YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ İÇİN AYRILAN KAYNAKLARIN VERİMLİ VE ETKİN KULLANIMI

July 22, 2016 | Author: Ece Bozkurt | Category: N/A
Share Embed Donate


Short Description

1 YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ İÇİN AYRILAN KAYNAKLARIN VERİMLİ VE ETKİN KU...

Description

YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARINDA BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ İÇİN AYRILAN KAYNAKLARIN VERİMLİ VE ETKİN KULLANIMI

Doç.Dr.Adem KALINLI

Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Görevlisi Erciyes Üniversitesi, Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi 1. Giriş Günümüzde ülkelerin zenginlik ve refah seviyesi ürettikleri bilgi ve teknoloji ile doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerin rekabet güçlerine bakıldığında pazarlanabilir mal ve hizmetlerinin ileri teknolojiye sahip yüksek katma değer taşıdıkları görülmektedir. Bu ülkelerin aynı zamanda evrensel bilime de en büyük katkıyı sağlıyor olmaları bunun en temel göstergesidir. Gelişmiş ülkelerin bu başarılarının arkasında yatan temel etken ise erken dönemlerden itibaren bilim ve teknoloji politikalarını belirlemeleri ve bunu kararlılıkla uygulamalarıdır. Türkiye’nin bilim ve teknolojide yol arayışlarının 1960’larda başlayan yaklaşık 50 yıllık bir geçmişi vardır. Türkiye’nin ilk ulusal bilim ve teknoloji politikası 1963’te TÜBİTAK’ın kurulması ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan birinci beş yıllık kalkınma planı ile başlamıştır. Bu ilk politikanın temel hedefi, herhangi bir alan önceliği gözetilmeksizin doğa bilimlerinde temel ve uygulamalı araştırmaların desteklenmesi olmuştur. Türkiye’de bilim ve teknoloji politikası oluşturmak adına yapılan geniş kapsamlı ilk çalışma ise 1980 yılında

DPT ve TÜBİTAK’ın işbirliği ile başlatılmıştır. Yüzlerce bilim adamı ve uzmanın katılımı ile yapılan çalışmada ilk defa Türkiye’nin Ar-Ge envanteri çıkarılmış, uzun vadeli bilimsel hedefler belirlenmiş ve bilim ve araştırma alanındaki öncelikler belirlenerek Türk Bilim Politikası 1983-2003 başlıklı bir belge hazırlanmıştır. Bunlara ilave olarak, 2000’li yıllara kadar muhtelif bilim ve teknoloji politikaları çalışmaları yapılmasına rağmen hiç birisi tam olarak uygulamaya geçememiştir. Türkiye uzun yıllardır önemli ülke kaynaklarını ayırarak gelişmiş ülkelerdeki bilim ve teknoloji politikalarına benzer çalışmalar yapmasına rağmen, bu alanda arzu edilen ivmeyi kazanabilmiş değildir. ABD, Japonya, Güney Kore ve Avrupa ülkelerinin ortaya koydukları bilim ve teknoloji politikalarını kararlılıkla uygulamaları onları başarıya götürürken, Türkiye benzer politikaları uygulayamadığından onlarca yılı kaybetmiştir. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) tarafından 2000 yılı sonunda başlatılan ve TÜBİTAK tarafından yürütülen Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri projesinin bu alandaki ulusal politikanın belirlenmesinde önemli bir dönüm noktası olduğu söylenebilir. Bu çalış-

221

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Yüksek Öğretim Kurumlarında Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Ayrılan K aynak ların Verimli ve Etk in Kullanımı

mada Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki mevcut durumunun ortaya konması, dünyadaki uzun dönemli gelişmelerin belirlenmesi, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda stratejik teknolojilerin belirlenmesi ve bu teknolojilerin geliştirilmesi veya edinilmesi için izlenmesi gereken politikaların belirlenmesi amaçlanmıştır. İlgili kurum ve kuruluşlarla eşgüdüm içerisinde yürütülen ve binlerce uzmanın katkılarıyla yürütülen bu kapsamlı çalışmanın sonuç raporu 2004 yılında yayınlanmıştır. Bu raporda Ulusal Bilim ve Teknoloji Stratejisi üç ana başlıkta ele alınmıştır: Stratejik teknolojilere odaklanma, Ar-Ge’ye kaynak ayırma ve insan gücü yetiştirme. Toplumsal faydaya dönüşecek teknolojilerin temelinde bilimsel araştırmalar neticesinde elde edilen bilgi yatmaktadır. Bu nedenledir ki, ülkelerin ulusal politikalarında teknoloji ve bilim her zaman birlikte ele alınmaktadır. Strateji belgesinde ortaya konan hedeflere erişmek için, bilim ve teknolojiye egemen olmak ve bu egemenliği toplumsal faydaya dönüştürebilecek yeteneklere kavuşmak zorunludur. Bu amaçla, söz konusu raporda öncelikle ülkemiz için belirlenen stratejik teknoloji alanlarına odaklanılması ve Ar-Ge faaliyetlerine daha fazla kaynak ayrılması gerektiği hususu üzerinde bilhassa durulmaktadır. Ancak, bir taraftan bilimsel araştırma ve geliştirmeye daha fazla ulusal kaynak ayırmanın yolları aranırken, diğer taraftan da ülkemiz için kıt olan bu kaynakların verimli ve etkin kullanımının sağlanmasına yönelik stratejilerin izlenmesi gerektiği de açıkça vurgulanmaktadır. Raporda ayrıca, üniversiteler ve diğer kurumların bu alanlarda daha fazla araştırma yapmaya özendirilmeleri, kamu kaynaklarının harcanmasında israfın önlenmesi, kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesi ve muhtelif kesimlerinin iş birliklerini sağlayarak katma değeri yüksek bilimsel araştırmaların özendirilmesi gerektiği hususları üzerinde de bilhassa durulmaktadır. Küresel anlamda değerlendirildiğinde, bir ülkede teknoloji ve bilime verilen önemin ölçüsü olarak ArGe harcamalarına ayrılan kaynağın GSYİH içindeki payı dikkate alınmaktadır. Genel olarak bu oranın % 2’den fazla olduğu ülkeler gelişmiş olarak sayılmaktadır. Bu nedenle, ulusal strateji belgesi niteliğinde olan Vizyon 2023 raporunda, ülkemizde Ar-Ge’ye ayrılan kaynağın GSYİH’ya oranının 2013 yılında %2 olması öngörülmüştür. Türkiye’de 2000 yılında 0.48 olan bu oran, 2008 yılında 0.73’e çıkmış olmasına rağmen, hedeflenen değere ulaşmak henüz zor gözükmektedir. AB ülkelerinde bu oranın %3’ler düzeyinde, ABD ve Japonya’da ise %3’ün de üzerinde olduğu dikkate alındığında, ülkemiz için stratejik alanlarda yetkinleşebilmek, küresel ölçekte rekabet edebilecek ürün ve hizmetleri geliştirebilmek için, her şeyden önce bu alanlara daha fazla kaynak aktarmak gerektiği açıktır.

