpresyon uygulanan, standart proflaktik antibiyotiklere rağmen inatçı ateş yüksekliği ile seyreden ve batın semptomları ön planda olan vakalarda akla gelmesi gereken mortal seyirli klinik bir tablodur.

13

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Bildiri: 27

Ref. No: 4

ALLOJENEİK KEMİK İLİĞİ NAKLİ SONRASI POLYOMAVIRUS HOMINIS TİP 1 (BKV)’E BAĞLI GEÇ BAŞLANGIÇLI HEMORAJİK SİSTİT: 1Ahmet Emin Kürekçi, 1 A. Avni Atay, 1Fatih Azık, 2Çakır Güney, 3Erol Erduran. 1 Gülhane Askeri Tıp Akademisi Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı, 2Gülhane Askeri Tıp Akademisi Viroloji Bilim Dalı, 3 Karadeniz Teknik Üniversitesi Çocuk Hematolojisi Bilim Dalı, Ankara, Trabzon. İdrar yollarında irritabilite ve hematüri ile karakterize olan hemorajik sistit (HS) kök hücre transplantasyonunda morbiditenin, nadiren de mortalitenin önemli sebeplerinden birisidir.Genel olarak görülme sıklığı %5 ile %40 arasında değişmektedir.Erken başlangıçlı HS yüksek doz kemoterapi sonrası ilk 48 saat içerisinde görülür ve esas olarak siklofosfamid, ifosfamid veya busulfan kullanımına bağlıdır.Geç başlangıçlı HS’li (hazırlama rejiminin tamamlanmasından >48 saat) olgularda insan polyomavirus (BK virus [BKV], JC virus [JCV], Simyan 40 virus) veya adenovirus (özellikle tip 11) gösterilmiştir. Burada, allojeneik kemik iliği transplantasyonu sonrası BKV’ ye bağlı geç başlangıçlı hemorajik sistit gelişen relaps akut myeloblastik lösemili bir çocuk sunulmaktadır.14 yaşında erkek hasta 3. remisyonda akut myeloblastik lösemi tanısı ile takip ve tedavi edilmekte iken doku tipi tam uygun erkek kardeşinden kemik iliği transplantasyonu uygulandı.Hazırlama rejimi olarak intravenöz busulfan (0.8 mg/kg/doz x 16) ve siklofosfamid (50 mg/kg/gün x 4) verildi. HS’den korunmak amacı ile hidrasyon, zorlu diürez ve MESNA uygulandı. Graft-versus-host hastalığı profilaksisi olarak 3 doz metotreksat ve 3 mg/kg/gün dozunda siklosporin A verildi. Gastrointestinal sistemde bakteri kolonizasyonunu azaltmak amacı ile siproflaksazin verildi.Verici ve alıcı arasındaki Rh uyuşmazlığı nedeni ile plazma uzaklaştırma işleminden sonra hastaya 4.6 x 106/kg CD34+ hücre verildi. Granulosit engrafmanı +27, eritroid engrafman +29 ve trombosit engrafmanı ise +31. günde meydana geldi. +17. günde idrar yaparken huzursuzluk ve hematuri meydana geldi. İdrar analizinde kültür negatif, PCR ile sitomegalovirus, adenovirus ve herpes virus DNA negatif, BK virus ise PCR ile pozitif bulundu (Clin Diag Lab Immunol 2003; 10: 66-69). Hastaya geç başlangıçlı HS tanısı konarak hidrasyon, devamlı kateter ile mesane irrigasyonu, aferez trombosit, taze donmuş plazma ve rekombinan aktive faktör 7a desteği verildi. Hematüri +49. günde düzeldi. • Geç başlangıçlı HS’in tedavisinde bazı ilaçlar denenmektedir. Bunlardan siprofloksazinin asemptomatik dönemde BK virüri miktarını azalttığı öne sürülmüştür. Bizim olgumuzda da hemorajik sistite ait semptomlar başlamadan önce gastrointestinal sistemde bakteri kolonizasyonunu azaltmak amacı ile siproflaksazin verilmekteydi. Ancak olgumuzda siprofiloksazin BKV’ye bağlı hemorajik sistit gelişmesini engelleyememiştir. Hastanın semptomlarının sürekli mesane irrigasyonu gerektirecek kadar ağır seyretmesi nedeni ile rekombinan faktör 7a uygulanmış, ancak istenen sonuca ulaştırmadığı görülmüştür. Olgumuzda kalitatif PCR tekniği ile gösterilen BKV’ ye bağlı geç başlangıçlı hemorajik sistit saptanmış ve konvansiyonel yöntemlerle +49. günde iyileşme sağlanmıştır.

14

Bildiri: 28

Ref. No: 15

ALLOJENEİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU UYGULANAN HASTALARDA TOTAL PARENTERAL NÜTRİSYONUN BİYOKİMYASAL PARAMETRELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Ahmet Ifran, Cengiz Beyan, Ali Uğur Ural, Türker Çetin, Kürşat Kaptan, Ferit Avcu, Oral Nevruz. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hematoloji Bilim Dalı, Ankara. Allojeneik kök hücre nakli (KHN) temelde hematolojik maligniteler ve aplastik anemi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır ve uygulanması kötü prognoza sahip bu hastalık gruplarında uzun süreli yaşam beklentisini olumlu yönde düzeltmiştir. Yeterli gıdanın oral olarak alınamadığı bu katabolik durumda, total parenteral beslenme (TPN) hastanın ihtiyacı olan besin öğelerini sağlamada yardımcıdır. Çalışmamızda, hematolojik hastalıkları nedeniyle allojeneik KHN uygulanmış olan olgularımızda TPN kullanımının biyokimyasal parametreler üzerindeki etkilerini inceledik. Çalışmaya 1996-2006 arasında hematolojik hastalıkları nedeniyle allojeneik KHN uygulanmış ve verileri değerlendirilebilir durumda olan 73’ü erkek, ortalama 27, 71 ± 9, 54 yaşında, toplam 90 olgu dahil edildi. TPN +1. günde başlandı ve ortalama kullanım süresi 17, 15 ± 7, 18 gündü. Olgulara kullanılan TPN formülasyonu ile günlük ortalama 35, 78 ± 4, 39 Kcal/kg enerji sağlandı; protein dışı enerji kaynağı %50 lipid ve %50 glukoz kaynaklıydı ve standart aminoasit solüsyonu olarak günlük 1 g/kg protein içeriyordu. Febril nötropeni 74 (%82) olguda görüldü ve bu olguların 16’sında (%18) antifungal kullanımı gerekti. Akut GvHD (grade I–IV) 67 (%67) olguda gözlendi. Nötrofil ve trombosit engrafmanına kadar geçen süre sırasıyla 11, 78 ± 2, 44 gün ve 19, 32 ± 8, 93 gündü; 9 (%9) hasta engrafman sağlanamadan kaybedildi. İncelenen parametrelerden serum sodyum, potasyum, AST değerlerinde anlamlı farklılık gözlenmedi. Buna karşın, TPN kullanımı sonrası serum total proteini (=0, 029) ve serum albumini (=1, 5 x10-8) anlamlı olarak azalırken; glisemi (=0, 002), ALT (=0, 004), direkt bilirubin (=8, 64 x10-5), indirekt bilirubin (=0, 0006), total kolesterol (=0, 024) ve trigliserid (=5, 33 x10-9) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı. Biyokimyasal parametrelerdeki istatistiksel olarak anlamlı değişikliklere rağmen, hastalarda tıbbi müdahale veya süregiden tedavide değişiklik gerektiren düzeyde belirgin hiperglisemi, elektrolit bozukluğu, transaminaz yüksekliği, hiperlipidemi gibi komplikasyon oranı çok azdı. Sonuç olarak, kullandığımız formülasyondaki TPN’nin KHN olgularında güvenilir ve kullanışlı olduğunu söyleyebiliriz. Bildiri: 29

Ref. No: 17

ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİ YAPILAN APLASTİK ANEMİLİ OLGUDA PARANASAL SİNÜZ ASPERGİLLOZİSİNDE KOMBİNE ANTİFUNGAL TEDAVİ: Özlem Şahin Balçık, Simten Dağdaş, Funda Ceran, Osman Yokuş, Murat Albayrak, Ahmet Oymak, Sema Keser Güler, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Aspergillozis özellikle kök hücre nakli gibi immun yetmezlik durumlarında şiddetli ve ölümcül olabilen invaziv fungal bir enfeksiyondur. Erken tanı ve agresif antifungal yaklaşımlar tedavi başarısındaki en önemli etkenlerdir. Yeni antifungal ajanların geliştirilmesi ve bunların kombine olarak kullanılması aspergilloz tedavisinde cerrahi yaklaşımların yerini tanı aşaması dışında belirgin ölçüde azaltmıştır. OLGU SUNUMU: 24 yaşında aplastik anemi