Ar-Ge harcamalarının finans kaynaklarına bakıldığında Türkiye İstatistik Kurumu (TİK) verilerine göre, 2008 yılı itibariyle kamu sektörünün %31.6, Yükseköğretim sektörünün %16.2, özel sektörün %47.3 ve yurt dışı kaynakların ise %2 den düşük bir orana sahip olduğu görülmektedir. DPT tarafından Üniversiteler, TÜBİTAK ve diğer kamu kurumlarına tahsis edilen ödenek toplamı 2003 yılında 0.3 Milyar TL iken, bu değer 2005 yılından itibaren artış göstererek 2010 yılında 1.3 Milyar TL olarak gerçekleşmiştir. TÜBİTAK tarafından akademik araştırma projeleri için tahsis edilen ödenek ise 20002004 yıları arasında toplam 51 Milyon TL iken bu değer 2005-2009 yılları arasında 685 Milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Buna göre TÜBİTAK tarafından sağlanan akademik araştırma desteğinin yaklaşık 13 kat arttığı görülmektedir. Tüm bu artışlar önceki yıllara göre olumlu gelişmeleri işaret etse de, Türkiye’nin bu alana tahsis ettiği kaynaklar henüz olması gereken düzeylerin çok altındadır. Dünya bankası raporlarına göre ülkelerin 2010 yılı Ar-Ge harcamaları incelendiğinde, Çin’in 139 Milyar dolar, ABD’nin 130 Milyar dolar ve Hindistan 6.4 Milyar dolar harcama yaptığı görülmektedir. Bu değer Türkiye için yalnızca 1.9 Milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Teknolojik gelişimin ülkelerin büyümesi üzerindeki etkisinin anlaşılmasında önemli göstergelerden birisi de patent sayılarıdır. Türkiye kaynaklı patentlerin sayısı incelendiğinde, ülkemizdeki durumun gelişmiş ülkelere göre çok gerilerde olduğu görülmektedir. Örneğin milyon kişi başına düşen patent sayılarına bakıldığında 2007 yılı için bu sayının AB-12 olarak isimlendirilen ülkelerde 414, ABD’de 466 ve ülkemizde 5,48 olduğu görülmektedir. Mutlak sayı cinsinden 2007 yılında Türkiye kaynaklı patentlerin sayısı 390 iken bu sayı AB-12 ülkelerinde ve ABD’de sırasıyla 136.555 ve 140.373 olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizin bilimsel yayın sayısı bakımından dünyada 19. sıraya yükselmiş olması, araştırmacı sayısındaki artış, bilim insanı yetiştirmek konusunda muhtelif kurumların sağladığı destekler, siyasi iktidarların bilim ve teknolojiye eski dönemlere göre daha fazla kaynak ayırma eğilimine girmeleri, toplumda bu alanda bir bilinç oluşmaya başlaması gibi olumlu gelişmeler de yaşanmaktadır. Ancak, gelişmeler 2023 için ortaya konan hedeflere erişmekten uzaktır. Bu nedenle strateji belgesinde ortaya konan hedeflere erişmek için siyasi iradenin kararlılığına ilave olarak dikkat edilmesi gereken bazı kritik hususlar da vurgulanmıştır. Devletin her kurum, birim ve çalışanının hedefler doğrultusunda bilinçlendirilmesi, her kamu kurumunun kaynağı bu stratejiler olan vizyon ve hedeflere sahip olması, dönemsel planlama, programlama ve bütçelemelerde bu hedeflerin gözetilmesi bunlardan bazılarıdır. Ülkemizde doğrudan kamu Ar-Ge fonlarına bakıldığında üç önemli finans kaynağının TÜBİTAK, DPT ve

222

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Doç.Dr.Adem KALINLI

yükseköğretim kurumları bünyesinde yer alan Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) birimlerince sağlandığı görülmektedir. Bu kurumların/birimlerin 2005-2008 yılları arasındaki doğrudan kamu Ar-Ge fonları içindeki payları DPT %24, BAP %28 ve TÜBİTAK %39 olarak gerçekleşmiştir. DPT ve TÜBİTAK süreklilik içersinde güncellenerek geliştirilen mevzuatlara sahip olarak Ar-Ge için ayrılan fonların yönetiminde oldukça etkin araçlar ve stratejiler kullanabilen ve kamuoyu tarafından iyi bilinen kurumlardır. Oysa temelde TÜBİTAK gibi araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemek üzere yükseköğretim kurumları bünyesinde kurulan ve doğrudan kamu Ar-Ge fonları içerisinde 250 Milyon TL gibi küçümsenemeyecek bir paya sahip olan fonları yöneten BAP Birimleri bu güne kadar hemen her kesim tarafından göz ardı edilmiştir. Uygulamada, bu birimlerin yasal statüsünü düzenleyen mevzuattan, birimlerce sağlanan desteklere ilişkin harcama mevzuatına kadar pek çok konuda sorunlarla karşılaşılmaktadır. Hatta bu birimlerle ilgili bazı mevzuat hükümleri diğer bazılarıyla da çelişkiler içermektedir. Bu makalede, yükseköğretim kurumlarında bilimsel araştırma projelerine destek sağlamak üzere kurulan BAP Koordinasyon Birimleri’nin mevcut durumu hakkında bilgi verilerek, bu birimlerce gerçekleştirilen kamu harcamalarının verimli ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için muhtelif öneriler ortaya konmuştur.