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

tanısı ile izlenen bayan olguya tam uyumlu kardeş vericiden allogeneik periferik kök hücre nakli yapıldı. Tedavinin ilk gününden itibaren günde 300 mg flukonazol ile antifungal profilaksi uygulandı. Metotreksat ve siklosporin A ile Graft Versus Host Hastalığı profilaksisi yapıldı. Kök hücre nakli sonrası 27. günde nötrofil sayısı halen 300/mm3 olan hastada nötropenik ateş nedeni ile başlanan geniş spektrumlu antibiyotik, glikopeptit ve konvansiyonel amphoteracin B tedavisine cevap vermeyen ateşe ilave olarak sol yüzde şişme ve ağrı şikayeti ortaya çıktı. Paranazal bilgisayarlı tomografide (BT) sol premaksiller alanda yumuşak doku kalınlığında artma, frontal sinüs, ethmoid sellüller, maksiller sinüs ve nazal kaviteyi de dolduran yumuşak doku dansiteleri saptandı. Endoskopik yöntem ile paranasal sinüslerden biyopsi alınmasının ardından lipid kompleks amphoteracin B deoksikolat ve vorikonazol kombine tedavisi başlandı. Kombine antifungal tedaviden bir hafta sonra hastanın yüzündeki şişlik kayboldu ve ateşi düştü. Biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde geniş nekroz alanları içeren sinüs mukozasının değerlendirilmesinde lenfoplazmositer iltihabi hücreler ve bağ dokusu proliferasyonun eşlik ettiği, nekrotik alanlarda irregüler dallanmalar oluşturan ancak belirgin septasyon göstermeyen mantar hifaları tespit edildi. Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi ile olguya paranasal sinüs aspergillozisi tanısı kondu. Hastaya toplam 50 gün süre ile lipid kompleks intravenoz amphoteracin B deoksikolat tedavisi verildi. Vorikonazol intravenöz tedavinin ardından oral forma geçildi ve günde 2 kez 100 mg dozda olmak üzere toplam 5 ay süre ile verildi. Tedavi sonrası kontrol paranasal sinüs BT de sol paranasal sinüslerde minimal yumuşak doku değerleri dışında patolojik bulgu tespit edilmedi. Kök hücre nakli yapılan aplastik anemili olguda paranasal sinüs aspergillozisinin tedavisinde lipid komplex amphoteracin B deoksikolat ve bir azol türevi olan vorikonazol kombinasyonu ile cerrahi dekompresyona gerek kalmamış ve ilaçlar iyi tolere edilmiştir. Aspergillozis tedavisinde mikonazol, ıtrakonazol, posakonazol, kaspofungin gibi ajanlar kullanılarak oluşturulan kombine antifungal tedaviler ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Özellikle kök hücre nakli alıcıları gibi nötropeni ve trombositopeni gibi nedenler ile cerrahi yaklaşımlar açısından risk grubundaki hastalarda tıbbi tedavi ile başarı elde edilmesi kök hücre nakli merkezleri açısından oldukça önemli olduğundan bu olgu sunuma uygun bulunmuştur. Bildiri: 30

Ref. No: 29

HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONUNDA İNVAZİF MANTAR ENFEKSİYONU: MORTALİTEYE ETKİSİ VAR MI? Aynur Uğur Bilgin, Ender A. Soydan, Pervin Topçuoğlu, Bora Aktaş, Özlem Kumbasar, Alpay Azap, Hamdi Akan, Mutlu Arat. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara. Giriş ve Amaç: İnvazif mantar infeksiyonları (IME) hematopoietik kök hücre transplantasyonu (HKHT) yapılan olgularda izlenen enfeksiyon ilişkili komplikasyonlardan biri olup tedavideki ilerlemelere karşın yüksek mortalite ve morbidite ile seyretmektedir. Transplantasyon öncesi İME öyküsü olan hastalarda ise transplantasyon ilişkili mortalite %60-90 arasındadır. Bu çalışmada 20042006 yılları arasında allogeneik transplantasyonu yapılmış ve antifungal tedavi alan hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiştir.Hastalar: Toplam 233 hastadan [Allojeneik-HKHT: PK=103, Kİ: 24, otolog-HKHT: 106) 44 hastanın transplantasyon döneminde antifungal tedavi aldığı

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

tespit edildi; Ortanca yaş: 37, 5 (16-63), otolog-PKHT: 5, allojeneik-PKHT: 32, allojeneik-KİT: 7 olup, allojeneik HKHT uygulanan 3 hasta azaltılmış yoğunlukta hazırlama rejimi alırken 36 hasta ablatif dozda tedavi almıştı. OPKHT yapılan hastalar hariç tüm hastalara immunsüpresif tedavi olarak CsA ± MTX ± MMF verilmişti. Bu hastaların 21’ inde İME nedeniyle (Kanıtlanmış İME: 1, yüksek olasılıklı İME: 8, olası İME: 12) uzun süreli antifungal kullanım öyküsü vardı ve bu hastaların hepsine hazırlama rejimi ile birlikte proflaktik dozda amphoterisin B başlanmıştı (Grup 1). Yine bu hastalardan 4’ünde zemindeki hastalığı beklemeye izin vermediği için (3 hasta relaps- refrakter AML, 1 hasta refrakter-progresif NHL) aktif enfeksiyonu olduğu halde tam doz antifungal tedavi altında transplantasyon gerçekleştirilmişti. İlk kez posttransplantasyon takipleri sırasında antifungal tedavi alan ise 23 hasta (Olası İME: 8, düşmeyen ateş nedeniyle ampirik: 15) vardı (Grup 2). Sonuçlar: Grup 1’deki hastaların ortalama antifungal kullanım süresi: 41, grup 2’nin ki: 14 gündü. Birinci gruptaki hastalardan 6 sında (%29) enfeksiyonları tekrarlamış ve/veya progresyon göstermiş tam doz tedaviye geçilmişti. İki hastada ise hastalık 2 li antifungal tedavi ve/veya granülosit transfüzyonu ile kontrol altına alınabilmişti. Grup 1 ve grup 2 nin engraftman süreleri, transplantasyon ilişkili mortaliteleri, akut GVHD geliştirme riskleri ve 3 aylık sağ kalım oranları benzer bulundu (Tablo). Grup 2 içerisinde MM tanısı olan bir hasta ikinci otolog HKHT sonrası gelişen progresif IME ile, grup 1’de de 2. Kronik faz KML tanısı ile ablatif dozda hazırlık rejimi ile AHPKHT yapılan bir hasta aplazi döneminde progresif IME ile kaybedilmişti. Yorum: Posttransplant gelişen kanıtlanmış İME yüksek mortalite oranları ile birliktedir. Verilerimizde de izlenildiği üzere transplantasyon öncesinde İME öyküsünün olması hatta aktif hastalıkla hastanın transplantasyona alınması mutlak bir dışlama nedeni olmayıp hastanın altta yatan hastalığının biyolojik davranışına bakılarak bireysel kararlar verilmelidir. İncelenen hastalarda kanıtlanmış İME sıklığının dünya literatürüne görece düşük olması bu iyimser verilerimiz ile uyuşmamaktadır. Tablo . Transplantasyon öncesi IME tanısı olan

Transplantasyon öncesi P IME tanısı olmayan değeri

Ortanca yaş

21 (19-51)

23 (16-53)

Tanı Akut lösemi Kronik lösemi AA MM MDS/ Lenfoma/MM/PNH

163- 1/1/0/0

83442/1/4/1

201

212

Hazırlık rejimi Ablatif Ablatif olmayan IME bağlı ölüm

1/21

1/23

Engraftman

17/21

21/23

0, 403

16 (11-25) gün

16 (10-69)

0, 561

7/21

6/23

0, 599

%70, 33±10, 26%42, 20±18, 83

%78, 26±7, 90%62, 17±10, 75

0, 565

Nötrofil>0, 5x109/L TRM 3 aylık sağ kalım olasılığı2 yıllık aylık sağ kalım olasılığı

15

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Bildiri: 31

Ref. No: 38

2005-2007 YILLARI ARASINDA KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU YAPILAN HASTALARDA FEBRİL NÖTROPENİ ATAKLARINDAKİ KAN KÜLTÜRLERİNDE İZOLE EDİLEN BAKTERİLER: Yeşim Gürol, Leman Erkut, Damla Tokaç, Ayşe Ayrılmaz, Sabiha Yüce, Serap Güngör, Başak Oyan, Yener Koç, Sesin Kocagöz. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Stem Hücre Transplantasyon ve Klinik Mikrobiyoloji-İnfeksiyon Üniteleri, İstanbul. Giriş: Çeşitli nedenlerle immun sistemi baskılanmış hastalarda infeksiyonlar mortalite ve morbiditeden sorumlu en önemli faktörlerdir. Kemik iliği transplantasyonu yapılan hastalarda febril nötropeni ateş atağı sırasında alınan kan kültürleri tanıya yardımcı olmaktadır. Çalışmamızda bu atak sırasında alınan kan kültürlerinde üreyen bakteriler ve duyarlılıkları değerlendirilmiştir. Materyal-metod: 21.10.2005-26.01.2007 tarihleri arasındaYeditepe Üniversitesi Hastanesi Kemik İliği Transplantasyon (KİT) servisinde yatan 44 hastanın febril nötropeni atağında alınan kan kültürlerinden üreme saptanan örnekler bu çalışmaya alınmıştır. Seksen pozitif kan kültüründe 40 Staphylococcus epidermidis, 10 S.haemolyticus, 11 S.saprophyticus, 6 Kocuria cristinae, 4 Escherichia coli, 2 metisiline duyarlı S.aureus, birer adet Pseudomonas aeruginosa, Aeromonas hydrophilia, Enterococcus feacalis, Enterococcus feacium, Streptococcus parasanguis ve alfa hemolitik streptokok üremiştir. Stafilokok türü bakterilerin dağılımı ve antibiyotik direnç oranları tabloda belirtilmiştir.Sonuç: Üreyen E.coli suşlarında karbapenem ve Gram pozitif koklarda vankomisin, teikoplanin, telitromisin ve rifampin direncine rastlanmamıştır. Üreyen kan kültürlerinin çoğunu Gram pozitif koklar oluşturmakta ve yapılan diğer benzer çalışmalarla uygunluk göstermektedir. KİT yapılan hastaların bu yönde araştırılmasına devam edilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi ile erken tanı ve tedaviye gidilmesi gerekmektedir.

nin en önemli nedenlerinden biri fırsatçı enfeksiyonlardır. Bu nedenle profilaktik antimikrobial tedavi allogeneik kök hücre naklinin (AKHN) vazgeçilmez bir parçasıdır. Kazanılmış immun sistemin (hücresel ve humoral) en önemli elemanları olan lenfositlerin sayı ve fonksiyonlarının normale dönmesi nakil sonrası en az 1 yıl devam eden bir süreçte gerçekleşmektedir. AKHN sonrası gelişen kronik ‘graft versus host’ hastalığının önlenmesi ve tedavisinde kullanılan immunsupresif ajanlar immun yetmezlik tablosunu daha da ağırlaştırmaktadır. Literatürde antimikrobial profilaksinin süresi ile ilgili çok sayıda yayın bulunmaktadır. Kliniğimizde allogeneik kök hücre nakillerinde antimikrobial profilaksi amacı ile (-8).günde trimetoprim sülfometaksazol 800/160 mg 2x1/gün, asiklovir 3x200 mg/gün, flukonazol 1x300 mg/gün, siprofloksasin 2x500 mg/gün olarak başlanır. Trimetoprim sülfometaksazol (0). gün kesilir ve engrafman sağlanınca tekrar başlanır. Haftada 2 gün 2x1 olmak üzere devam edilir. Siprofloksasin ise engrafman sağlanınca kesilir. Literatürde asiklovir profilaksisinin +100. gün, fluconazol profilaksisinin ise +75 günde kesilebileceğine ilişkin yayınlar mevcuttur. Kliniğimizde hasta immunsupresif tedavi aldığı sürece antimikrobial profilaksiye devam edilir. Eğer immunsupresif tedavi kesilmiş ise hastada antimikrobial profilaksinin kesilmesi için periferik kan örneğinde akım sitometri yöntemi ile CD4 hücre sayısına bakılır. CD4 hücre sayısı 200/mL’nin altında ise profilaksiye devam edilir. CD4 hücre sayısı 200/mL’nin üzerinde ise antiviral ve antifungal profilaksi kesilir. Trimetoprim sülfometaksazol profilaksisine ise en az altı ay devam edilir. Başarılı bir AKHN için yeterli doz ve sürede antimikrobial profilaksi verilmelidir. Antimikrobial profilakside yeni ajanlar ve immun yapılanmanın tespitinde yeni teknikler üzerine çalışmalar sürmektedir. CD4 hücre sayımına göre antimikrobial tedavi süresinin belirlenmesi ile ilgili çalışmalarımız devam etmektedir. Bildiri: 33

Tablo . Üreyen kan kültürü Mikroorganizma sayısı

Hasta Metisilin LZD TEL VA TEC RD sayısı direnci direnci direnci direnci direnci direnci

S.epidermidis

40

13

40

33

0

6

0

0

S.haemolyticus

10

9

10

6

0

1

0

0

S.saprophyticus

11

6

11

5

0

2

0

0

Kocuria cristinae

6

4

6

1

0

1

0

0

MSSA

2

2

2

0

0

0

0

0

Toplam

69

34

69

45

0

10

0

0

Bildiri: 32

Ref. No: 66

ALLOGENEİK KÖK HÜCRE NAKLİNDE ANTİMİKROBİAL PROFİLAKSİ SÜRESİNİN BELİRLENMESİNE CD4 HÜCRE SAYIMININ YERİ: Özlem Şahin Balçık, Simten Dağdaş, Osman Yokuş, Murat Albayrak, Funda Ceran, Zafer Çelik, Mesude Yılmaz, Gülsüm Özet. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği, Ankara. Günümüzde yüksek doz kemoterapi veya kemoradyoterapi sonrası kök hücre (otolog veya allogeneik) nakli, malign veya malign olmayan birçok hastalıkta etkin bir tedavi yöntemi olarak uygulanmaktadır. Bu tedavinin başarısı erken dönemde verilen kök hücrelerin alıcıda hızlı ve kalıcı bir şekilde yerleşip fonksiyon görmesine bağlıdır. Kemik iliği nakillerinde mortalite ve morbidite-

16

Ref. No: 68

HEMATOPOİETİK KÖK HÜCRE NAKLİ ÖNCESİ DENTAL MUAYENE SONUÇLARI: KAPADOKYA TRANSPLANT MERKEZİ DENEYİMİ: 1Yıldıray Şişman, 2Fevzi Altuntaş, 2İsmail Koçyiğit, 1Elif Tarım Eltaş, 2Leylagül Kaynar, 2Sibel Kabukçu Hacıoğlu, 2Bülent Eser, 2Ali Ünal, 2Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Oral Diagnoz ve Radyoloji Bilim Dalı, 2Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı ve Kit Merkezi, Kayseri. Oral komplikasyonlar kök hücre nakli (KHN) yapılan hastalarda potansiyel olarak görülebilecek mortalite ve morbiditenin en önemli sebeplerinden biridir. Bu komplikasyonlar KHN’nin her evresinde ortaya çıkabilir ve nakil sonrası iyileşmeyi önemli derecede etkileyebilir. Özellikle verilen tedavinin toksisitesi ve enfeksiyon sonucu oluşan mukozal hasar ve hastalıklar sık görülen klinik problemlerdir. Tedavi edilmemiş dental çürükler, periapikal lezyonlu dişler, gömülü dişler, kalmış kök parçaları ve periodontal hastalıklar hayatı tehdit edecek boyutta ciddi enfeksiyonlara, dolayısıyla ölüme yol açabilirler.KHN öncesi detaylı dental muayene ve radyolojik incelemeler yapılarak potansiyel enfeksiyon kaynaklarının belirlenmesi ve tedavisi ile morbidite azaltılabilir. Bu nedenle, son bir yıl içinde ünitemizde tedavi gören ve allojenik KHN yapılması planlanan 35 hasta, işlem öncesi olası dental enfeksiyon odaklarının elimine edilmesi için Diş Hekimliği Fakültesi Oral Diagnoz ve Radyoloji bilim dalına yönlendirildi. Yapılan klinik muayenede hastaların tüm sert

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

ve yumuşak oral dokuları incelendi, panoromik filmler ve gerek görüldüğünde şüpheli dişlerden periapikal radyogramlar alınarak muayeneleri uzman bir kişi tarafından yapıldı.Hastaların %60’ı (n=21) erkek, %40’ı (n=14) kadın olup ortanca yaş 32 (dağılım=16-60) idi. Yapılan klinik ve radyolojik muayene neticesinde toplamda 48 adet çürük, 16 adet gömülü diş, 9 adet yarı gömülü diş, 37 adet periapikal lezyonlar, 29 adet periodontal enfeksiyon ve 23 adet kalmış kök tespit edildi. Bu sonuçlar göstermektedir ki hemen her hastada tedavi edilmesi gereken en az 1 muhtemel enfeksiyon odağı mevcuttu.KHN multidisipliner yaklaşım gerektirmektedir. Bu nedenle, diş hekimi KHN ekibinin bir üyesi olmalıdır. Diş hekimleri ile ortak çalışma sonucu KHN’ne aday hastalarda dental çürükler ve periodontal hastalıkların erken tanı ve tedavisi sağlanmaktadır. Ayrıca KHN sürecinde ve sonrasında hastaların yaşam kalitesi iyileştirilmekte, morbidite ve mortalite oranları azaltılabilmektedir. Bildiri: 34

Ref. No: 70

KEMİK İLİĞİ TRANSPLANT ALICILARINDA SİTOMEGALOVİRUS’UN ANTİJENEMİ VE GERÇEK ZAMANLI PCR YÖNTEMLERİYLE ARAŞTIRILMASI: 1Selma Gökahmetoğlu, 2Leylagül Kaynar, 2Fevzi Altuntaş, 3Orhan Yıldız, 3Mustafa Çetin. 1Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Kayseri, 2Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı ve Kemik İliği Transplant Merkezi, Kayseri., 3Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, Kayseri. Sitomegalovirus (CMV), kemik iliği transplant alıcılarında mortalite ve morbiditeye neden olan önemli bir patojendir. CMV hastalığı laboratuar tanısında CMV antijeninin ve viral genomun gösterilmesi önemlidir. Bu çalışmada kemik iliği transplant alıcılarında CMV antijeni ve CMV-DNA’nın araştırılması amaçlandı.Kemik iliği nakli yapılan 42 hastadan elde edilen 181 kan örneği çalışmaya dahil edildi. Hastaların 32’sine allojenik kemik iliği transplantasyonu, 10’una otolog kemik iliği transplantasyonu yapıldı. CMV antijenemi testinde lökositlerde pp65 varlığı indirekt immünfloresan yöntemi (CINA kit, Argene, Biosoft, Fransa) ile; CMV-DNA ise gerçek zamanlı PCR yöntemi (Fluorion, Iontek, Türkiye) ile araştırıldı. İstatistiksel analiz için Mc Nemar ki kare testi uygulandı.Çalışmaya alınan örneklerin 122’sinde (%67.4) CMV antijeni ve CMV-DNA negatif, 14’ünde (%7.7) her iki test pozitif bulundu. CMV antijeni pozitif olan 9 örnekte (%5) CMVDNA negatif; CMV-DNA pozitif olan 21 örnekte (%11.6) CMV antijeni negatif idi. Onbeş örnekte (%8.3) lökosit sayısı az olduğu için antijenemi testi değerlendirilemedi ve bu örneklerin 5’inde CMV-DNA pozitif idi. Her iki testle sonuç alınan 166 örneğin istatistiksel analizinde testler arasında anlamlı fark bulundu (p5pozitif hücre/slide) veya PCR pozitifliği saptanan hastalara 3 hafta veya CMV tespit edilmeyinceye kadar gansiklovir tedavisine devam edildi. Toplam 37 enfeksiyon atağı tespit edildi. Sınırlı kronik GVHH 8 (%23), yaygın kronik GVHH 4 (%12) olguda gözlendi. Enfeksiyon ataklarının 16’sında (%43) hastalar GVHH nedeni ile immünsupresif tedavi almakta idi. 2 (%5) olguda otitis media, 10 (%27) olguda pnömoni [İzole edilen etkenler: S. pneumonia (n=3), K. pneumonia (n=1), E. Coli (n=1), serolojik ve klinik olarak tanı konulan: M. pneumonia (n=1), sadece radyolojik olarak dökümante edilen 4 olgu mevcuttu], 7 (%19) olguda akciğer mantar infeksiyonu [4 olguda etken kültürde üredi; Aspergillus (n=3), Penisilium (n=1) ve 3 olgu radyolojik olarak dökümante edildi ve serum galaktomannan antijeni yüksek idi], 1 (%3) olguda idrar yolu infeksiyonu (E. coli), 1’inde (%3) sistit (Adeno virüs; serolojik ve klinik olarak tanı konuldu), 6’sında (%16) antibiyotik kullanmayı gerektiren üst solunum yolu infeksiyonu, 5’inde (%13) CMV enfeksiyonu/hastalığı (CMV antjenemi/CMV-DNA ile kanıtlanmış, 1 olguda CMV özefajiti), 1’inde (%3) sepsis, 1’inde (%3) Condylomata accuminata, 3 (%8) olguda ise zona zoster enfeksiyonu tespit edildi. Dört (%11) hasta enfeksiyon nedeni ile kaybedildi (1 olgu akciğer mantar enfeksiyonu, 1 olgu sepsis, 1 olgu etyolojisi aydınlatılamamış pnömoni, 1 olgu yaygın Varicella-zoster enfeksiyonu ilişkili). Sonuç olarak; AKHT yapılan olgular geç enfeksiyon açısından dikkatli ve yakın takip edilmelidir. Klinik olarak enfeksiyon şüphesi olan hastaların yarısından az bir kısmında mikrobiyolojik dökümantasyon sağlanabilmektedir. Diğer hastalarda sadece radyolojik ve/veya serolojik yöntemler ile tanı konmaktadır. Bu nedenle enfeksiyon düşünülen hastalarda erken kontrol sağlamak için mikrobiyolojik yöntemler dışında radyolojik, serolojik ve diğer tanısal yaklaşımların hızlı bir şekilde uygulanması ve uygun tedavilerin başlanması mortaliteyi azaltabilir