ödeneklerden oluştuğu ve katma bütçeden Üniversite Araştırma Fonlarına ayrılan ödeneklerin ise son derece kısıtlı olduğu belirtilerek, bu fonların kapatılmasının ülkemizde bilimin, bilimsel araştırmanın, ve bilim insanlarımızı yetiştirme etkinliklerimizin çok büyük bir darbeye maruz kalacağı görüşüne yer verilmiştir. Araştırma Fonlarının kapatılmasını takiben, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 4684 sayılı Kanunla değişik 58.maddesi ve 10.04.2002 tarih ve 24722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış olan Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri Hakkında Yönetmelik ile bu gün ki haliyle BAP birimleri kurulmuştur. İlgili yönetmelikte bu birimlerin kuruluş amacı, yükseköğretim kurumlarında bilimsel araştırma projesi tekliflerinin değerlendirilmesi, kabulü ve desteklenmesi ile bunlara ilişkin hizmetlerin yürütülmesi, izlenmesi ve sonuçlandırılması olarak tanımlanmıştır. YÖK tarafından yayımlanan ve 01.01.2009 tarihinden itibaren yürürlüğe giren “Yükseköğretim Kurumları Bütçelerinde Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Tefrik Edilen Ödeneklerin Özel Hesaba Aktarılarak Kullanımı, Muhasebeleştirilmesi İle Özel Hesabın İşleyişine İlişkin Esas ve Usuller” ile bu birimler “Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi” olarak isimlendirilmiş ve yönetimi üst yönetici tarafından atanacak bir koordinatöre bağlanmıştır.

2.Yükseköğretim Kurumlarında BAP Koordinasyon Birimlerinin Mevcut Durumu Üniversitelerde rektörlüklere bağlı olarak bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla “Araştırma Fonu” kurulabileceğine dair ilk mevzuat 4.11.1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. Maddesi ile düzenlenmiştir. Üniversitelerin araştırma fonları yaklaşık 20 yıl önemli faaliyetler gösterdikten sonra 2001 yılında diğer birçok fonla birlikte kapatılmıştır. Fonların kaldırılacağı duyumu üzerine Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) yaptığı duyuruda, özetle, bilim ve araştırma standartlarının uluslararası düzeye erişmesi hedefi için araştırma fonlarının kaldırılması yerine desteklenmesi gerektiği, ülkemizin uluslararası bilimsel yayın indekslerine giren yayınlarının sayısındaki artışta Araştırma Fonlarının sağladığı desteklerle yürütülen araştırmaların çok büyük katkısı olduğu, üniversitelerimizdeki bilimsel araştırmalara sağlanan desteğin büyük oranda Araştırma Fonlarından gerçekleştirildiği ve bu birimlerin DPT tarafından desteklenen üniversitelere ait ileri araştırma projelerinin bütçelerinin kullanılmasında da aracı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, bu fonların bilim insanlarımızın yetiştirilmesinde son derece önemli bir rolü ve etkisi bulunduğu ve bu birimlerin desteklenerek zenginleştirilmesinin bir zaruret olduğu da özellikle vurgulanmıştır. Ayrıca, üniversite Araştırma Fonlarının kaynağının çok büyük ölçüde üniversitelerin öz gelirlerinden ayrılan

TÜBA’nın duyurusunda da yer verdiği gibi çok önemli görevleri yerine getiren BAP Birimleri’nin günümüzdeki yapısı ile ilgili bazı bilgiler aşağıda özetlenmiştir. Yönetim Yapısı: Birimlerin yönetimi üst yöneticiye bağlı koordinatörlük olarak yürütülmektedir. Koordinatörlük bir kadro veya unvan olmayıp üst yönetici tarafından verilen bir görevdir. Buna göre akademik veya idari bir personel koordinatör olarak görevlendirilebilmektedir. Bazı yükseköğretim kurumlarında koordinatörlük görevi öğretim üyelerince yürütülmekte, bazılarında ise bu görevi idari ve mali işler daire başkanı veya görevlendirilen diğer bir idari personel yürütmektedir.

223

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Yüksek Öğretim Kurumlarında Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Ayrılan K aynak ların Verimli ve Etk in Kullanımı

Gelirleri: İlgili yönetmelik kapsamında, bilimsel araştırma projelerinin finansmanında kullanılmak üzere dört temel gelir kaynağı tanımlanmıştır. Bunlardan birincisi, yükseköğretim kurumunun döner sermaye işletmelerinden elde edilen her türlü gayri safi hasılatın %5’inden az olmamak üzere, yükseköğretim kurumunun belirleyeceği oranda aktarılacak tutarlardır. Diğerleri ise, bilimsel araştırma projelerinden elde edilen gelirler, projeler için yapılacak bağış ve yardımlar ile ortak araştırmalar için diğer kuruluşlar tarafından ödenecek tutarlar olarak tanımlanmıştır. Günümüzde BAP Birimlerinin bütçeleri incelendiğinde yalnızca 40.000TL bütçeye sahip birimler olduğu gibi 30-40 Milyon TL bütçesi bulunan birimlerinde olduğu görülmektedir. Birimlerin bütçe büyüklüklerinin bu denli farklı olmasının temel nedeni, gelirlerinin büyük oranda kurumların döner sermaye faaliyetlerinden aktarılan paylardan oluşmasıdır. Bu nedenle döner sermaye gelirleri yüksek olan kurumlardaki BAP Birimlerinin bütçeleri de yüksek olmaktadır. Bu birimler için katma bütçeden ayrılan ödeneklerde farklılıklar göstermekte ve genel olarak bu tutar 40.000 TL ile 1 Milyon TL arasında değişmektedir. Bütçe Esasları: Birime gelir kaydedilen ödenekler özel hesaba aktarılır ve yalnızca desteklenen projelerin finansmanında kullanılır. Projelerden artan ödenekler benzer şekilde diğer projelerin finansmansında kullanılır ve dönem sonu itibariyle hesapta kalan tutarlar yükseköğretim kurumu bütçesi ile ilişkilendirilmeksizin ertesi yıla devreder. Özel hesaba aktarılan tutarlar, yükseköğretim kurumları bütçe ve faaliyet gelir-giderleriyle ilişkilendirilmeksizin emanet hesaplarda izlenir ve diğer banka hesapları ile ilişkilendirilemez. Bilimsel ve İdari Süreçlerin İşleyişi: BAP Koordinasyon birimleri tarafından desteklenecek projelere ilişkin bilimsel süreçler, ilgili yönetmelikte tanımlanan ve öğretim üyelerinden oluşan bir Komisyon tarafından yürütülmektedir. Projelerin başvuru takviminin belirlenmesi, bilimsel değerlendirme süreçlerinin yürütülerek desteklenecek projelerin seçimi, projelerin izlenmesi, sonuçlanan projelerin değerlendirilmesi gibi tüm bilimsel süreçler Komisyonun görev alanına girmektedir. Desteklenmesine karar verilen projeler için proje yürütücüsü ile Komisyon arasında bir protokol imzalanmakta, protokolün ita amiri tarafından onaylanmasını takiben proje uygulamaya geçirilmektedir. Onaylanan projelerin satın alma işlemleri ise BAP Koordinasyon Birimi tarafından mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. Mevzuatlar: Desteklenen projelerin bilimsel süreçleri Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri Hakkında Yönetmelik ve yükseköğretim kurumlarının senatosunca çıkarılan yönerge hükümleri doğrultusunda yürütülmektedir. Projelere ilişkin mal ve hizmet alım-