17

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Bildiri: 36

Ref. No: 75

ALLOGENEİK HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE NAKLİ SONRASI SİTOMEGALOVİRUS REAKTİVASYONU: TEK MERKEZ DENEYİMİ: 1Zeynep Arzu Yeğin, 1Şahika Zeynep Akı, 1Zübeyde Nur Özkurt, 1Münci Yağcı, 1Gülsan Sucak, 2Seyyal Rota, 1Rauf Haznedar. 1Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 2Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tibbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Ankara. Allogeneik hematopoetik kök hücre nakli (AKHN) sonrası sitomegalovirus (CMV) reaktivasyonu morbidite ve mortalitenin önemli bir nedenini oluşturmaktadır. Nakil sonrasında viral replikasyonun monitorize edilmesi, gansiklovir ile önleyici tedavinin uygulanması CMV ilişkili ölüm oranlarını azaltmıştır. Hematolojik malignite nedeniyle AKHN yapılmış olan 67 hastanın dosya kayıtları CMV reaktivasyonu ve sonuçları açısından geriye dönük incelenmiştir.Kasım 2003-Aralık 2006 arasında hepsi nakil öncesinde CMV seropozitif olan 67 hastaya (23 kadın, 44 erkek), ortanca yaş 28 (aralık 16-63) 75 AKHN uygulanmıştır. Azaltılmış yoğunlukta kemoterapi ile hazırlama rejimi 18/75 nakilde (%24) uygulanmıştır. Haploidantik nakil uygulanan 2 hastada T hücre deplesyonu yapılmıştır. Hastalar CMV reaktivasyonu açısından haftalık olarak CMV-DNA titresi ile izlenmiş ve ardışık 2 örnekte artan titrede pozitiflik olduğu durumda gansiklovir 5 mg/kg/gün günde 2 kere 1 hafta süre ile ve sonrasında 5 mg/kg/gün günde 1 kere 2 hafta süre ile tedavi edilmiştir. Nakil sonrasında 14 hastada (7 kadın, 7 erkek; ortanca yaş 35, 5 (aralık 18-45) ) 21 CMV reaktivasyon epizodu (%28) ortanca 213, 5 günde (aralık 4323 gün) tespit edilmiştir. Bu epizodların %76, 19’u ilk 100 gün içerisinde gerçekleşirken %23, 8’i +100 günden sonra gerçekleşmiştir. CMV reaktivasyonu sırasında akut graft versus host hastalığı (GVHH) 11/14 (%78, 57) hastada izlenirken eşzamanlı kortikosteroid kullanımı 9/14 hastada (%64, 28) tespit edilmiştir. CMV-DNA negatif hastalar ile karşılaştırıldığında GVHH ve kortikosteroid kullanımı CMV reaktivasyonu gelişen hastalarda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p0, 05). CMV reaktivasyonu ile GVHH ve kortikosteroid kullanımı arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bildiri: 37

Ref. No: 78

OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE TOPLANMASINDA KISA SÜRELİ FEMORAL VENÖZ DİYALİZ KATETER UYGULAMASI: TEK MERKEZDEN 276 KATETER UYGULAMASININ GERİYE DÖNÜK DEĞERLENDİRİLMESİ: Ayhan Dönmez, Seçkin Çağırgan, Murat Tombuloğlu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, İzmir. Lökaferez cihazlarının verimli çalışabilmesi için gerekli kan akımını sağlayabilecek yeterli bir damar yolu gereklidir. Otolog periferik kök hücre naklinde; önceden uygulanan kemoterapiler nedeniyle hastaların damar yolları yetersiz kalabilmekte ve uygulanan mobilizasyon rejimlerinde sıklıkla kemoterapi yer aldığından lökaferez gününde hastalar trombositopenik olabilmektedir. Bu

18

duyarlı hasta grubunda, yan etkileri genellikle daha az sıklıkta izlendiğinden ve kolaylıkla kontrol altına alınabilir olduklarından kısa süreli femoral venöz diyaliz kateterler (KSFVK) tercih edilebilir. 1998 – 2006 yılları arasında, merkezimizde periferik kök hücre mobilizasyonu uygulanan 268 hastaya (8 hasta iki kez mobilize edilmiştir) ait 276 KSFVK uygulaması geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Tüm kateterler ilk lökaferezden hemen önce sağ femoral vene yerleştirilmiş, hastalara profilaktik antibiyotik ve antitrombotik tedavi verilmemiştir. Lökaferez işlemlerinin tümünde yeterli ve sürekli kan akımı [ortanca akım miktarı: 55 (35 – 80) ml/dakika] kateterler tarafından sağlamıştır. Son lökaferez işleminden bir gün sonra kateterler çekilmiştir. 30 (%10.86) KSFVK uygulamasında [13 (4.71%) uygulamada ekimozhematom, 5 (1.81%) uygulamada tromboflebit, 4 (1.44%) uygulamada kanama, 4 (1.44%) uygulamada sağ femoral vene kateterin takılamaması, 3 (1.08%) uygulamada lökaferez ürünlerinde enfeksiyon (2 uygulamada staphylococcus epidermidis, 1 uygulamada coagulase negative Staphylococcus) ve 1 (0.36%) uygulamada kateterin kan alma ucunda kırılma] yan etki saptanmıştır. Sonuçlarımız otolog periferik kök hücre toplanmasında KSFVK uygulamasının etkin, güvenli ve yan etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğunu göstermektedir Bildiri: 38

Ref. No: 79

RELAPS ALL ve KRONİK HEPATİT-B İNFEKSİYONUNUN ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKLİ İLE TEDAVİSİ: OLGU SUNUMU: Bengü Kadıoğlu, Serap Aksoylar, Savaş Kansoy, Funda Özgenç, Mehmet Kantar, Nazan Çetingül. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kök Hücre Nakli Ünitesi, İzmir. Allojenik kök hücre nakli (KHN) sonrası Hepatit B Virüs (HBV) reaktivasyonu sıkça bildirilmektedir. Kronik HBV infeksiyonunun iyileşmesi ise çok nadirdir. Burada, HBV’e karşı doğal immun olan kız kardeşinden yapılan allojenik KHN sonrası HBV klirensi sağlanan, kronik hepatit B infeksiyonlu bir relaps ALL olgusu sunulmuştur. Yüksek Risk ALL tanısının 6. yılında 2. santral sinir sistemi ve bilateral testis relapsı ile başvuran 17 yaşında erkek olgunun tetkiklerinde kronik HBV infeksiyonu saptandı (HBsAg +, HBeAg +, Anti HBctotal +, AntiHBe -, Anti HBs -, HBV-DNA yüksek titrede +, karaciğer biopsisinde dokuda HBsAg +). Olguya relaps ALL’e yönelik kemoterapi ve RT programı ile birlikte antiviral (lamuvidin) tedavisi başlandı. Üçüncü tam remisyonun sağlanması sonrası Haziran 2006’da HLA-tam identik kız kardeşinden periferik kök hücre nakli yapıldı. Donör serolojisi geçirilmiş HBV infeksiyonu ile uyumlu idi (HBsAg -, HBeAg -, AntiHBe -, Anti HBctotal +, Anti HBs +, HBV-DNA -). Busulfan + Etoposid + Siklofosfamid içeren hazırlama rejimi sonrası, 7.1 x 106 /kg CD-34 (+) hücre verildi. VOD proflaksisinde defibrotid, GVHH proflaksisi için siklosporin kullanılan hastada nötrofil engraftmanı +11. günde gerçekleşti. Post-transplant 3. ayında HBsAg, HBeAg ve HBV-DNA negatifleşirken, Anti HBs ve Anti HBe pozitifliği gelişti. Post-transplant 7. ayda kronik GVHD ile halen steroid ve takrolimus tedavileri ile izlenen olgu 3. tam remisyonunu sürdürmekte olup HBV-DNA negatifliği ve Anti-HBs pozitifliği devamlılık göstermektedir.