ları ise 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3(f ) ve Geçici Madde 4(c) hükümleri uyarınca hazırlanan 01.12.2003 tarih ve 2003/6554 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. 3. Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Ayrılan Kaynakların Verimli ve Etkin Kullanımı Bilimsel araştırma projeleri için gerçekleştirilen kamu harcamalarını iki açıdan değerlendirmek mümkündür. Birincisi harcamaların yasal mevzuata uygunluk bakımından değerlendirilmesi, diğeri ise harcamaların verimlilik ve etkinlik bakımından değerlendirilmesidir. Kamu maliyesi bakımından temel sorun harcamaların verimlilik ve etkinlik bakımından değerlendirilmesinde yaşanan güçlüklerdir. Genel olarak verimlilik, mal ve hizmet üretirken kaynakların ne kadar iyi kullanıldığını ifade etmekte kullanılan bir kavramdır. Dolayısıyla, verimlilik girdi ve çıktıların sayısal veya parasal olarak ölçülebildiği durumlarda kullanışlı bir kavramdır. Bir faaliyetin verimli sayılabilmesi için, aynı girdi ile daha fazla çıktı sağlanması ya da aynı çıktının daha az girdi ile sağlanması gerekir. Etkinlik kavramı ise başlangıçta ortaya konan amaç ve hedeflere ne ölçüde ulaşılabildiğini ifade etmekte kullanılan daha geniş kapsamlı bir kavramdır. Verimlilik daha çok nicel olarak ölçülebilen durumları analiz etmekte kullanılabilirken, etkinlik tüm süreçler için kullanılabilmektedir. Bu yönüyle bakıldığında BAP Birimlerinin faaliyetlerinin tümü üzerinde ya da desteklenen tek bir proje boyutunda verimlilik ve etkinlik değerlendirmesi yapılabilir. Genel olarak, mali kaynakların kullanımında standartlara uygunluk araştırması olarak da tanımlanabilecek denetim mekanizması, kaynaklarının verimli, ekonomik ve etkin olarak kullanılmasında şüphesiz ki önemli bir işleve sahiptir. Ancak, söz konusu olan bilimsel araştırma projelerine ait kamu harcamalarının denetlenmesi olduğunda, denetim çoğunlukla mevzuat yönünden gerçekleşebilmektedir. Çünkü bilimsel araştırma projelerinin sonuçlarının kısa ve uzun dönemde ülkemizin bilgi birikimine katkısının veya toplumsal yarara dönüşmesindeki etkilerinin anlaşılması zor ve karmaşık bir süreçtir. Ayrıca, bu süreçlerin değerlendirilmesi çoğunlukla konunun uzmanı bilim insanlarının gerçekleştirebileceği bir husustur. Dolayısıyla, BAP Birimlerinde bilimsel araştırma projeleri için gerçekleştirilen kamu harcamalarının değerlendirilmesi yada harcamaların etkinliğinin sağlanması yalnızca denetimle görevli kurumların tek başına üstesinden gelebilecekleri bir süreç olmayıp, ilgili birimlere de önemli görevler düşmektedir. Bu kapsamda ilk yapılması gereken, BAP Koordinasyon birimlerinin etkin ve akademik bir yönetim anlayışına sahip olacak şekilde yeniden yapılandırılmaları ve kurumsallaşmalarının sağlanmasıdır.

224

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Doç.Dr.Adem KALINLI

Bu amaçla, BAP Koordinasyon Birimlerinin ülkemizin ulusal bilim ve teknoloji stratejileri ile uyumlu vizyon ve hedeflere sahip olmaları, faaliyetlerinde bilişim teknolojilerinden en üst düzeyde yararlanabilmeleri ve proaktif yönetim anlayışı içerisinde dönemsel planlamalar yapabilmeleri son derece önemlidir. BAP Koordinasyon Birimleri yalnızca desteklenmesine karar verilen projelerin harcama işlemlerinin yürütüldüğü bir sekretarya birimi olarak faaliyet göstermemeli, bilimsel projelere ilişkin her türlü veriyi kullanarak stratejik analizler yapabilmeli, bilimsel projelerin hazırlanmasında, bilimsel işbirlikleri geliştirilmesinde ve dış kaynaklı proje desteklerinin ülkemize daha fazla kazandırılması gibi hususlarda da araştırmacılara destek hizmetleri verebilmelidir. Tüm faaliyetler ortak bir hedef çerçevesinde birbirini tamamlayacak biçimde yönetilmeli, eşgüdüm sağlanmalı, gelişmeler ölçme ve değerlendirme faaliyetleri ile izlenerek gerekli uygulamaların/tedbirler zamanında hayata geçirilmelidir. Bu nedenle, tüm bu süreçlerin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesi ise, ancak bilimsel araştırmalar konusunda yetkin öğretim üyelerinin koordinasyonunda mümkün olabilecektir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde ülkemizdeki BAP Koordinasyon Birimleri’nin çoğunluğunun arzu edilen noktadan uzak olduğu görülmektedir. Vizyon ve misyon hedeflerini ortaya koyan, stratejik ve dönemsel planlamalar yapabilen ve bilişim sistemlerini yönetimsel süreçlerde etkili olarak kullanabilen birimlerin sayısı oldukça sınırlıdır. Ulusal politikalara uygun olarak öncelikle desteklenecek stratejik araştırma alanlarını belirleyen birimlerin oranı dahi %10’lar civarındadır. Dolayısıyla, birçok BAP Koordinasyon Birimi’nin idari mekanizmaları büyük oranda gerçekleştirdikleri kamu harcamalarının mevzuatlara uygun olması hususuna odaklanmış durumdadır. Oysa, BAP Koordinasyon Birimleri’nde yürütülen muhtelif süreçlerle ilgili olarak geliştirilecek bazı uygulamalar ve tedbirler dahi bilimsel araştırmalar için ayrılan kaynakların etkin kullanımı ve araştırma sonuçlarının daha yüksek katma değer sağlaması hususunda büyük öneme sahiptir. Aşağıda bu kapsamda ele alınabilecek bazı öneriler kısaca özetlenmiştir: 1. TUBİTAK ve DPT tarafından desteklenen projelere ilave olarak, Avrupa Birliği gibi dış kaynaklarca desteklenen projelerin mali süreçleri de BAP Koordinasyon Birimlerince kayıt altına alınmalıdır. Bu husus, yükseköğretim kurumlarının bilimsel araştırma projeleri envanterinin tutulması ve bu açıdan performanslarının değerlendirilmesi için önem arz etmektedir. 2. BAP Koordinasyon Birimleri tarafından TUBİTAK ve DPT tarafından desteklenen projeler kapsamında satın alınan makine ve teçhizatların envanteri araştırmacılar, birimler ve bölümler bazında kayıt altına alınmalıdır. Araştırmacıların yeni başvurularında bu kayıtlar göz önünde bulundurulmalı, araştırmacıların kullanımın-