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Bildiri: 39

Ref. No: 92

HEMAPOİETİK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU (HKHT) SONRASI YAYGIN FUSARİOSİS TEDAVİSİNDE VORİKONAZOL (VOR) VE LİPOZOMAL AMFOTERİSİN B (L-AMPB) KOMBİNASYONU: 1Gülsün Tezcan, 1Vedat Uygun, 2Dilara Öğünç, 1Volkan Hazar, 1M. Akif Yeşilipek. 1 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji Onkoloji Bilim Dalı, 2Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Antalya. Fusarium fırsatçı fungal bir patojen olup, immum yetmezlikli olgularda giderek artan mortalite ve morbidite nedenidir. Hastalık lokalize, lokal invazif ya da yaygın olarak görülebilir. Tedavisi güç olup, özellikle HKHT sonrasında mortalitesi %80-90’lara ulaşmaktadır. Burada HKHT sonrası yaygın Fusarium enfeksiyonu gelişen ve VOR ve L-AmpB kombinasyonu ile başarılı şekilde tedavi edilen bir olgu sunulmaktadır. On iki yaşındaki erkek olguya akut lenfoblastik lösemi tanısıyla akraba dışı vericiden kordon kanı nakli yapıldı. Hazırlayıcı rejimde busulfan, etoposid, siklofosfamid, GVHH profilaksisi için siklosporin A kullanıldı. Transplant sonrası 4. günde ateşleri başlayan olguya febril nötropeni tanısı ile imipenem başlandı. İzlemde ateşleri kontrol altına alındı. Nötrofil engrafmanı olmayan, ağır nötropenisi devam eden olgunun +23. günde tekrar ateşleri başladı ve tedavisine L-AmpB 3 mg/kg/gün dozunda eklendi. Transplant sonrası 59. günde yüzde ve ektremitelerde papüler lezyonları başlayıp hızla yayıldı. Fungal enfeksiyon olabileceği düşünülerek cilt biyopsisi ve kültür alındı. Histopatolojisinde Fusariosis ile uyumlu bulgular saptandı. Kan kültürlerinde de Fusarium spp. üreyen olgu yaygın Fusariosis olarak kabul edilerek, L-Amf B dozu 5mg/kg’a çıkıldı. Lezyonlarında artış olması üzerine tedaviye VOR eklendi. Graft yetmezliği olarak kabul edilen, ağır nötropenisi devam eden olgunun izleminde ateşleri düştü ve lezyonları gerilemeye başladı. Transplant sonrası 82. günde siklofosfamid ve ATG ile hazırlayıcı rejimi takiben akraba dışı vericiden periferik kan HKHT uygulandı. Nötrofil engrafmanı +13. günde gerçekleşti. Transplant sonrası 1 ay kombine tedaviye, 3 ay sadece VOR tedavisine devam edildi. VOR tedavisinin kesimini takiben eklemlerde şişlik ve ağrı yakınmaları başlayan olgunun eklem sıvısı kültüründe Fusarium spp üremesi oldu ve tekrar VOR ve L-Amf B kombine tedavisine geçildi. Bir ay sonra L-Amf B kesildi. İkinci ayın sonunda da VOR kesildi. Bu olgu dolayısıyla yaygın Fusariosis tedavisinde L-Amf B ile VOR kombine tedavisinin uygun bir tedavi alternatifi olabileceğini vurgulamak istedik. Bildiri: 40

Ref. No: 93

ALLOJENEİK PERİFERİK KEMİK İLİĞİ NAKLİ SONRASI POLYOMA BK VİRÜSE BAĞLI HEMORAJİK SİSİTİT: BİR OLGU SUNUMU: Feyzi Bostan, İhsan Karadoğan, Rabin Saba, Ayşen Timurağaoğlu, Dilek Çolak, Levent Ündar. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Antalya. Mesane mukozasının ağrılı hemorajik inflamasyonu olan hemorajik sistit (HS), allojeneik kemik iliği nakli (AKİT) sonrası görülen önemli bir komplikasyondur. Akut myeloid lösemi nedeniyle HLA tam uyumlu kardeşinden allojeneik kemik iliği nakli yapılan 28 yaşında bayan hastada hazırlama rejimi olarak busulfan ve siklofosfamid ve HS profilaksisi için hiperhidrasyon ve mesna kullanıldı. Artı 13. günde engrafman oluşan hastamızda, + 20. günde önce mikroskopik hematüri ve takiben de ağrılı makroskopik hematüri başladı. Grade IV HS olarak değerlendirildi. Yapılan idrar kültürü steril olarak geldi.

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

Yapılan ultrasonografik incelemede sistit ile uyumlu bulgular saptandı. Sistoskopik muayenede mesane mukozasında diffüz kanama ve inflamasyon görüldü. İdrarda BKV polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile 1331539463000 kopya/ml ve kanda 8977 kopya/ml bulundu. İdrarda bakılan adenovirus PZR ile negatif geldi. Hastaya mesane irrigasyonu ve sistemik traneksamik asit uygulandı. Klinik yanıt alınamayan hastaya intravenöz immünglobulin verildi. Haftalık tekrarlanan BKV PZR testinde düşme eğilimi olmasına rağmen negatifleşme olmadı. HS i düzelmeyen ancak klinik olarak stabil olan hasta +63. günde kök hücre nakil ünitesinden servise alındı. Hastamızda +66. günde ani gelişen bilinç kaybı ve çoklu organ yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma alındı.Uygulanan tüm destek tedaviye rağmen kaybedildi. Olgu; doku tanısı olmaması ancak idrar ve kanda yüksek düzeyde BKV saptanması nedeniyle olası BKV’e bağlı HS olarak değerlendirildi. Olgu, BKV’e bağlı HS’in ülkemizde nadiren bildirilmiş olması ve tedavi seçeneklerinin tartışılması amacıyla sunulmuştur. Bildiri: 41

Ref. No: 108

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ KÖK HÜCRE NAKLİ ÜNİTESİNDE CMV REAKTİVASYONUNU ÖNLEME VE TEDAVİ DENEYİMİ: Meral Sönmezoğlu, Volkan Şenkal, Ayşe Ayrılmaz, Başak Oyan, Sesin Kocagöz, Tanıl Kocagöz, Yener Koç. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Stem Hücre Transplantasyon ve Klinik Mikrobiyoloji-İnfeksiyon Üniteleri, İstanbul. Yeditepe Üniversitesi Hastanesinde 18.10.2005 tarihinde kurulmuş olan ve 01.01.2007 tarihine kadar 44 kök hücre nakli gerçekleştirilen ünitemizde 24 hastaya allojenik, 20 hastaya otolog nakil yapılmıştır. Allojenik nakil uygulanan 24 hastada 5 Multipl Myeloma, 5 KML, 4 AML, 2 NHL, 2 HL, 2 ALL, 1 KMML-AML, 1 MDS-AML, 1CGL, 1 talasemi hastası bulunuyordu. Testis kanseri olan ve otolog nakil yapılan bir hastada CMV reaktivasyonu tespit edilerek tedavi edildi. Hastaların yaş aralığı 14-61 (median: 33), cins 16 erkek/9 kadındı. CMV enfeksiyonu allojenik kök hücre nakli sonrası hala en önemli mortalite ve morbidite nedenlerinden biridir. Ünitemizde CMV hastalığına progresyon riskini azaltmak için nakil sonrası 5. günden sonra haftada 1 kez CMV-PCR bakılmakta, viremi tespit edildiğinde preemptif tedavi uygulanmaktadır. Kök hücre nakli yapılan tüm hastalara lökosit filtre edilmiş (in-line filtrasyon) kan ürünleri kullanılmaktadır. Kök hücre nakli alıcısı tüm adaylar ve vericilerinde nakil öncesi CMV Ig bakılmaktadır. Ünitemiz protokolü ile hastanın CMV-PCR yükü, immünsupresyon derecesi ve GvHD varlığına göre; düşük değerlerde valasiklovir veya üç parametrenin yüksekliğinde gansiklovir (5 mg/kg 12 saatte bir) başlanmaktadır. Preemptif tedavi, hastanın haftalık bakılan CMV-PCR sonucu negatif bulunana kadar devam ettirilmektedir. Hastalardan ikisinde nakil öncesi CMV IgG negatif bulundu, bu hastaların birinin vericisi negatif, diğeri pozitif bulundu. Tüm kök hücre vericilerinden altısında (6/25) CMV IgG negatif bulundu. Hastalarımızda nakil sonrası CMV enfeksiyon tespit edilme zamanı ort. 30.8 gün (4-180) idi. Yan etkisi daha az, maliyeti daha düşük ve hastanede yatış gerektirmemesi gibi nedenlerle protokole uygun olarak valasiklovir tedavisi uygulanan beş hastada tedavi süresi ve yanıt gansiklovir verilen hastalarla benzer bulundu. Üç hastada CMV kolit, bir hastada kolit sonrası CMV ensefaliti ve bir hastada CMV koryoretiniti tanısı kondu. Kolit olan bir hasta valasiklovir almıştı ve tedavi sonucu iyileşti. CMV

19

BİLDİRİ ÖZETLERİ

koliti olan bir hasta pulmoner hemoraji sonrası kaybedildi. Tüm hastaların ikisi relaps, bir hasta sepsis, bir hasta hepatik koma, bir hasta böbrek yetmezliği ve bir hasta da hipoksik beyin hasarı sonucu kaybedildi. Hastalarımızda 01.01.2007?ye kadar olan sağkalım oranı %80 (5/25 kaybedildi), CMV enfeksiyonuna bağlı mortalite %0 idi. Ünitemizdeki deneyim sonucu CMV reaktivasyonunda preemptif tedavi protokolünde uygun hastaların valasiklovir ile tedavisi gansiklovir kadar başarılı bulunmuştur. Bildiri: 42