da olan veya birimlerinde kullanılabilir durumda olan benzer nitelikteki teçhizatlarla ilgili mükerrer alımların önüne geçilmelidir. Erciyes Üniversitesi BAP Biriminde gerçekleştirilen benzer bir uygulama ile yalnızca 4 aylık sürede yaklaşık 300.000TL tasarruf sağlanmış olması konunun öneminin anlaşılması bakımından önemli bir örnektir. Ayrıca, araştırmacıların yürüttükleri projeleri kapsamında satın alınan makine ve teçhizatı proje tamamlandıktan sonra da kişisel odalarında veya laboratuarlarında tutarak diğer araştırmacıların kullanımına imkan vermemeleri de sıkça yaşanan bir durumdur. Bu tür durumlar önemli düzeylerde kamu kaynaklarının israfına yol açmaktadır. Bu nedenle, tamamlanan projelere ait nitelikli makine ve teçhizatların diğer araştırma projelerinde kullanılmak üzere tahsis edilmesi yönünde gerekli tedbirler alınmalıdır.

3. Proje başvuruları elektronik ortamda alınmalı ve ön teknik incelemeden geçirilerek başvuruların eksiksiz olarak Komisyon değerlendirmesine sunulması sağlanmalıdır. Ön bir teknik incelemeden geçirilmeden değerlendirme süreçleri başlatılan başvurular, Komisyonların iş yükünü artırmakta ve süreçlerin uzamasına neden olmaktadır. Ayrıca başvuruların elektronik ortamda alınması basılı kağıt kullanımının azaltılması, değerlendirmesi devam eden projeler üzerinde analizler yapılarak öncelik sırası oluşturulabilmesi, zamanın daha etkin kullanılması ve birimlerin arşivlerini daha güvenilir ortamda muhafaza edebilmesi gibi önemli avantajlar sağlamaktadır. 4. Proje başvurularının değerlendirilmesi bilimsel ve etik ilkelere uygun olarak mümkün olan en kısa sürelerde tamamlanmalıdır. Bilimsel bir projenin belki de en önemli aşaması henüz başlangıçta proje taslağının son derece dikkatli ve titiz bir yaklaşımla değerlendirilmelisidir. Bu aşamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi hem proje kapsamında talep edilen gereksiz veya abartılı bütçe kalemlerinin tespiti hem de gerekli durumlarda projenin bilimsel içeriğinin amaca erişme gücünü artıracak şekilde revize edilmesini sağlayabilmek için son derece önemlidir. Bu amaca yönelik olarak öncelikle

225

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Yüksek Öğretim Kurumlarında Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Ayrılan K aynak ların Verimli ve Etk in Kullanımı

proje başvurusu ve bilimsel değerlendirme formları dikkatle ve bilimsel bir bakışla hazırlanmalıdır. Başvuru formlarında, amaç, özgün değer gibi önemli ve çoğu kez standart olan bilgi alanlarına ilave olarak, araştırmacıların projenin başarı ölçütlerini açık ve somut olarak ortaya koymalarını sağlayacak alanlara da yer verilmelidir. Ayrıca, araştırmacıların talep ettikleri her bir bütçe kaleminin proje ile ilişkisini ve gerekçesini ortaya koyan açıklamalarda talep edilmelidir. Projeler için tahsis edilen mali kaynaklar araştırmanın gerçekleştirilebilmesi için zorunlu olan giderleri karşılamaya yönelik olmalı, zorunlu olmayan giderler karşılanmamalıdır. Değerlendirme sürecinin başarılı olabilmesi için, hakemlerin konunun uzmanı olan araştırmacılar arasından seçilmesi ve herhangi bir etki altında kalmalarının önüne geçecek tedbirlerin alınması da zorunludur. Bu amaçla öncelikle ülkemiz araştırmacılarının iletişim bilgileri ve araştırma alanlarını içeren bir hakem veri tabanı oluşturulmalıdır. Projelerin anahtar kelimeleri ile örtüşen alanlardan seçilen hakemlerin internet üzerinden projeye ait tüm verileri inceleyerek, etkin ve süratli değerlendirme yapabilmelerine olanak sağlanmalıdır. Günümüzde yükseköğretim kurumlarının büyük bir kısmında, basılı bağıt ortamında hazırlanan proje başvuruları normal posta yoluyla iletilerek hakemlerin değerlendirmesine sunulmaktadır. Bu ise maliyet ve zaman bakımından önemli düzeylerde israfa yol açmaktadır. 5. Birimlerde, desteklenmesine karar verilen projelerin harcama işlemlerinin süratle gerçekleştirilmesini sağlayacak alt yapının oluşturulması projelerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için oldukça önemlidir. Bilimsel projeler, belirli bir zaman sınırlaması dahilinde yürütülmek üzere planlanan faaliyetleri kapsadığından, projede süreçlerinin öngörülen plana uygun olarak yürütülebilmesi her şeyden önce gerekli mali desteğin zamanında sağlanabilmesine bağlıdır. Bazı birimlerde satın alma işlemlerinin sonuçlanması 3-5 ay gibi süreleri gerektirebilmekte, bu gecikmeler ise proje çalışmalarında önemli aksaklıklara neden olabilmektedir. Bu tür durumlarda projelerden beklenen hedeflere tam olarak erişmek mümkün olamadığı gibi, ekonomik anlamda da önemli düzeylerde kayıplar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, satın alma süreçlerinin özellikle bilişim teknolojilerine dayalı yazılım otomasyonları kullanılarak kısa sürelerde gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir. BAP Koordinasyon Birimleri’nin satın alma mevzuatı, diğer satın alma mevzuatlarına göre muhtelif esneklikler içerse de, günümüz ihtiyaçlarına cevap vermekten uzaktır. BAP birimleri ile ilgili olarak, ülkemizde bilimsel araştırmalara önemli destek sağlayan ve süreçleri başarıyla uygulayan TÜBİTAK’ın harcama usullerini model alan düzenlemelerin yapılması son derece önemlidir. Yürümekte olan bazı projelerde ortaya çıkan acil ihtiyaçların temininde yaşanan gecikmeler, bazen projenin

başarısız olmasına bazen de yapılan diğer birçok harcamanın da atıl duruma düşmesine yol açabilmektedir. Örneğin proje kapsamında gerekli olan bir kit’in acilen temin edilememesi diğer tüm kit’lerin işe yaramaz duruma düşmesine veya bozulmasına neden olduğu gibi, belirli mevsim koşullarının zorunlu olduğu projelerin zamanında yapılamayan çalışmaları da projelerin başarısız olmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla projeler için gerçekleştirilen harcamalarda tasarrufun gözetilmesi tek başına kamu kaynaklarının verimli kullanıldığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle BAP Koordinasyon Birimleri’nin satın alma işlemlerinin hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Bu amaçla mevcut satın alma mevzuatı birimlere daha fazla esneklik ve inisiyatif kullanma yetkisi verecek şekilde iyileştirilmelidir. Ancak, birimler zorunlu haller dışında ve kabul edilebilir süreler içerisinde tamamlanabilecek satın alma işlemlerinde kamunun çıkarını gözeterek alımın internet üzerinden ilan edilmesi ve/veya teklifler üzerinde pazarlık edilmesi gibi mekanizmaları işletmelidir. Çünkü bu tür rekabet yaratıcı uygulamaları gerçekleştiren birimlerin %30-40’lara varan oranlarda tasarruf sağladığı bilinen bir gerçektir. Ancak bir kez daha vurgulamak gerekir ki, acil ihtiyaçlar söz konusu olduğunda ilan ve pazarlık yoluna gidilmesinin ortaya çıkaracağı gecikmeler bu anlamda yarardan çok zarar getirecektir. Dolayısıyla, birimlerin etkin bir yönetim anlayışı ile bu hassas dengeyi kurmaları kaynakların tasarruflu kullanılması için bir zorunluluktur. 6. Zaman kayıplarını en aza indirebilmek ve araştırmacıların projelerine daha fazla odaklanabilmelerine katkı sağlamak için, yürüyen projelerle ilgili muhtelif taleplerin ve proje raporlarının elektronik ortamda alınması sağlanmalıdır. Araştırmacılardan gelen talepler Komisyon üyelerince dikkatle değerlendirilmeli ve sağlıklı kararlar alınabilmelidir. Ayrıca proje sonuç raporları, projenin başlangıcında bilimsel değerlendirme yapan hakemlerden seçilecek bir izleyici hakemin değerlendirmesine sunularak çalışmanın başarılı bulunup bulunmadığına karar verilmelidir. Bu uygulama, projenin önceden belirlenen amaçlara ne oranda eriştiğinin tespit edilebilmesi bakımından önemlidir. 7. BAP Koordinasyon Biriminin ve her bir projenin bütçe hareketleri elektronik ortamda izlenmelidir. Stratejik planlamalar yapılabilmesi için, birimin özel hesabındaki aktif tutarın ve yürürlükteki projeler için bloke edilmesi gereken tutarların bilinmesi zorunludur. Bilimsel değerlendirme süreçleri tamamlanan bir proje önerisinin desteklenip desteklenmemesine karar verme yetkisi BAP Komisyonlarındadır. Dolayısıyla, devam etmekte olan herhangi bir proje için ek süre veya ek bütçe verilmesi ve bütçe kalemlerinde değişiklik yapılması gibi tüm hususlarda karar almaya yetkili merci de BAP Komisyonudur. Ancak, bazı birimlerde Komisyon

226

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Doç.Dr.Adem KALINLI

onayı aranmaksızın, araştırmacıların talebi neticesinde bir proje için tahsis edilen bütçe tutarının üzerinde harcama yapılması veya bütçe kalemlerinde değişiklik yapılması gibi hususlar da karşılaşılan durumlardır. Bu nedenle, bütçe hareketlerinin elektronik ortamda izlenmesi ve bahsedilen v.b. yetki aşımlarını engelleyici mekanizmaların kurulması son derece önemlidir. 8. BAP Koordinasyon Birimlerinin yönergelerinde, genellikle proje tamamlandıktan sonra belirli bir süre içerisinde proje sonuçlarının ulusal veya uluslararası dergilerde yayına dönüştürülmesine yönelik hükümler bulunmaktadır. Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen araştırmacılara ise ya şartı sağlayıncaya kadar yeni bir proje desteği sağlanmamakta ya da araştırmacının bu süredeki diğer bilimsel yayınlarının sayısına ve projesiyle ilgili gerçekleştirdiği yayın başvurularına bakılarak “şartı sağladığı” kararı verilerek yeni başvuru imkanı sağlanmaktadır. Ancak, günümüzde birçok BAP Koordinasyon Birimi araştırmacıların yayın şartlarını sağlayıp sağlamadığını etkin olarak izleyememekte ve kontrol edememektedir. Hatta yine birçok birimde harcama yapılan ve üzerinden yıllar geçmesine rağmen, araştırmacılar tarafından sonuçlandırılmayan yüzlerce proje ile karşılaşmak da mümkündür. Süresi geçmesine rağmen rapor sunulmaması, projelerin tamamlanmaması, yayın şartlarının yerine getirilmemesi gibi hususlar, bilimsel projelere ayrılan kaynakların verimliliği ve etkinliğinin önündeki en büyük engellerdendir. Bu nedenle birimlerin bu tür süreçleri bilişim sistemleri ile otomatik olarak takip edebilecek alt yapıya sahip olmaları son derece önemlidir. Sistem araştırmacıların bu tür yükümlülüklerini takip edebilmeli, gerek araştırmacıları ve gerekse birim çalışanlarını uyaracak mekanizmalara sahip olmalıdır. 9. Birimlerin etkin yönetim sergileyebilmeleri ve stratejik planlamalar yapabilmeleri için çok geniş kapsamlarda içerik sunabilecek raporlama araçlarına sahip olmaları gerekir. Belirli bir zaman aralığında gerçekleştirilen projelerin türlere göre dağılımı, projelerin bütçelerinin harcama türüne göre (makine teçhizat, sarf, hizmet alımı v.b.) dağılımı, akademik birimlerin gerçekleştirdikleri proje sayıları ve türleri gibi raporlar bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu ve benzeri çok geniş raporlamalar sunabilen araçlar ise ancak bilişim sistemlerinin kullanımı ile mümkün olabilmektedir. Üst yöneticinin yılın ilk altı ayında bilgisayar alımı için harcanan tutarı öğrenmek istemesi üzerine, tüm proje dosyalarının incelenerek bilgisayar kelimesi geçen harcamaların tasnif edilmesine yönelik bir aylık bir mesai harcanması ve nihayetinde sağlıklı bir bilgiye ulaşılamaması bu tür durumlarla ilgili yaşanan bir örnektir. Teknik bilgiye sahip olmayan bir büro personelinin bilgisayar, notebook, netbook, sunucu, istemci, iş istasyonu, workstation, server v.b. bir çok ifadenin benzer bir ürün gurubunu ifade ettiğini bilmesi elbette beklenemez. Dolayısıyla