Ref. No: 112

OTOLOG VE ALLOJENİK KÖK HÜCRE NAKİL HASTALARINDA YOĞUN BAKIM ORTAMINDA MEKANİK VENTİLASYON UYGULANMASI: Sibel Poçan, Murat Sayın, Şüheda Çelebi, Başak Oyan, Yener Koç, Bora Aykaç. Yeditepe Üniversite Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Stem Hücre Transplantasyon Üniteleri, İstanbul. Giriş: Invaziv girişimler her zaman olası komplikasyonları nedeni ile risk taşır. Özellikle immunsupresif tedavi alan hastada bu komplikasyonların oranı oldukça yüksek bulunmaktadır. Kemik iliği transplantı (KIT) yapılan hastalar enfeksiyon, koagülopati gibi risklerin yanında; immünsupresiflerin ve profilaksi amacı ile kullanılan ajanların direk etkileri ile multiorgan yetmezlik tablosu ile de karşılaşmaktadır. Tüm bu ağır komplikasyonlar zaman zaman ventilasyonun da invaziv olarak mekanik ventilasyon ile desteklenmesini zorunlu kılmaktadır. Materyal Metod: Kemik iliği nakli yapılan 10 hasta entübe edilerek invaziv ventilasyon desteği yapılmıştır. İkisi resüsitasyon sonrası entübe edilmiştir. Hastalarda mekanik ventilasyon nedeni hiperkarbiye sekonder metabolik asidoz veya miks respitatuar-metabolik asidoz olmuştur. Arteriyel kan gazı örneklemelerinde hastalarda hipoksiden daha öncelikli olan asidozdur. Klinik servisde yaygın uygulama olan non-invaziv periferik pulse oksimetre ile takip edilen bu hastalarda oksijenizasyonun bozulmaması ya da geç bozulması asidozun derinleştikten sonra klinik vermesine sebep olmuştur.Bir hastada konvansiyonel ventilasyon ile inatçı hiperkarbisi olması üzerine yüksek frekans jet ventilasyona (HFJV) geçilmiş ve trakeostomi uygulanmıştır. Hastalarda aralıklı tam kan tetkiki, kan kültürü, trakeal aspirat kültürü, C-reaktif protein ve viral tarama yapılarak gerekli antibiyotik, antiviral ve antifungal ajanlar uygulanmıştır. Bulgular: 30 günlük mortalite değerlendirildiğinde invaziv ventilasyon desteği uygulanan 10 hastanın 8’i weaning sonrası başarılı olarak ekstübe olmuş ve yoğun bakım ünitesinden klinik servise çıkarılmıştır. Invaziv ventilatuar desteği sürerken exitus olan 2 hastada ventilatöre bağlı pnömoni (VAP), pnömotoraks veya kanama bulunmamış; ölüm nedeni tamamen ventilasyondan bağımsız gelişmiştir.Sonuç: Endikasyonu ile başlanan ve weaning hedeflenerek bilinçli yapılan invaziv ventilasyon desteği immünsüpresif hastada hayat kurtarıcıdır. Kök hücre nakil hastalarında mekanik ventilasyon başarılı olarak uygulanabilir.

20

Kök Hücre Kaynakları ve Deneysel Kök Hücre Araştırmaları Bildiri: 43

Ref. No: 81

LÖKAFEREZ SONRASI BİR GECE DONDURULMADAN BUZDOLABINDA SAKLANAN OTOLOG PERİFERİK KÖK HÜCRE ÜRÜNLERİNİN YÜKSEK ÇEKİRDEKLİ HÜCRE SAYISINDA VE DOĞRUDAN -80 C DE DONDURULMASI: Ayhan Dönmez, Seçkin Çağırgan, Murat Tombuloğlu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, İzmir. Lökaferez cihazları ile elde edilen otolog periferik kök hücre (PKH) ürünleri, hedeflenen çekirdekli hücre (ÇH) sayısına göre seyreltilmelerini takiben belirli oranlarda DMSO ve/veya HES ile işlenerek çeşitli yöntemler ile dondurulurlar. PKH ürünlerinin yüksek ÇH sayısında lökaferez sonrası bekletilmeksizin doğrudan veya programlı dondurucular ile dondurulmasının etkinliği çeşitli çalışmalarda gösterilmesine karşın lökaferez sonrası dondurulmadan bir gece saklanan ürünlerin yüksek ÇH sayısında dondurulması ile ilgili yeterli bilgi yoktur. Haziran 2003 - Mayıs 2005 tarihleri arasında merkezimizde otolog PKH nakli uygulanan 63 hasta bu yönden geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda lökaferez sonrası buzdolabında bir gece dondurulmadan saklanan ürünlerin yüksek (grup 1; ÇH sayısı 100x109/L, n= 35) ve normal (grup 2; ÇH sayısı 50x109/L, n= 28) ÇH sayısında -80oC de doğrudan dondurulması ve saklanmasının etkinliği karşılaştırılmıştır. Ayrıca ürünlerin infüzyonu sırasında izlenen yan etkiler gruplara göre değerlendirilmiştir. Grup 1 ve grup 2 arasında ortanca infüze edilen CD34+ hücre miktarları (7.35x106/kg karşın 9, 55x106/ kg, sırasıyla, P> 0.05), ortanca hücresel canlılık oranları (%82 karşın %88, sırasıyla, P> 0.05), ortanca nötrofil engrafman süreleri (11 gün karşın 11 gün, sırasıyla, P> 0.05) ve ortanca trombosit engrafman süreleri (11 gün karşın 12 gün, sırasıyla, P> 0.05) yönünden fark saptanmamıştır. Ürünlerin infüzyonu sırasında izlenen yan etkiler grup 1 de %20 ve grup 2 de %21.42 olarak bulunmuştur. Sonuçlarımız lökaferez sonrası bir gece dondurulmadan saklanan PKH ürünlerinin yüksek ÇH sayısında ve mekanik dondurucuda doğrudan dondurulmasının hücrelerin canlılıkları, engrafman potansiyelleri ve infüzyona bağlı yan etkiler üzerinde negatif etkileri olmadığını göstermektedir. Ayrıca işlemler sırasında daha az malzeme kullanılması nedeniyle %50 ye varabilen maliyet azalması, dondurulmuş ürünlerin saklanmasında kullanılan yer miktarında azalma ve ürünlerin infüzyon sürelerinde kısalma ek avantajlardır. Bildiri: 44

Ref. No: 11

PERİFERİK KÖK HÜCRE MOBİLİZASYONUNDA 10 MİKROGRAM/KG FİLGRASTİME KARŞI 7.5 MİKROGRAM/KG LENOGRASTİM: RANDOMİZE ÇALIŞMA SONUÇLARI: Selmin Ataergin, Fikret Arpacı, Mustafa Öztürk, Ahmet Özet, Türker Cetin, Şeref Kömürcü, Bekir Öztürk, Okan Kuzhan, Murat Beyzadeoğlu. GATA Kemik Iliği Nakli Unitesi, Ankara. Amaç: G-CSF’nin filgrastim (Neupogen®) ve lenograstim (Granocyte®) olmak üzere iki formu bulunmaktadır. İn vitro çalışmalar ve klinik araştırmalar filgrastim ve lenograstimin etkinliği arasında %27’lik bir fark bulunduğunu göstermiştir. Ancak, sadece büyüme faktörüyle yapılan CD34+ mobilizasyonu için hem filgrastim hem de lenograstimin 10 mikrogram/kg’lık eşit dozları öneril-

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

BİLDİRİ ÖZETLERİ

mektedir. Bu çalışmada 7.5 mikrogram/kg lenograstimin 10 mikrogram/kg filgrastime eşit etkinlikte olup olmadığı araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Toplam 29 ardışık hasta filgrastim (n: 14) ve lenograstim (n: 15) kollarına randomize edildi. İlk aferez 5.günde yapıldı. Her iki grup hastalık, cinsiyet, ağırlık, vücut yüzey alanı ve hazırlama rejimleri, önceden aldıkları kemoterapi siklus sayıları ve radyoterapiler açısından farklı değildi. Nakilden sonraki dönemde, filgrastim veya lenograstim lökosit engraftmanına kadar 5 mikrogram/kg/gün dozunda uygulandı. Sonuçlar: İlk aferezde, başarılı mobilizasyon (CD34+ hücre ≥ 2X 106kg) filgrastim grubunda 7/14 (%50) hastada elde edilirken lenograstim grubunda 7/15 (%46) hastada elde edildi. Mobilize edilen CD34+ hücrelerin medyan sayısı filgrastim grubunda 3X106/kg (1.54-20.05), lenograstim grubunda 2.06X106/kg (0.89-17.10) olarak bulundu. Her iki grup arasında medyan aferez sayısı, medyan aferez volümü, CD34+ hücre oranı, CD34+ hücre sayısı ve CD34+ hücre/ml açısından fark bulunmadı. Grupların nakilden sonraki dönemde, lökosit ve trombosit engraftman süreleri, G-CSF kullanılan gün sayısı, parenteral antibiyotik kullanılan gün sayısı, ve transfüzyon sayıları da farksızdı. Sonuç: Sonuç olarak, progenitor kök hücre mobilizasyonu için 7.5 mikrogram/kg/gün dozunda lenograstim 10 mikrogram/kg/gün dozunda filgrastime eşit etkinlikte bulundu. Bildiri: 45