harcamaların ekonomik kodlara uygun olarak bilişim sistemleri üzerinde takip edilmesi ve gerektiğinde yalnızca birkaç tıklama ile talep edilen raporlara erişilmesinin sağlanması büyük önem arz etmektedir. 10. BAP Koordinasyon Birimleri’ne satış gerçekleştiren firmalara ait envanterler de yazılım sistemleri kullanılarak bilgisayar ortamında oluşturulmalıdır. Firmalara ait tanımlayıcı bilgilerin yanı sıra, taahhütlerini içerik ve süre olarak yerine getirme başarımları, satış sonrası destek hizmetleri kalitesi gibi bilgilerde bu envanterde yer almalıdır. Böylece, proje çalışmalarında aksaklıklara yol açan, taahhütlerini yerine getirmekte zorluklar yaşanan firmalar tespit edilmeli ve gerekli yasal tedbirler alınabilmelidir. Ayrıca, dönemsel veya yıllar itibariyle hangi firmalardan ne oranda alım yapıldığının da bu sistem üzerinden takip edilmesine yönelik mekanizmalar yazılım sistemlerinde mevcut olmalıdır.

11. Bilişim sistemleri kullanılarak birim faaliyetlerinde yer alan komisyon üyeleri, büro personeli ve hakemlerin performansları da izlenebilmelidir. Örneğin bir komisyon üyesinin/hakemin ilgili olduğu projeye ait bilgi kendisine ulaştıktan sonra değerlendirmesini tamamlamasına kadar geçen süre, bir satın alma elemanının satın alma talebi kendisine ulaştıktan sonra gerekli işlemleri tamamlamasına kadar geçen süre veya personelin muhasebe biriminden hata/eksiklik tespit edilerek geri dönen evraklarının sayısı gibi parametreler kullanılarak bir performans izleme sistemi oluşturulmalıdır. Oluşturulacak bu sistem sayesinde olası aksaklıkların kaynağının tespiti ve çözüm geliştirilmesi daha kolay olacaktır. 12. Birimde kullanılan satın alma onay belgesi, muhasebe işlem fişi, piyasa araştırma tutanağı, sipariş formu, idari şartnameler, avans belgeleri, taşınır işlem fişi, muayene kabul komisyonu tutanağı ve yolluk yevmiye belgesi gibi tüm formlar projelere özgü olarak yazılım otomasyonu sistemi üzerinden oluşturulmalıdır. Bu sayede belgelerin standardizasyonu güvence altına alınacak ve olası hatalar azaltılacaktır. Birimlerin insan hatasından kaynaklanan nedenlerle kimi zaman yanlış

227

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Yüksek Öğretim Kurumlarında Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Ayrılan K aynak ların Verimli ve Etk in Kullanımı

ödemeler yaptıkları, firmalarla yasal sorunlar yaşandığı ve kamu zararlarının oluştuğu da bilinmektedir. Bu açıdan ilgili belgelerin hazırlanmasında insan kaynaklı hataların azaltılması yönünde alınacak tedbirler önem arz etmektedir. 4. Sonuç Ülkelerin ileri düzeyde zenginlik ve refah seviyesine erişebilmesi her şeyden önce stratejik alanlarda bilim ve teknoloji üretebilmelerine bağlıdır. Bu nedenle günümüzün gelişmiş ülkeleri uzun yıllar öncesinden bilim ve teknoloji politikalarını belirlemiş ve bunları kararlılıkla uygulayarak toplumsal faydaya dönüştürebilmiş ülkelerdir. Ülkemizde de ulusal bilim ve teknoloji politikalarının belirlenmesine yönelik olarak yaklaşık elli yıllık bir süredir uğraş verilmesine rağmen, ortaya konan politikaların uygulanması mümkün olamamış ve önemli oranda zaman kaybedilmiştir. 2000 yılı sonunda başlatılan ve Vizyon 2023 olarak adlandırılan proje kapsamında ortaya konan hedefler, bugüne kadar ortaya konan politikalarla kıyaslandığında uygulanabilirlik olasılığı en yüksek olan politikaları içermektedir. Her şeyden önemlisi siyasi iktidarlarda ve toplumun değişik kesimlerinde bu alanda bir bilinç oluşmaya başlaması ümit vericidir. Ülkemizin bir yandan bilimsel araştırmalara çok daha fazla kaynak ayırması gerekirken, diğer taraftan da kıt olan bu kaynakların verimli ve etkin kullanımının sağlanmasına yönelik stratejiler izlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda bilimsel araştırmaların bir parçası konumunda olan tüm kurumlara önemli görevler düşmektedir. Yükseköğretim kurumlarının ana hedeflerinden birisi araştırma ortamlarının geliştirilmesi ve katma değeri yüksek bilimsel araştırmaların gerçekleştirilmesidir. Bu noktada, ulusal ve uluslararası kaynaklarca desteklenen bilimsel araştırma projelerinin idari ve mali süreçlerinin etkin ve verimli yürütülmesi hiç şüphesiz ki büyük önem arz etmektedir. Yükseköğretim kurumları BAP Koordinasyon Birimleri, ülkemizde doğrudan kamu Ar-Ge fonlarına kaynak sağlayan organizasyonlar içerisinde önemli bir yere sahip olmasına rağmen, bu güne kadar varlıkları, durumları ve sorunları genellikle ihmal edilmiştir. Bu birimler ile ilgili yürürlükte bulunan mevzuatlar uygulamada ihtiyaçlara tam olarak cevap veremediği gibi, bazı hallerde diğer mevzuatlarla çelişkilere de yol açmaktadır. Bu nedenle öncelikle BAP Koordinasyon Birimlerinin ulusal bilim ve teknoloji politikalarına uygun olarak vizyon ve hedeflere sahip olan, dönemsel stratejik planlamalar yapabilen etkin bir yönetim anlayışı ile yeniden yapılandırılarak yasal statülerinin tanımlanması gereklidir. Ayrıca bu birimler eliyle harcanan kamu kaynaklarının verimli ve etkin bir şekilde kullanıl-

masının sağlanmasına yönelik olarak gerekli tedbirlerinde alınması da bir zarurettir. Birimlerin mevcut durumuna bakıldığında, birçok birimin arzu edilen noktadan uzak olduğu ve kaynakların kullanımında mevzuatların yetersizliğinden ya da etkin olmayan yönetim anlayışlarından dolayı önemli oranlarda israfın söz konusu olduğu görülmektedir. Bu nedenle, mevzuatların ihtiyaca uygun olarak acilen güncelleştirilmesi gerektiği yükseköğretim kurumlarında yaygın bir görüş durumundadır. Kaynakların azlığı kadar ülkemizin araştırmacı sayısının da az olduğu ve bilimsel araştırmaların özveri ile yürütüldüğü de unutulmamalıdır. Çünkü mevcut sistemde araştırmacıları bilimsel projeler yürütmeye sevk eden teşvik sistemleri bulunmamaktadır. Dolayısıyla mevzuatta, araştırmacıları teşvik edecek, onların önünü açacak ve faaliyetlerini kolaylaştıracak düzenlemelere de yer verilmesi de son derece önemlidir. Konuyla ilgili olarak Erciyes Üniversitesi tarafından başlatılan bir girişim neticesinde, Erciyes Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve ADIM Üniversiteler Birliği’nin organizatörlüğünde bir çalıştay düzenlenmesi hususunda mutabakat sağlanmıştır. Çalıştay kapsamında Yükseköğretim Kurulu, TÜBİTAK, Sayıştay Başkanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve Kamu İhale Kurumu Başkanlığı gibi konunun tarafı olan kurumlarında katkıları ile BAP Koordinasyon Birimleri’nin mevcut durumunun, sorunlarının ve çözüm önerilerinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda hazırlık toplantılarından ilki 08-09 Ekim 2010 tarihlerinde Erciyes Üniversitesinde gerçekleştirilmiş ve konuyla ilgili eylem planı belirlenmiştir. Gerçekleştirilen bu girişim son derece önemli olup konunun tarafı olan tüm kurumların bu faaliyeti desteklemesi de büyük önem arz etmektedir. Netice itibariyle, bilimsel araştırmalar için ayrılan kamu kaynaklarının verimli ve etkin kullanımının sağlanması yalnızca denetim kurumlarının faaliyetleriyle sağlanabilecek bir husus değildir. Bu nedenle kamu adına bu kaynakları kullanmak durumunda olan kurumların etkin yönetim sergilemeleri ve kendi bünyelerinde bazı tedbirler almaları son derece önemlidir. Ayrıca, bu birimlerin bilişim sistemlerini etkin olarak kullanmadan arzu edilen etkinlik düzeylerine erişmeleri de mümkün görünmemektedir. Bu nedenle, bir yandan kurumların yönetim ve işleyişleri gözden geçirilmeli diğer taraftan da bilişim sistemlerini etkin olarak kullanmaları özendirilmelidir.

228

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

Doç.Dr.Adem KALINLI

KAYNAKLAR

comments.html

Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları, 2003-2023 Strateji Belgesi, TÜBİTAK, 2004.

Science and Technology Indicators for the European Research Area (STA-ERA) http://www. cordis.lu.

Ahmet Arslan, “Kamu Harcamalarında Verimlilik, Etkinlik ve Denetim, http://portal1.sgb.gov.tr/calismalar/ maliye_dergisi/yayinlar/md/md140/Kamu%20Harcamalari%20_A.%20ARSLAN_.pdf

TÜBA’nın Üniversite Araştırma Fonları Konusunda Duyurusu, http://www.tuba.gov.tr/duyuru.php?id=39

Çilem Selin AKAY, ”Türkiye’de Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları”, TÜBİTAK Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Daire Başkanlığı, sunum, 4 Aralık 2009. http:// www.iav.org.tr/dosyalar/yenilik_politikalari_IPR_TUBITAK_CilemSelinAKAY.pdf Aykut Göker, “Türkiyede 1960’lar ve sonrasındaki Bilim ve Teknoloji Politikası Tasarımları Niçin [Tam] Uygula[ya]madık”, ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği, “Ulusal Bilim Politikası” Paneli, ODTÜ, Ankara, Haziran 2002. Doğrudan Kamu Ar-Ge Fonlarının Değerlendirilmesi, TÜBİTAK BTYPDB, Haziran 2008, http://www. tubitak.gov.tr/tubitak_content_files//BTYPD/DKF/DKFDegerlendirilmesi_Rapor_Part1.pdf Cezmi A. AKDİŞ, “Türkiye’de ve Dünya’da Bilimin Organizasyonu ve Finansmanı: Farklar, Sorular ve Sorunlar”, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 33 (3) 107110, 2007 Yetkiner, I.H. (2009), “Türkiye Neden Büyümüyor?”, 17 Nisan 2009, http://homes.ieu.edu.tr/~iyetkiner/

Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri Hakkında Yönetmelik, http://www.yok.gov.tr/content/view/460/183/lang,tr/ Yükseköğretim Kurumları Bütçelerinde Bilimsel Araştırma Projeleri İçin Tefrik Edilen Ödeneklerin Özel Hesaba Aktarılarak Kullanımı, Muhasebeleştirilmesi İle Özel Hesabın İşleyişine İlişkin Esas Ve Usuller, http:// bap.erciyes.edu.tr/materyaller/Editor/decument/esas_ ve_usul_2009.pdf Özcan Rıza Yıldız, Bilişim Sistemleri Denetimi ve Sayıştay, Sayıştay Dergisi, Sayı:65, http://www.sayistay. gov.tr/dergi/icerik/der65m13.pdf Musa Kayrak, Bilişim Sistemleri Stratejisinin Önemi Ve Sayıştay Deneyimi, Sayıştay Dergisi, Sayı:65, http:// www.sayistay.gov.tr/dergi/icerik/der65m15.pdf Kamil Mutluer, Kamu Harcamalarının Verimliliği, http://www.turkcebilgi.com/kose_yazisi_79774_kamilmutluer-kamu-harcamalarinin-verimliligi.html

229

EKİM - KASIM - ARALIK 2010

View more...

Comments

Copyright � 2017 SILO Inc.
SUPPORT SILO