Ref. No: 32

KORDON KANI ve PERİFERİK KÖK HÜCRE ÜRÜNLERİNDE CD34 ve CD133 ANTİJEN EKSPRESYONU: 1 Savaş Kansoy, 1Nuri Bayram, 3Ahmet Keskinoğlu, 1Serap Aksoylar, 1Mehmet Kantar, 2Ayhan Dönmez, 1Bengü Kadıoğlu, 1Nazan Çetingül. 1EÜTF Pediyatrik Kit Ünitesi, 2 EÜTF Erişkin Hematoloji Bilim Dalı, 3EÜTF Doku Tipi Lab., İzmir. CD34 antijeni; yaygın kullanılan kök hücre belirleyicisi olmakla birlikte, CD133 (+) hücrelerin kullanılması ile de klinik olarak başarılı sonuçların alınacağı düşünülmektedir. Günümüzde, ilk tanıda CD34 eksprese eden maliynensilerin transplantlarında kullanılmaya da başlanmıştır.Göbek kordon kanı (GKK) ve PKKH ürünü toplanan iki farklı grup üzerinde yapılan çalışmamızda, 36 GKK örneği ve 27 olguda (3, 5–71 yaş) toplam 52 PKKH ürünü değerlendirildi. CD34 ve CD133 antijenleri flowsitometri yöntemi ile belirlendi. Tüm GKK ve PKKH ürünleri içinde, CD133 ve CD34 ekspresyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyon saptandı. PKKH ürünlerinde korelasyon daha yüksek (r = 0.989, p = 0.000 vs r = 0.674, p = 0.000) idi. GKK örneklerinde CD133 (+) hücrelerin oranı CD34 (+) hücrelere göre fazla bulunsa da (%vs %) istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu (p= 0.184). PKKH ürünlerinde ise CD34 (+) hücrelerin düzeyi istatistiksel olarak anlamlı olarak daha yüksek (%vs %) saptandı (p = 0.000).PKKH ürünlerinde CD133 (+) ve CD34 (+) tüm hücreler ile CD133 (+) /CD34 (+) ve CD133 (-) /CD34 (+) hücrelerin oranları GKK ürünlerine göre daha yüksek düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı idi (sırasıyla p değerleri 0.012, 0.001, 0.003 ve 0.000). GKK örneklerinde, CD34 (+) tüm hücrelerin %75’i CD133 eksprese ederken, PKKH ürünlerinde bu oran %73 idi. GKK örneklerinde, CD133 (+) hücrelerinin %36.4’ünün, PKKH ürünlerinde ise %14.5’inin CD34 (-) olduğu görüldü.Transplantasyonlarda CD133 (+) hücrelerin ne miktarda verilmesi gerektiğine dair bir bilgi literatürde pek bulunmamaktadır. Çalışmamızda, PKKH ürünlerindeki CD133 (+) hücre değerleri ile CD34 (+) hücre değerleri

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

arasındaki doğrusal ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olması nedeni ile bir regresyon denklemi ortaya çıktı. Bu denklem; “CD133 (+) hücre oranı = 0.0539 + [ 0.8355 x CD34 (+) hücre oranı ] (R2 = %97.8; p = 0.000) ” idi. GKK örneklerindeki hücreler arasındaki ilişki ise bir kübik model oluşturduğundan; “CD133 (+) hücre oranı = 1.441 – [ 4.6974 x CD34 (+) hücre oranı] + [ (5.9645 x (CD34 (+) hücre oranı) 2 – 1.6611 x (CD34 (+) hücre oranı) 3 ]” olarak saptandı.Buna göre, PKKH nakillerinde 1.72 – 3.5 x 106 CD133 (+) hücre / kg düzeyinde hücre kullanılması istenilen engraftment oluşumu açısından yeterli olacaktır. Bildiri: 46

Ref. No: 82

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ADANA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ AFEREZ ÜNİTESİ KÖK HÜCRE TOPLAMA, DONDURMA VE SAKLAMA DENEYİMİ: 1 İlknur Kozanoğlu, 2Ebru Kızılkılıç, 2Can Boğa, 2Hakan Özdoğu, 3Mahmut Kural, 3Erkan Maytalman, 2Mahmut Yeral. 1Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı, 2Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı, 3Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Aferez Ünitesi, Ankara. Mobilize edilmiş periferik hücrelerin kemik iliği yerine kullanımı, hem hematopoetik, hem de immun yapılanmayı hızlandırmakta ve yüksek doz kemoterapilerin kullanımını emniyetli ve maliyet açısından da karlı hale getirmektedir. Otolog girişimlerde ana hücre kaynağı oldukları gibi, allojenik uygulamalarda da başarıyla kullanılmaktadırlar. Bu çalışmada ünitemizde Mart 2004Ocak 2007 yılları arasında otolog ve allogeneik kök hücre aferezi yapılan hastalar değerlendirilmiştir. Mobilizasyon rejimi olarak kemoterapi ile birlikte veya tek başına 5mg/kg dozda 12 saatte bir G-CSF ciltaltı uygulanmıştır. Kemoterapi ile birlikte G-CSF kullanılanlarda tam kan sayımında beyaz küre sayısı ml’de 1000’in üzerine çıktığı gün veya tek başına G-CSF kullanılanlarda 9. dozdan sonra perifer CD34 sayımı akım-sitometrik olarak yapılmış ve perifer CD34 hücre sayısı > 20/ml olan hastalardan aferez ile kök hücre toplanmıştır. Hastaların ve donörlerin tümünde hücreler, devamlı akım santrifüj tekniği ile çalışan Cobe Spectra 7.0 (Gambro, Lakewood, USA) aferez cihazı ile toplandı. Toplanan üründe total çekirdekli hücre sayısı, lökosit sayısı, CD34 sayısı ve mononükleer oranları not edilerek her hasta için kilograma denk gelen değerler hesaplanarak ürün bilgileri dokümante edilmiştir. Ürün viabilitesine trypan blue ile immunfloresan olarak ve ayrıca 7-AAD ve anneksinV ile akım sitometrik olarak bakıldı. Otolog transplantasyon amacıyla toplanan ürünler, dondurulması amacıyla steril kültür odasında transfer edildi. Ürünler, %5 DMSO, %6 HES ve %20 otolog plazma olacak şekilde uygun dondurma torbalarına kimliklendirilerek konuldu ve –80 mekanik dondurucu veya sıvı azot tanklarında depolandı. Sonuçlar: 80 otolog ve 9 allogeneik işlem yapıldı. Aferez işlemleri, iki işlem dışında, periferik venlerden yapılmıştır. 40 hastadan (24 E, 16 K) otolog hücre toplanmış ve 5 HLA uyumlu donörden (3E, 2K) allogeneik periferik kök hücre toplanmıştır. Toplanmak istenen hedef CD34 hücre sayısı 2x106/kg’dır. Ortalama 4, 93x106/kg (min: 0, 92x106 /kg, max: 21, 23x106/kg) CD34 içeren ürün ortalama 2 seansta toplandı. Toplanan üründe viabilite ortalama %99 olarak bulundu. İnfüzyon aşamasında dondurulan ürünler, aferez ünitesinde hızlıca eritildi ve son üründe viabilite tekrar değerlendirildiğinde hücrelerin büyük oranda viabilitesini koruduğu (>%95) gözlendi.

21

BİLDİRİ ÖZETLERİ

Periferik kök hücre transplantasyonu yapılan hastalarda, engraftman süresinin kısalığı ve immun yapılanmanın başarısı; aferez ünitelerince toplanan kök hücre ürün değerleri ve ürünlerin uygun şekilde dondurulup saklanarak, transferinin başarıyla gerçekleştirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu çalışmada periferik kök hücre aferez işlemlerinden elde edilen sonuçların, önerilen düzeyde olduğu saptanmıştır. Bildiri: 47

Ref. No: 103

HEMATOPOETİK KÖK HÜCRE MİKTARININ ALDH ENZİM AKTİVİTESİNE GÖRE BELİRLENMESİ: Eren Gündüz, Gülcihan Demirel, Zafer Gülbaş. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hematoloji Bilim Dalı, Eskişehir. Yeterli hematopoetik kök hücre mobilizasyonu olduğu zamanı saptamak yada toplanan ürün içinde ne miktarda kök hücre olduğunu saptamak için günümüzde periferik kanda ve üründeki CD34+ hücre miktarını akım sitometre ile saptamak standart yöntemdir. Ancak CD34 + hücre sayımında labaratuarlar arası farklılıklar olması ve kök hücrelerin önemli bazı alt gruplarının CD34 negatif olması araştırıcıları alternatif hematopoetik kök hücre belirleme yöntemleri araştırmaya yönlendirmiştir. Bu konuda geliştirilen yöntemlerden biriside primitif hematopoetik kök hücrelerde eksprese olan aldehit dehidrogenaz (ALDH) enzim aktivitesine göre kök hücre miktarının belirlenmesidir.Çalışmamızda; kök hücre mobilizasyonu yapılan hastalarımızın periferik kanında ve toplanan ürünlerinde CD34 ve aldehit dehidrogenaz enzim aktivitesini ölçerek, ALDH ekspresyonunun CD34 bakmaya alternatif olabilirliğini araştırdık. Kliniğimizde kök hücre mobilizasyonu yaptığımız hasta veya allojeneik donorlerin periferik kanında ve toplanan ürünlerde CD34 + hücre miktarını akım sitometrik olarak CD45 FITC ve CD34PE monoklonal antikorlarını kullanarak ISHAGE protokolüne göre analiz ederek (BD-FacsCalibur) ve aldehit dehidrogenaz enzim aktivitesi pozitif hücre miktarını ise yine akım sitometrik olarak aldefluor kitini (Stem cell tehnologies Inc) kullanarak belirledik. Gerek periferik kanda gereksede toplanan ürün içindeki CD34+ pozitif hücre miktarı ALDH hücre miktarına göre ortalama %8 daha azdı ve CD34+ pozitif hücre miktarı ile ALDH+ hücre miktarı ileri derecede korelasyon gösteriyordu (p5x106 olarak tanımlandı. G-CSF’e bağlı yan etkiler yönünden donörler günlük takip edildi ve veriler kaydedildi. Filgrastim ve lenograstim koluna eşit sayıda (n=13) donör alındı. Filigrastim kolunun yaş ortalaması 26 (16-46), lenograstim kolunun 31 (11-60); cinsiyet dağılımı (E/K) filigrastim kolunda 4/9, lenograstim kolunda 8/5, ortalama ağırlıkları filgrastim’de 58 kg (18-100), lenograstim 69 kg (39-90) idi. Filgrastim grubunda işlenen kan hacmi; 2.7 (±0, 8) tam kan hacmi iken, lenograstim grubunda 2.5 (±0, 5) tam kan hacmi idi (p>0.5).Ürün MNC, CD3 ve CD34 değerleri açısından lenograstim ve filigrastim grubunda anlamlı farklılık gözlenmedi. Veriler Tablo 1’de sunulmuştur.Donörlerde en sık gözlenen yan etkiler halsizlik, kemik ağrısı ve baş ağrısı idi. Baş ağrısı lenograstim grubunda anlamlı olarak daha fazla gözlenirken diğer yan etkiler açısından anlamlı farklılık belirlenmedi.Allojenik periferik kök hücre mobilizasyonunda lenograstim ve filgrastim’in etkinlik yönünden anlamlı farklılıkları bulunmamaktadır. Ancak yan etki profili olarak lenograstimde baş ağrısı daha sık görülmektedir. Bu prospektif randomize çalışmanın ön sonuçları daha fazla sağlıklı donörü içeren çalışmalarla desteklenmesi gereklidir.

Ürün CD3 (x108/kg)

33, 4 (±11, 9) 7, 6 (±3, 4) 69, 8 (±4, 9) 35 (±13, 3) 0, 62

7, 8 (±1, 8) 73, 2 (±5, 2) 0, 75

0, 08

Ürün CD34 (x106/kg) 6, 2 (±1, 5) 5, 9 (±1, 4) 0, 72

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

DİZİN

DİZİN

YAZAR DİZİNİ Dizin, bildiri numaralarına göre hazırlanmıştır.

A Abalı, H. 4 Ağ, Ö. 61 Akan, H. 3, 25, 30 Akay, O. M. 18, 19, 69 Akbaş, H. 61 Akçağlayan, E. S. 12 Akçay, A. 59 Akı, Ş. Z. 15, 36 Akkuş, Y. 52 Akman, S. 61 Akman, Ü. 48 Aksoylar, S. 6, 38, 45, 57, 60, 66 Aksu, G. 60 Aksu, S. 48, 51, 52 Aktaş, B. 30 Albayrak, M. 1, 9, 10, 11, 21, 29, 32, 54 Altuntaş, F. 5, 24, 33, 34, 35, 72 Anak, S. 59 Arat, M. 3, 8, 20, 22, 25, 30, 53, 67 Arpacı, F. 4, 7, 26, 44, 49, 64, 65 Arslan, Ö. 3, 8, 20, 25, 53, 67, 71 Asma, S. 50 Ataergin, S. 7, 26, 44, 49, 64, 65 Atay, A. A. 27, 58 Atay, D. 59 Avcu, F. 28 Aydın, D. 16 Aykaç, B. 42 Aylı, M. 1, 4, 9, 21 Ayrılmaz, A. 16, 31, 41 Ayyıldız, E. 72 Azap, A. 30 Azık, F. 14, 27, 63 Azık, F. M. 58

B Bakanay, Ş. M. 22 Balçık, Ö. Ş. 1, 21, 29, 32 Bayram, İ. 62 Bayram, N. 45 Beksaç, M. 3, 8, 12, 20, 22, 25, 53, 71 Beşışık, S. K. 68 Beyan, C. 28 Beyzadeoğlu, M. 44

1 - 4 Mart 2007, KARİNNA OTEL - ULUDAĞ, BURSA

Bilgin, A. U. 3, 8, 20, 22, 30, 53, 67, 71 Boğa, C. 2, 13, 17, 46, 50 Bostan, F. 40 Bozdağ, S. C. 22, 25 Büyükaşık, Y. 48, 51, 52

C Can, S. 6 Canöz, Ö. 5, 24 Civriz, S. 3, 67, 71

Ç Çağırgan, S. 37, 43 Çakar, M. K. 8 Çakır, M. Kızıl 53 Çalık, K. 52 Çelebi, Ş. 42 Çelik, Z. 4, 21, 32 Ceran, F. 1, 9, 10, 11, 21, 29, 32, 54 Çetin, M. 5, 24, 33, 34, 35, 72 Çetin, T. 28, 44 Çetiner, D. 48, 51 Çetingül, N. 6, 38, 45, 57, 60, 66 Çıtak, F. 14, 63 Çolak, D. 40

D Dağdaş, S. 1, 4, 9, 10, 11, 21, 29, 32, 54 Dalva, K. 3, 12, 23 Demircioğlu, F. 55 Demirel, G. 47 Demirer, T. 4, 20 Deveci, S. 7, 49 Dinçer, F. G. 12 Dinçer, S. 4 Doğruel, F. 24 Dönmez, A. 37, 43, 45

Erduran, E. 27 Erkut, L. 31 Ersöz, N. 26 Ertem, M. 14, 63 Eser, B. 5, 24, 33, 35, 72

G Garipardıç, M. 59 Gökahmetoğlu, S. 34, 35 Göker, H. 48, 51, 52 Gökşen, D. 6 Gözdaşoğlu, S. 14 Gülbaş, Z. 18, 19, 47, 69 Güleç, M. 35 Güler, S. K. 29 Günal, A. 7 Gündüz, E. 18, 19, 47, 69 Güneş, D. 55 Güney, Ç. 27 Güngör, F. 61 Güngör, S. 16, 31 Gürman, G. 3, 8, 20, 22, 53, 67 Gürol, Y. 31 Gürsel, T. 56 Gürses, N. 68 Güven, A. G. 61 Güvenç, B. 62

H Hacıoğlu, S. K. 5, 24, 33, 35, 72 Hazar, V. 39, 61, 70 Haznedar, R. 15, 36 Haznedaroğlu, İ. C. 48, 51, 52

İ İfran, A. 28 İleri, T. 14, 63 İlhan, O. 3, 8, 20, 22, 25, 52, 53, 67 İrken, G. 55

E

K

Ekim, M. 63 Eltaş, E. T. 33 Erbaşı, S. 10, 54 Erbey, F. 62 Erdoğan, E. 58

Kabaçam, G. 23 Kadıoğlu, B. 6, 38, 45, 57, 60, 66 Kalaycı, G. 16 Kansoy, S. 6, 38, 45, 57, 60, 66 Kantar, M. 6, 38, 45, 57, 60, 66

35

DİZİN

Kaptan, K. 28 Karacan, Y. 48, 51, 52 Karadoğan, İ. 40 Karakuş, S. 17 Kaya, Z. 56 Kaynar, L. 5, 24, 33, 34, 35, 72 Keskinoğlu, A. 45 Kirazlı, Ş. 48 Kızılkılıç, E. 2, 13, 17, 46, 50 Koç, H. 22, 25 Koç, M. 4 Koç, N. 35 Koç, Y. 16, 31, 41, 42 Koca, E. 48, 51 Kocagöz, S. 31, 41 Kocagöz, T. 41 Koçak, Ü. 56 Kocaoğlu, M. 58 Koçyiğit, İ. 5, 24, 33, 35, 72 Kömürcü, Ş. 26, 44, 64, 65 Konuk, N. 8, 20, 25, 53 Kozanoğlu, İ. 2, 13, 17, 46 Kumbasar, Ö. 30 Küpesiz, A. 70 Kural, M. 2, 46 Kürekçi, A. E. 27, 58 Kurnaz, F. 5, 24 Kurt, P. 70 Kütükçüler, N. 60 Kuzhan, O. 26, 44, 64, 65

M Maytalman, E. 2, 46

N Nevruz, O. 28

O Oğur, R. 64 Olgun, N. 55 Oyan, B. 16, 31, 41, 42 Oymak, A. 1, 4, 29

Ö Öğünç, D. 39 Öksüzoğlu, B. 4 Öngürü, Ö. 49 Ören, H. 55 Özçakar, Z. B. 63 Özcan, M. 3, 8, 20, 22, 23, 25, 53, 67

36

Özcan, O. 58 Özcebe, O. İ. 48, 51, 52 Özdemir, P. 23 Özdoğu, H. 13, 17, 46, 50 Özet, A. 7, 26, 44, 49, 64, 65 Özet, G. 1, 4, 9, 10, 11, 21, 29, 32, 54 Özgen, Ü. 59 Özgenç, F. 38 Özkul, Y. 5 Özkurt, Z. N. 15, 36 Öztekin, M. 72 Öztürk, B. 26, 44, 64, 65 Öztürk, E. 26 Öztürk, G. 59 Öztürk, M. 7, 26, 44, 64, 65 Öztürk, Z. 70

P

Tezcan, G. 39, 61, 70 Timurağaoğlu, A. 40 Tokaç, D. 31 Tombuloğlu, M. 37, 43 Topçuoğlu, P. 3, 8, 20, 22, 23, 25, 30, 53, 67, 71 Tuğcu, D. 59 Tunç, M. 68 Turgut, M. 48

U Ural, A. U. 28 Uygun, V. 39, 70 Uysal, A. 8, 20, 25, 53 Uysal, K. 55 Uysal, Z. 14, 63

Ü

Pala, Ç. 35 Perdeci, O. 68 Poçan, S. 42

Ünal, A. 5, 24, 33, 35, 72 Ünal, E. 63 Ünalan, D. 17 Ündar, L. 40

R

Y

Rota, S. 36

Yağcı, G. 26 Yağcı, M. 15, 36 Yalçınkaya, F. 63 Yanık, A. 52 Yeğin, Z. A. 15, 36 Yenerel, M. 68 Yeral, M. 2, 13, 46, 50 Yeşilipek, A. 61 Yeşilipek, M. A. 39, 70 Yıldız, O. 34, 35 Yıldız, O. G. 24 Yılmaz, M. 21, 32 Yılmaz, Ş. 55 Yokuş, O. 1, 9, 10, 11, 21, 29, 32, 54 Yüce, S. 16, 31

S Saba, R. 40 Sargın, D. 68 Sayılı, A. 63 Sayın, M. 42 Sayınalp, N. 48, 51, 52 Solmaz, M. 72 Sönmezoğlu, M. 41 Soydan, E. 8, 20, 22, 25, 53, 67 Soydan, E. A. 3, 23, 30 Sözer, O. 2 Sucak, G. 15, 36, 52

Ş Şahin, C. 72 Şahin, F. İ. 17 Şahin, Ö. 9, 10, 11, 54 Şenkal, V. 16, 41 Şişman, Y. 33

Z Zengin, N. 4, 9

T Tanyeli, A. 62 Teke, H. Ü. 18, 19, 69 Tekinturhan, F. 62

4. ULUSAL KEMİK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU ve KÖK HÜCRE TEDAVİLERİ KONGRESİ

View more...

Comments

Copyright � 2017 SILO Inc.
SUPPORT SILO